Sosyalist Jo Cox referandumun kurbanı oldu
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

Yokshire milletvekillerinden İşçi Partili Jo Cox seçmenleriyle buluştuğu kütüphanenin yakınında ırkçı Britain First (Önce Britanya) partisi üyesi bir faşist tarafından öldürüldü. Cinayetin Avrupa Birliği üyeliği referandumunun yarattığı gerilim ve kutuplaşmanın bir sonucu olduğunu söylemek çok yanlış olmaz.

Fabrika işçisi ve memur bir çiftin kızı Jo Cox Cambridge ve LSE mezunu pırıl pırıl bir insan ve sosyalist olarak yaşadı ve mücadele etti. Jeremy Corbyn’in adaylığını desteklediğinden hicap duymuş da olsa Cox hayatı boyunca eşitsizliklerle mücade etti. İşçi Partisi öenmli bir yoldaşını kaybetti.

23 Haziran referandumuna yaklaştıkça bilgi kirliliği ve yalanlar iyice arttı. Geçen hafta yapılan bir kamuoyu yoklamasında AB ile ilgili yanlış iddiaların maalesef daha fazla rağbet gördüğü ortaya çıktı. Aklınıza gelecek her türlü saçmalık seçmende bir karşılık bulmuş.

Bunların arasında “86 milyonluk” Türkiye’nin AB üyesi oalcağı ve serbest dolaşım hakkı olacağı da var. Bizim bildiğimiz hiç bir kayıt 86 milyon sayısını doğrulamıyor ama 78 milyondan daha fazla etki yaptığı kesin. Türkiye’nin AB üyeliği ile seçmeni korkutmak herhalde kırk yıl düşünse Türklerin aklına gelmez. Çünkü gerçeklik, AB üyeliğinin devamından yana olan başbakan Cameron’un dediğine daha yakın: Türkiye bu hızla anca 3000 yılında üye olur.

Bu ırkçı saldırı referandum sonuçlarını mutlaka etkileyecektir ancak etkinin hangi yönde olacağından emin değilim. Ancak sağdan sola hiç bir partinin ırkçı ve yabancı düşmanı söylemlere karşı sert tavır almaması iç karartıcı bir durum.

Bir göç araştırmacısı olarak elimizdeki verilerin ekseriyeti, göçmenlerin net bir biçimde artı değer yarattığı ve göçten kaynaklı ekonomik ve sosyal yükün minimal olduğunu gösteriyor. Ancak siyasette regresyon modelleri ve istatistiki testlerle konuşulmuyor. AB bütçesine İngiltere’nin katkısının haftalık 175 milyon dolayında olduğunu kesin olarak biliyorken çıkıp 350 milyon Sterlin ödüyoruz dendiği sürece ve buna karşı yaptırım olmadığı sürece sanırım benzer ırkçı saldırılar artacaktır.

Düşmanlık ve rekabet söylemleri bu tür aşırılıkları ve ırkçılığı besliyor. Dayanışma fikrinin yaygınlaşması için çalışmak her zamankinden daha gerekli. Jo Cox bu dayanışma fikrinin en güzel örneklerini vermiş birisi. Umalım bu korkunç cinayet dayanışma fikrinin çoğalması için vesile olsun.

Cox, milletvekili olduğu bölgenin kaygılarını dikkate alan birisiydi. 10 Haziran’da Yorkshire Post gazetesinde yayınlanan yazısında göç ile ilgili kaygıların haklı olduğunu ancak bunun AB üyeliğinden çıkmak için bir sebep olmadığını savunuyordu.

Zurnanın zırt dediği yer de aslında burası. Göç ve göçmen karşıtlığını “kaygılarınızı anlıyorum” diyerek karşılamak neredeyse tüm anaakım siyasi partilerin ortak yanı. İşçi Partili pek çok milletvekili de farkında olarak ya da olmayarak bu tehlikeli oyuna destek vermiş oluyorlar.

İngiltere’nin de Avrupa’nın da içinde bulunduğu ekonomik kriz ve genel hoşnutsuzluk sistemik bir sorun. Kapitalizm eleştirisini güçlendirip seslendirmek gerekirken, günah keçisi ilan edilmiş göçmenlere yüklenmek şu veya bu şekilde ırkçılığa, fiziki şiddete ve cinayetlere varacaktır.

En azından İşçi Partisi’nin daha net bir şekilde yoksulluğun, eşitsizliklerin ve adaletsizliklerin nedenlerini dile getirmesi gerekiyor. Aynı zamanda siyasette neredeyse serbest hale gelmiş olan yabancı karşıtı söylemlerin nefret suçu olduğunu görüp yasal olarak da yaptırımların takip edilmesi gerekiyor. Son on yıldır giderek güçlenen ırkçılığa karşı demokrasi ve dayanışma cephesinin genişletilmesi bu çılgınlığa son vermenin tek yolu.

AB üyesi olmak ya da olmamak kimsenin hayatından daha değerli değil. Perşembe günü kimimiz AB’yi korumak kimimiz değiştirmek için oy kullanacağız. Irkçılık ve vahşetin yanında yer almamak için başka bir seçenek de yok.

İyi pazarlar ve bol şanslar.