Son Macera: Marihuana bahane, kafalar şahane
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Sisteme savaş açan bir yapısı olan filmde üç yaşlı dost soygun öncesi bir marihuana dükkanına uğruyorlar. Marihuana içtikten sonra kafaları güzel olan üçlünün eğlenceli ve güncel bu sahnesini izlerken ikileme düştüm

Bankalar ülkemizi mahvetti. İnsanların hayallerini paramparça etti ve bunu yapmalarına rağmen onların başına hiçbir şey gelmedi. Biz üç yaşlı adam banka soyacağız ve onurumuzla hayattan elimizi ayağımızı çekeceğiz. Eğer yakalanırsak yatacak yerimiz, üç öğün yemeğimiz ve daha iyi bir sağlık güvencemiz olur’ diyen üç emekli yaşlı dost aslında filmin tüm özetini de yapmış oluyorlar. Going in Style (Son Macera), Michael Caine, Morgan Freeman ve Alan Arkin gibi birbirinden önemli aktörlerle güncel kapitalizm eleştirisi yapan sıcak bir film.

Hafif bir komedi

Komedisi biraz hafif kalan filmin yönetmeni Zach Braff’ın risk almak istememiş olduğu veya bu kadronun profesyonelliği karşısında bir türlü risk almaya cesaret edememiş olduğu görülüyor. A sınıfı oyuncuların B sınıfı yapımlarından gibi duran filmin her ne olursa olsun belli bir cazibesi elbette var. Fakat sırtını ünlü oyuncuların karizmasına yaslayan filmin daha ziyade bir pazarlama stratejisi yapımı olduğunu ve bu sebeple de bir ev sineması olma halini aşamadığını düşünüyorum. Filmin soyguna hazırlık kısmı fazla uzun tutulmuş. Filmin yarısına yakın kısmı karakterleri kendi özellerinde tanımakla, birbirleri ile olan ilişkilerini izlemekle geçiyor. Ve senaryo bana kalırsa gereksiz bir çaba ile bu karakterlerin aslında kötü insanlar olmadıklarını ve sistemin onları bu soygunu yapmaya zorladıklarını anlatmakla fazla zaman harcıyor. Ayrıca senaristin bu üç karakter arasından birisine daha ağırlık vermeme çabası yani eşitleme hamlesi biraz dikkat çekiyor.

Endüstrinin entelektüelleri

1979 yılındaki versiyonun tekrar çekimi olan bu film ilkine oranla daha akıcı ve daha neşeli. Sebebi elbette ki yönetmen Braff’ın daha enerjik olan tarzı ve hikâyeyi tekrardan senaryolaştıran Theodore Melfi’nin günümüze hitap eden kalemi. Amerikan sinema endüstrisinin bu kadar başarılı olmasının sebepleri çok yönlü ancak şu ayrıntının kesinlikle bu sebeplerden birini oluşturduğunu düşünüyorum; filmin senaristi Theodore Melfi aynı zamanda senenin en sevilen filmlerinden olan Hidden Figures filminin yönetmeni ve yapımcılarından biri. Yani bu kıtada sinema endüstrisinin çarkı temelde maddi olarak dönüyor ve endüstri bunu her alanda başarı gösteren entelektüel ve uzman kişilerle yapıyor.

Marihuana illegal!

Sisteme savaş açan bir yapısı olan filmde üç yaşlı dost soygun öncesi bir marihuana dükkânına uğruyor. Marihuana içtikten sonra kafaları güzel olan bu üçlünün eğlenceli olan bu sahnesini izlerken ikileme düştüm. Amerika’da son yıllarda oldukça hız kazanan, marihuana kullanımı ve üretiminin, hukuki statüsünü düşündüm. Biliyorsunuz Kaliforniya marihuananın tıbbi amaçla kullanılmasının önünü açtıktan sonra diğer eyaletler onu takip etti. Bugün marihuana eyaletlere göre, tıbbi ve keyfi kullanımlara ayrılarak statüler elde etmiş durumda. Zamanında Bob Marley ve Manu Chao dinlerken çoğumuz gibi benim için de marihuana bir özgürlük ifadesiydi. Fakat raporlara ve rakamlara bakınca bu duygusal yaklaşımım uzun süre önce değişti. Marihuana kötü demiyorum elbette ancak kapitalizm karşıtı gibi duran bu özgürlükçü talebin bugünkü geldiği noktada marihuana ciddi anlamda rekabetçi bir pazar içinde sermaye sahiplerini zengin etmekle meşgul gözüküyor. Bir yandan da biliyorum ki maddenin yasal olmayan durumunda da bu pazar payı karaborsa baronları ve onun işbirlikçileri tarafından cebe indirilmekte.

Kafası güzel gençler

Amerika özelinde 1930’lardan itibaren ekonomik, sosyolojik, stratejik, politik olarak ele alınan bir konu olsa da bugün şunları düşünmek yanlış olmasa gerek. Marihuana Amerika’daki işsizlik, sağlık sisteminin adaletsizliği, göçmen problemleri, silah kullanımı, obezite, kredi borcu içindeki milyonlar, savaş kayıpları, artan terör ve sokaklara yansıyan ırkçılık gibi problemlerle baş etmenin etkili bir yolu oldu. Gençleri hükümet karşıtı sokak hareketlerinden uzak tutmaya, politik taleplerini azaltmaya katkısı olmadığını söyleyemeyiz. Özellikle bir ülkenin demokrat kesiminin,0 Trump gibi bir başkanları olduğu gerçeği ile yaşamalarının en kolay yollarından biri ‘kafası güzel olan gençler’ olabilir. Umarım bizim Evetçiler bu duruma uyanmazlar. Veya uyansalar mı?