Sona doğru!..
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

Davutoğlu’nun Paris’teki takiye yürüyüşü de gösterdi ki AKP projesi pek çok açıdan işlevini tamamlamıştır. Ancak; bir, yeni liberal entegrasyon konusunda daha yapacakları vardır ve bunları tamamlamalıdır. İki, Ortadoğu’dan Afrika’ya kadar işlediği insanlık suçları açısından her ne halt yedi ise birileri ile yemiş olup suç ortaklarınca korunmaktadır.

Yeni liberal entegrasyon konularından biri de enerji piyasasıdır. Enerji piyasasından kamu henüz tamamen çekilmemiş olup özelleştirmeler tamamlanmamıştır. Bir süredir ortalıkta dolaşan, “Elektrik enerjisi piyasası strateji belgesi taslağı” da piyasalaşmayı tamamlama çalışmalarından biridir. Taslak tamamen piyasanın sermaye ayağının taleplerine yöneliktir.

ETKB 2015 Stratejik Plan sunusunda da “Strateji belgesi taslağında asıl vurgu piyasanın şeffaflaştırılmasına yapılmıştır” denilerek bu vurgulanmaktadır. Plan sunumunda şöyle devam edilmektedir: “Bugün elektrik piyasasında fiyat oluşumuna ilişkin bazı eleştiriler bulunmaktadır. Bu eleştirilerin esasını, kamu uhdesindeki üretimin fiyatlama yöntemi oluşturmaktadır. Fiyat oluşum sürecinin şeffaflaştırılması, fiyat oluşumuna müdahale edilmesini engelleyici bağlayıcı hükümleri ve daha da önemlisi bu hükümlerin uygulanmasının denetlenmesini ve raporlanmasını gerektirir.”

Görüleceği üzere fiyat oluşumunda, Dengelem ve Uzlaştırma Yönetmeliği kısa adıyla DUY karaborsasının genişletilmesi ve piyasanın ‘tamamen duygusal’ eline teslim talep edilmekte. Buradaki şeffaflaşmanın Türkçe meali ise “yeter ki birbirimize k.çımızı rahatlıkla dönebilelim, gerisini nasıl olsa hallederiz” biçimindedir.

Taslakta biz ömrü yokuşlular yani bütçesi ve mintanı yamalı sokaktaki vatandaş için neler var?

Bir kere 2016 yılı itibariyle hepimiz serbest tüketici kapsamına giriyoruz. ‘Ne mutlu bizlere ki artık tedarikçimizi istediğimiz gibi belirleyeceğiz’ diye düşünebiliriz ancak kazın ayağı öyle değil. 2016 yılından itibaren -hatta çok daha önce- kapınızı bir yığın tedarikçi çalmaya başlayacak. Cep telefonlarınız aracılığıyla tacizler başlayacak. Posta kutularınıza broşürler akacak. E-mail adresleriniz ‘cazip teklifler’ ile bombalanacak. Şaşıracak, cazip tekliflere kapılıp tedarikçiden tedarikçiye dolaşacaksınız. Her değişimde cüzdanınız daha da boşalacak.

Bütün bunları piyasalaşmanın ‘nimetleri’ ile sizlerden çok daha önce tanışan İngilizler daha iyi bilirler. Bir tanıdığınız varsa sorun size anlatsınlar.. Kaldıki Türkiye’de yaşananlar oralardan çok daha vahim sonuçlar doğuracaktır.

Kürt hareketi ile pazarlıkta masada AKP’nin elini kuvvetlendiren argümanlardan biri de bu taslağın içinde yer alıyor; bölgesel tarifeye geçiş..

Vee “Enerji Yoksulluğu” kavramı ile tanışıyoruz. Bizler zaten bunu yıllardır yazılarımızda, sempozyumlarda bildirilerimizde dile getiriyorduk ancak AKP belgelerinde ilk kez bu kavram kullanılmakta. Taslakta yer aldığı şekliyle ödeme sıkıntısı çeken elektrik aboneleri ise “enerji yoksulu” olarak kabul edilip subvanse edilecekler. Yani AKP oluşturduğu sadaka kültürü anlayışını giderek genişletmekte. Önce vatandaşı ödeyemez duruma düşürmek sonra da kendine muhtaç kılmak tilkiliği de bunlara has bir şey değil elbet.

Öte yandan ilk planda yoksula yardım gibi gözüken bu subvansiyonlar aslında alacağını tahsil edemeyen özel sermayeye “merak etme ödeyemezlerse ben öderim” teminatından başka bir şey değildir. Değil de bu ödemeyi kendi cebinden mi yapıyorsun diye sormazlar mı adama..

Zaten doğalgazda vatandaşın vergileriyle büyük tüketici olan özel sermaye subvanse ediliyordu şimdi de tahsil edilemeyen faturalarına çözüm sunulmakta.

Taslakta yer alan bir başka kayırma da maden sektöründe yer alan özel sermayeye. Bunlar iş cinayetlerinde mimli olsalar bile bu kıyak söz konusu olacak. Zaten bunun işaretleri Soma A.Ş.’ye Amasya’da lisans verilmesi ile verilmişti, şimdi bu katmerlenerek devam edecek.

Bitmedi. Bir de Su Borsası işi var ki o başlıbaşına bir yazı konusu. Önümüzdeki günlerde onu daha da açarak ele alacağım.

Görüleceği üzere AKP kural tanımaksızın yoluna devam ediyor. Öte yandan bu kıyama dur diyecek bir mücadele örgüsü, bir barikattta kurulmakta. Şüphesiz kazanan halkların özgür iradesi olacaktır. Hep beraber göreceğiz...