Southampton FC: Ada futbolunun fabrikası
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Ülkenin çok satan gazetelerinin birinde okumuştum; Galatasaray'ın eski yöneticisi Mehmet Helvacı, Divan Kurulu'nda yaptığı konuşmada, “Ne yapılırsa yapılsın, bu mali tabloyla Galatasaray 2016’da Avrupa kupalarına katılamayacak,” diyordu. Ülke futbolunun köklü kulüplerinin borç batağında yüzdüğü, takımın yıldızlarına ödeme yapmakta zorlandıkları zamanlarda hatırlayalım Ada futbolunun fabrikasını, alt yapıları sayesinde mali açıdan düzlüğe çıkışlarını…

Southampton… İngiltere’nin güneyinde, Londra’ya 120 kilometre uzaklıkta, Hampshire bölgesinde yer alan, 239.700 nüfuslu küçük, sakin sahil şehri… Ülkenin saygın üniversitelerinden birine sahip şehirde öğrenci nüfusu 40 bine yaklaşırken, 1862 senesinde kurulmuş “University of Southampton” dünyanın en iyi 80 üniversitesinden biri olarak gösterilir. Filmlere konu olmuş “Titanic” yolcu gemisi, 15 Aralık 1912 tarihinde Southampton limanından New York City’e doğru yola çıkmış, sonrasında buzdağına çarparak batması sonucunda 1.512 yolcusu hayatını kaybetmiş. O kazadan seneler sonra, Southampton limanı halen dev yolcu gemilerine ev sahipliği yapmakta...

İşte o şehrin 1885 senesinde kurulmuş, “The Saints” (Azizler) lakaplı takımı Southampton FC... St Mary Kilisesi’nin takımı olarak kırmızı-beyaz renklerde kurulan takım, uzun süre alt liglerde volta attıktan sonra 1960 senesinde İngiltere 2. Ligi’ne, sonrasında 1966 senesinde 1. Lig’e terfi etmiş. 1974 senesinde Norwich City ve Manchester United ile birlikte 2. Lig’e düşmüşler. O sezon ligden düşen takım sayısının üçe çıkartıldığı ilk sezonmuş ve kaderin cilvesi Southampton FC 42 maçta topladığı 36 puanla ligden düşen üçüncü takım olmuş...

2. Lig’de yeni kadro kuran kulüp, 1976 senesinde “Federasyon Kupası” finalinde Manchester United’ı tek golle geçerek kupayı kazanmış. (Bu vesileyle uzaklarda, 1981 senesinde Türkiye Kupası’nı kazanmış, şimdilerde maziyi mumla arayan Ankara’nın sarı laciverti takımını da yâd edelim).

O dönemin önemli futbolcuları Peter Osgood ile 1980 senesinde kulüp tarihinde yeni bir sayfa açılmış. Avrupa’da yılın futbolcusu seçilmiş olan Kevin Keegan takıma katılırken, Alan Ball, Ted MacDougall, Phil Boyer, Mick Channon, Charlie George’lu kadrosuyla 1980–1981 sezonunu 6. sırada tamamlamışlar. Bu, o güne kadar Southampton tarihinin en iyi lig derecesi...

22 takımlı Premier Lig’in kurulduğu 1992-1993 sezonunu 18. sırada, düşme hattının 1 puan üstünde bitiren takım, ilerleyen sezonlarda kimi zaman lige tutunma mücadelesi verirken, kimi zaman ligi orta sıralarda bitiriyordu. Ancak 2004 senesinde beklenen gerçekleşiyor, 27 sene ülkenin en üst liginde mücadele ettikten sonra Southampton küme düşüyordu. O senelerde sıklıkla teknik direktör değiştiren takımda farklı zamanlarda Gordon Strachan, Steve Wigley, Paul Sturrock, Steve Wigley, Harry Redknapp görev alıyor; ancak aranılan istikrar bir türlü sağlanamıyordu.

Bu arada kulübün içinde bulunduğu maddi sıkıntı giderek büyüyor, 2009 senesinin Nisan ayında kayyuma devrediliyordu. Bütçesindeki açık ve borçları nedeniyle İngiltere Futbol Federasyonu tarafından 10 puanı silinen takım 2008-2009 sezonunda 3. Lig’e düştü. (Ülkemizde, gırtlağa kadar borçlu oldukları halde hiçbir yaptırımla karşı karşıya kalmayan kulüplerimizi hatırlayalım bu vesileyle!). 2009 senesinin Temmuz ayında iş adamı Markus Liebherr kulübü satın alıyor, sezona eksi 10 puanda başlayan takım ligi 7. sırada bitiriyordu. 2010 senesinin yaz aylarında Nigel Adkins takımın teknik direktörlüğüne gelirken, kırmızı-beyazlılar o sezon şampiyon olarak Championship’e dönüyor, bir sonraki sezonda Premier Lig’e terfi ediyordu. Takımın golcüsü Rickie Lambert sezonu 27 golde tamamlarken, son dört sezonun üçünü “Altın Ayakkabı” ödülü ile kapatıyordu…

Yeri gelmişken, geçmişte takımın hocalığını yapmış Graeme Souness’in müthiş (!) transferi Ali Dia’yı da unutmayalım. 1996 yılında, o yıllarda amatör oynayan 31 yaşındaki Ali Dia’nın menajeri, Graeme Souness'i arayıp, kendisini George Weah olarak tanıtmış ve Paris Saint Germain’de forma giyen ve 13 kez milli olan kuzenini mutlaka transfer etmesi gerektiğini söylemiş. Yalanın böylesi! Souness de bu konuşma üzerine bir aylık sözleşme yaparak kadrosuna katmış futbolcuyu. İki hafta sonra futbolcunun amatör olduğu ortaya çıkınca olan olmuş ve Dia kulüpten kovulmuş. O yıllarda takımın efsanesi Le Tissier şöyle tanımlamış Senegalliyi: “He ran around the pitch like Bambi on ice; it was very embarrassing to watch.” (Buz üzerinde koşmaya çalışan yavru ceylan gibiydi sahada, onu izlemek utanç vericiydi.)

Evindeki maçlarını 32.690 kapasiteli St Mary's Stadı’nda oynayan Southampton FC, Ada futbolunun en iyi akademilerinden birine sahip olması ile nam salmış. Akademiden yetişmiş Theo Wallcott, Alex Oxlade-Chamberlain, Gareth Bale, Peter Crouch, Callum Chambers, Adam Lallana, Chris Baird son sezonlarda yıldızı parlayanlardan. Günümüzde, üçü Arsenal ve İngiltere Milli Takımında forma giyiyor. Yenilerin yanı sıra eskilerden Rod Wallace, Matt Le Tissier ve Alan Shearer kulübün alt yapısında futbola başlamış.

Ligi 8. sırada tamamladıkları 2013-2014 sezonun sonunda Ada futbolunun zenginlerine sattıkları futbolculardan kasalarına 88,5 milyon Sterlin giren kulüp, son yıllarda Ada futbolunun fabrikası durumunda. Alt yapıdan yetişmiş 12 Temmuz 1995 doğumlu Luke Shaw, kulüp tarihinin en yüksek transfer bedeli 27 milyon Sterlin karşılığında Manchester United’a satıldığında taraftar homurtuları yükselmeye başlamış. Ama alt yapısına güvenen kulüp yönetimi mizahi yaklaşımla özetlemiş meseleyi: “Şimdi en azından Gareth Bale’i geri alacak kadar paramız var!” Burada Bale’i hatırlamadan geçmeyelim; alt yapısından yetiştiği, henüz 16 yaşında formasını giydiği takımın yıldızlarındandı. 2013 senesinin Eylül ayında Tottenham’dan Real Madrid’e 85,3 milyon Sterlin karşılığında transfer olduğunda bu yeni bir rekor olarak tarihe yazıldı.
Kulübün akademisinde 18 ve 9 yaş altı olmak üzere dokuz takım bulunuyor. Akademinin başındaki Matt Hale, amaçlarının Premier Lig seviyesinde futbolcu yetiştirmek olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Günümüzde bizim gibi kulüplerin ayakta kalabilmesi için alt yapılarına önem vermesi şart!”

Ağustos ayının sonunda, transfer döneminin bittiği zamanlarda, transferi kârla kapatmış üç kulüpten biri olarak sezonu açan kırmızı beyazlı takım bu sezon da Premier Lig’de esip gürlemeye devam ediyor. Geçtiğimiz sezon sonunda Kuzey Londra’nın yolunu tutup giden teknik direktörleri ve takımdan ayrılan önemli futbolcularına rağmen oynadıkları 11 maçta 8 galibiyetle Chelsea’nin arkasından 2. sıradalar…