Sonu gelmeyen yanlışlar…
ATTİLA AŞUT ATTİLA AŞUT
Cumhuriyet gazetesi bugünlerde yeni transferlerle yazar kadrosunu zenginleştiriyor

Cumhuriyet gazetesi bugünlerde yeni transferlerle yazar kadrosunu zenginleştiriyor. Ama bu gazetenin köşe yazarından önce, editör ve düzeltmene gereksinimi olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyet’te yıllardır yazım ve düzeltme yanlışından geçilmiyor! Yazarından muhabirine, herkeste Türkçe açısından bir özensizlik gözleniyor. Biz yazmaktan yorulduk ama gazete yönetimi bu konuyu yeterince önemsemedi. Madem şimdi Cumhuriyet’te “yeniden yapılandırma” gündemde, bana sorarsanız işe buradan başlamakta yarar var...

CÜNEYT ARCAYÜREK’İN TÜRKÇESİ
Cüneyt Arcayürek, 86 yaşında olmasına karşın, Cumhuriyet’te hâlâ günlük yazı yazmayı sürdürüyor. Habercilikte en parlak günlerini Hürriyet gazetesinde geçirmişti. MİT kaynaklı “özel haber”lerle ses getiren manşetlere imza atmıştı. 12 Eylül’ün başlarında ise Kenan Evren’in uçağında kendine yer bulabilen sayılı gazetecilerdendi. Yani cunta şeflerine oldukça yakındı. Sonra ne olduysa, aralarından kara kedi geçti. Bir süre sonra da “12 Eylül muhalifi” kesilerek, kapağı Cumhuriyet’e attı! Orada “Kudeta”yı yazdı, bu yazı dizisiyle hayli prim yaptı. 1985 yılından beri köşe yazıları, dizileri ve kitaplarıyla, Cumhuriyet gazetesinin vazgeçilmezlerinden biri olarak yerini koruyor.

Arcayürek’in “Güncel” köşesinin tiryakisi değilim. Yorumları, değerlendirmeleri, kendi deyişiyle “irdelemeleri” yavan gelir bana! “İstihbarat kaynakları” kuruduğu için, yazılarında “kulis bilgileri” de yer almıyor artık. MİT sızdırması “özel haberler”, “gizli bilgiler”, şimdilerde yalnızca havuz medyasına ve yandaş gazetecilere akıyor! O yüzden, Arcayürek’in okur açısından hiçbir çekiciliği kalmadı.

Ayrıca yaşlılık ve yorgunluk da kaçınılmaz olarak Arcayürek’in yazı kalitesini etkiliyor. Yazılarına arada göz attığımda, bu durumun izlerini açık seçik görebiliyorum. Köşesinde yazım yanlışları ve anlatım bozuklukları eskisine oranla belirgin biçimde artmış. Ben yine de bu yanlışlardan Sayın Arcayürek’i değil, gazetenin editörlerini, düzeltmenlerini sorumlu tutuyorum. Onlar bu iş için para alıyorlar çünkü…

Cüneyt Arcayürek’in 19 Temmuz 2014 günlü Cumhuriyet’teki “Gazze Politikasının İflası” başlıklı yazısında gözüme ilişen yazım yanlışlarını sıralayayım:

-“Bu işe yaramaz dayatmayı yine telefon açtığı ABD Dışişleri Bakanı Kerry’e de yineliyor…” (“Kerry’ye de…” olacak.)

-“(Ahmet Davutoğlu), İslam İşbirliği Örgütü’nün Genel Sekreteri iken Esad’a ve Suriye’nin politikasına İhsanoğlu’nun da karşı olduğunu ama bugün Türkiye’nin politikasını eleştirerek adeta iki yüzlü bir kişilik sergilediğini söyledi.” (“İkiyüzlü” bitişik yazılır.)

-“… Bu eli kanlı, sözüm ona İslamın tek temsilcisi olduğunu halifeliğini ilan ederek kanıtlamaya çalışan…”

“Sözümoana”, kalıp sözdür, bitişik yazılır. “İslam” özel addır, takı alınca kesme imi kullanmak gerekir: “İslam’ın”…

Bunlar da izleyen günlerdeki birkaç yazısından altını çizdiğim tümceler:

-“… Vakıf Yönetim Kurulu üyelerine duyurulmasını rica ettiğim kimi açıklamalarımı iletmesini rica ettim.” (“Son Gelişmeler ve Bir Açıklama…”, 2 Ağustos 2o14).

-“Başbakan’ın sokak üslubuyla zenginleştirdiğini sandığı seviyesiz saldırılarını; ne çare muhalefet partileri lideri de aynı düzeyde yanıtlamak zorunda kalıyorlar.” (“Seviyesiz!..”, Cumhuriyet, 3 Ağustos 2014).

“Muhalefet partileri”nin “lideri” değil “liderleri” olur!

-“Başbakan bakanlarıyla ilgili Meclis araştırma komisyonu’nun çalışmasını engellemese, bunun yanı sıra kendi ve oğluyla ilgili hırsızlık, rüşvet suçlamalarının üstüne örtme çabaları yerine…” (“Seviyesiz!..”, Cumhuriyet, 3 Ağustos 2014).

“Meclis Araştırma Komisyonu” bir kurumdur, o yüzden sözcüklerin baş harfleri büyük yazılır. Ayrıca “üstüne örtme” sözü “üstünü örtme” olacak. Bir başka özensizlik daha: Yazının bir yerinde Ekmeleddin, bir yerinde Ekmelettin diye geçiyor Cumhurbaşkanı adayının adı.

-“Hadi Canım Sende!..”

8 Ağustos 2014 günlü yazısının başlığı aynen böyle. “Sen de!” seslenişi neden bitişik yazılmış, anlayamadım.

-“Birkaç gündür medyanın çeşitli dallarında yine söylediği bir iki cümle yeni tartışmalara neden oldu.”

“Hadi Canım Sende!..” başlıklı yazının giriş tümcesi böyle. “Neden olmak” sözü, yaygın biçimde yanlış kullanılıyor. Bu tümcede doğru kalıp şöyle olmalıydı: “… tartışmalara yol açtı.”

(Arcayürek o kadar uzun tümceler kuruyor ki, sözlerinin başıyla sonunu bir türlü düzgün bağlayamıyor. Sayfada fazla yer kaplamaması için, uzun tümcelerdeki yanlış söz öbeklerini alıntıladım yalnızca.)

HABERLERDEN ÖRNEKLER
Şimdi de Cumhuriyet gazetesinin haberlerine bakalım:

-“Toplantıda ayrıca (…) katıldıkları toplantıda kısa birer bildiri sundu.” (“Tarhan’ın aday olmasını istediler”, Cumhuriyet, 28 Haziran 2014, s. 5)

- “HDP’nin Cumhurbaşkanı adayının Parti Meclisi (PM) toplantısında resmen duyurulması beklenirken, Eşgenel Başkan Selahattin Demirtaş’ın aday olmasıyla bölge dışından da oy olarak desteğin yüzde 10’un üzerine çıkması yönünde hesaplar yapılıyor.” (“Demirtaş’la yüzde 10’u aşma planı”, Cumhuriyet, 28 Haziran 2014, s. ) “…oy alarak” demek isteniyor herhalde.)

-“Türkiye Komünist Emek Partisi / Leninist (TKEP/L) üyesi olduğu ve Taksim Gezi Parkı eylemlerine Mücadele Birliği pankartı altında katıldığı gerekçesiyle 17 Eylül 2013’te tutuklanan Mücadele Birliği Yazıişleri Müdürü Sami Tunca ilk duruşmada tahliye oldu.” (“İlk duruşmada tahliye oldu”, Cumhuriyet, 4 Temmuz 2014, s. 9)

“Tahliye oldu” tümcesi hem başlıkta, hem metin içinde yanlış kullanılmış. Kimse kendi istenciyle bir yerden tahliye olmaz, ancak başka bir erk tarafından tahliye edilir. “Yazı İşleri”ni de ayrı yazıyor sözlükler…

-“Uğur Kurt’un Okmeydanı’nda e polis tarafından vurulmasına ilişkin soruşturmayı yürüten savcı Yılmaz, olay yerine ‘güvenlik riski’ nedeniyle bir gün geç gittiğini açıkladı.” (“Savcı korkmuş!”, Cumhuriyet, 6 Temmuz 2014, 1. sayfa kuşak spotu.)

Ülkede “e-devlet”ten sonra şimdi de “e-polis” uygulamasına mı geçildi acaba?

• • •

Cumhuriyet gazetesine neden öncelikli olarak “Türkçe bilen editör ve düzeltmen” gerektiği, şimdi daha iyi anlaşılmıştır umarım.