Anasayfa BİRGÜN PAZAR Soraya, insanı insanlığından utandırıyor

Soraya, insanı insanlığından utandırıyor

Adalet Çavdar

Yerini yurdunu bırakıp gitmenin derdi insanın üzerinden bir ömür boyu kalkmayan bir yük. Göç etmek, savaştan kaçmak, yıkıntıların arasında hayatta kalmaya çalışmak ve elde olanla yetinip yine de şükretmek başına gelmeyenin anlayabileceği bir hal değil. Suriye savaşının kıvılcımlarının çıkmaya başladığı zamanlarda Irak’ın başına gelenlerin Suriye’nin başına gelip gelmeyeceğini konuşuyorduk. Coğrafi olarak pek önemli konumda bulunan ülkenin sınırları içinde yaşayan bizlerin komşumuzda olan bitene ne diyeceğimiz nasıl tepki göstereceğimiz önemli idi. Irak Savaşı sırasında ortalığı ayağa kaldırabilmiştik ama Suriye savaşı başladığında Türkiye’de de işler yolunda gitmiyordu ve kimsenin hareket edecek hali yoktu.


Onlar artık sadece bu ülkenin “misafirleri” olmuşlardı, bizim ülkemiz öyle anlatıldığı üzere pekte misafirperver bir ülke değildi.
Gazeteci-yazar Meltem Yılmaz’ın ilk baskısı 2015 yılında yapılan “Saroya” isimli romanı, 2011 yılında Humus’ta patlayan bir bomba ile yıkılan evinin altından bir şekilde sağ çıkmayı başaran Soraya isimli bir kadını ve ailesinin hikâyesini anlatıyor.

Suriye’deki iç savaştan kaçıp hayatta kalma mücadelesini Türkiye’de sürdürmeye çalışan sığınmacıların yaşadıklarını keskin bir dilde anlatan Yılmaz, bizi seyircisi olduğumuz hikâyelerin pekte düşünmediğimiz derinliklerine götürüyor. 20 yaşında, kimliği dahil olmak üzere her şeyini kaybetmiş bir kadının başına Türkiye’de neler geldiğini insanın boğazında yumruk gibi kalan dramı anlatıyor. Soraya’yı okurken insan yeryüzünde hâlâ biraz iyilik ve umut olabileceğine dair küçük notlar arıyor ama bulamıyor. Roman elinizde kesif bir umutsuzluk bırakıyor, üstelik bu umutsuzluğun gerçekliğiyle bu ülkenin sokaklarında her gün karşılaşıyoruz kimimiz ah ediyor kimimiz gözlerimizi kaçırıyoruz.

Humus’ta yaşadıkları patlamaya evlerinde yakalanan Soraya ve ailesi çareyi Türkiye’ye sığınmakta buluyor. Patlamadan sonra sakat kalan babası artık birine muhtaç hale geliyor, ağabeyinin savaş sırasında öldüğünü öğrendiklerinde annesi için hayat bir daha eskisi gibi olmuyor. Yaşamaya başladıkları kampta Suriyeliler ve Türkmenler arasında çıkan olaylarda Türkmenlerin tarafını tutan aileye kampta da bir süre sonra iyi gözle bakılmıyor. Soraya ailesini kamptan çıkarmaya söz veren kendinden 30 yaş büyük bir erkekle evlenmeyi kabul ediyor. Önceleri korktuğu adamın ona şefkatli ve iyi niyetli yaklaşımlarına inanıyor.

Soraya, imam nikâhıyla evlendiği adamın tam anlamıyla karısı olduktan sonra ise adamın tavırları değişiyor. Evi yıkılmış, ağabeyini kaybetmiş, anne ve babasını kampta bırakmak zorunda kalmış Soraya tam hayata tekrar ikna olacakken evlendiği ve iyi bir insan olduğunu sandığı adamın aslında düşündüğü gibi olmadığını öğreniyor. Hayal kırıklıkları bitmiyor. Bir kez evinden barkından ocağından edilen Soraya kendine ev bulduğunu sanırken hiçbir şeyin bir daha eskisi gibi olmayacağına inanıyor. Bedeninin aldığı hasardan ziyade ruhu bir daha eskisi gibi olmayacak şekilde yaralanıyor. Başına gelenler bununla da kalmıyor Soraya’nın. İnsanın elinden bir kez tüm hayatı gitmeye kalkmaya görsün bir daha geri gelmiyor.

Soraya’nın başına gelenleri okudukça bu ülkede yıl kaç, yüzyıl ne olursa olsun erkeklik derdinden ne kadının ne erkeğin kurtulamadığını gösteriyor. Misafirperverliği ile dünyaya övünen ve bunu bir turizm tanıtım malzemesi haline getiren ülkenin aslında hiçte öyle olmadığını bir kez daha anlatıyor. Mazlumun yanında durmanın derdi değil, mazlumu ezmenin ve kendini güçlü sananın yardım niyetiyle onu kendi çıkarları uğruna kullandığını anlatıyor. Suriyelilerle ilgili okuduğumuz, seyrettiğimiz ya da kulağımıza gelen haberlerin gerçekliğine sürüklüyor. İnsan insan olduğundan bir kez daha utanıyor.


2016 yılında aralarında İngiltere, Hollanda, İsviçre, Almanya, İspanya, Türkiye, Fransa ve İsveç’in bulunduğu 25’in üzerinde ülkeden 130 edebi eserin başvurduğu yarışmada, Meltem Yılmaz’ın ilk romanı “Soraya” Berlin Film Festivali’nin Franfurt Kitap Fuarı’yla 2006’dan beri ortak sürdürdüğü Books at Berlinale programına seçilen 11 eserden birisi olmaya hak kazandı. Meltem Yılmaz “Soraya” ile Books at Berlinale’de şimdiye dek seçilen ikinci Türk yazar olma özelliği taşıyor. Hakan Günday, “Daha” ile 2014’te Books at Berlinale’de seçilen ilk Türk yazardı.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,165AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Süper Lig’de küme düşen takımlar açıklandı

2018/2019 sezonunda Süper Lig’e veda eden son iki takım belli oldu. Akhisarspor’un...

Binali Yıldırım: CHP adayı mağdurmuş. Hadi oradan. Bir mağdur varsa benim

AKP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, "CHP adayı mağdurmuş. Hadi...

Antalya’da orman yangını

Antalya'nın Finike ilçesinde ormanlık alanda yangın çıktı. Yangın, yaklaşık 3 hektarlık alanda...

Trump’ı sosyal medyadan eleştiren yargıç görevden uzaklaştırıldı

ABD'nin Utah eyaletinde görevli bir yargıç ABD Başkanı Donald Trump'ı sosyal medyada...

Suriye ordusunun İdlib operasyonu sürüyor: Kritik kasaba geri alındı

Suriye ordusunun İdlib'in kuzeybatısına doğru ilerleyişinde kritik bir öneme sahip olan Kefr...

‘Erdoğan’a hakaret’ gözaltıları: Bir kişi daha sosyal medya paylaşımından ötürü gözaltına alındı

Tekirdağ'ın Çerkezköy ilçesinde bir kişi sosyal medyadan Erdoğan'a yönelik hakaret içeren görseller...

Sancaktepe’de toprak kayması: Bina boşaltıldı

İstanbul Sancaktepe'de yan tarafta bulunan inşaat alanındaki toprak kayması dolayısıyla girişi kullanılamaz hale...

Bursa’da iş cinayeti: İki işçi düşerek yaşamını yitirdi

Bursa’nın Osmangazi ilçesine bağlı Panayır Mahallesi’nde bir otelin dış cephe temizliğini yapan...

Urfa’da tarlaya uçaksavar mühimmatı bağlı balon düştü

Urfa'nın Viranşehir ilçesinde bir tarlaya ucunda uçaksavar mühimmatı bulunan ve misinayla birbirine...

Kaftancıoğlu: Devlet, ilçe seçim kurullarını da mağdur ediyor

Beykoz İlçe Seçim Kurulu, CHP’nin 23 Haziran seçimleri için oluşturulan sandık kurullarındaki...

Sonraki haber