Şov bitti!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Galiba AKP zamanında 3. kez açıklanan ‘Alevi Açılımı’ yine başka bir bahara kaldı. Başbakan Davutoğlu, geçen pazar Dersim’e gideceği ve orada hükümetin “ALEVİ AÇILIMI”nı açıklayacağını ilan etmişti. Yandaşlar hemen bilinen algı yönetimine başladılar. Haberler üst üste verildi. Başbakan’ın Dersim’e gideceği güne kadar açılımla ilgili söylemediklerini bırakmadılar. Bir abartıdır gitti. Bazılarımız “Dur bakalım!” umuduyla ziyareti bekledi. Bazılarımız da “Bunlardan bir şey çıkmaz” dedi. Yüz yıllardır Alevileri yok sayan zihniyetin siyasi partisi olan AKP’yi yakından tanıyan ‘Alevi örgütleri’ bu kez de bir şey çıkmayacağını baştan ilan ettiler. Nitekim dedikleri de çıktı.
• • •
2009’dan beri AKP, benim de katıldığım bir dizi ‘Alevi Çalıştayları’ yaptı. Katılanların arasına Sivas, Çorum ve Maraş katliamları faillerinden bazılarının da çağırıldığını görünce bu çalışmaların göstermelik olduğunu, hatta Alevileri gizlice rencide etme amacını taşıdığını hemen anlıyorsunuz.
• • •
Rencide etmek her zaman doğrudan saldırıyla yapılmaz. Bazen, belli kişiler ya da sözler yüceltilerek de yapılır. Bazen de Alevi inancının değerlerine saldıranların itibarlarını artırarak, onlara yeni payeler vererek yapılır.
• • •
Davutoğlu da RTE gibi; Yavuz Sultan Selim’i ve onun Şeyhülislamı olan “Aleviler, canları, malları, namuslarıyla size helaldir” diyen Ebu Suud Efendi’yi çok sever. Kurtuluş Savaşı’na karşı olan ve “Mustafa Kemal isyankardır, katli vaciptir” diyen İskilipli Atıf Hoca’ya sahip çıkar. Öyle ki, 3. Köprüye ‘Yavuz Sultan Selim’ adını koymaktan çekinmeyen, onun Şeyhülislamı ile gurur duyan biri, “Cemevi cümbüş yeridir” diyen kurucu başkanlarının bu sözü için hiçbir şey söylememesi gerçek tiniyetini gösterir. Açılımı sadece müze ve üniversitenin isminin değiştirilmesine indirmesi ise samimiyetsizliğin dışa vurumudur. Üstelik 12 yıllık AKP iktidarında bir tek Alevi Bakan, Vali ve de Müsteşarın olmadığı bilinmesine rağmen Alevilere, hem de Dersim’de açılım numarasıyla yaklaşmak en iyimser deyimle ‘dalga geçmek’ gibidir. Yapılan, iktidarın ‘Alevi İnancıyla’ bir kez daha oynamasıdır.
• • •
Demokratik haklara  ve inanç özgürlüğüne saygı yoksa, hele hele içtenlikten yoksunsa, atılan nutuklar toplumu ajite etmekten öte bir yere götürmez. Nitekim Seyit Rıza’nın torunu, “Söylenenler seçim malzemesi yapılırsa iyi olmaz” diyerek durumun hassasiyetini açıklamıştır. Başbakan’ın bu durumu kavradığından şüpheliyim. Oysa Aleviler, Türkiye’nin çağdaş yüzüdür. Laik demokrasinin yılmaz savaşçısıdır. İnsan hakları, eşitlik ve özgürlük için mücadele veren kahramanlarıdır. Adil paylaşım ve aydınlık gelecek adına kararlı duran, halkların barışı için cesaretle yol alan, ülkenin temel gücüdür.
• • •
Onlar  her zamanki gibi insana olan saygıları ve büyüklere olan nezaketleriyle Başbakan’a ‘eşit yurttaş olma’ taleplerini Dersim’de bir kez daha uygarca yinelediler. Bilindiği gibi Aleviler;
-Cemevlerinin yasal statüye kavuşturulması ve diğer ibadethanelerin yararlandığı tüm haklardan yararlanmasını, -Diyanet’in kaldırılmasını, (Gerçekleşene kadar özerk bir Diyanet Başkanlığı’nın oluşturulması. Devletin tüm din ve inançlara eşit davranmasının sağlanmasını.) -Eşit yurttaşlık hakkı ve ötekileştirmeye son verilmesini, -Din derslerinin ‘zorunlu olmaktan’ çıkarılmasını, -Madımak Oteli’nin ‘utanç müzesi’ lmasını, -Alevi dergâh ve türbelerinin ‘Alevilere’ devredilmesini istiyorlar. Cemevi Başkanı Ali Ekber Yurt, Alevilerin taleplerini ‘açılım niyetindeki(!)’ Davutoğlu’na sundu.
Aleviler; -Sivil demokratik bir anayasayı, -Alevi okullarının açılması ve Alevi akademilerinin kurulmasını, -80 darbesinden sonra hız verilen Alevi köylerine cami yapılması ve imam atamalarının durdurulmasını, -Asimilasyon politikalarına son verilmesini, -Alevilerin kutsal saydığı mekânlara saygı gösterilmesini, -Aşure gününün resmi tatil ilan edilmesini, -3. Boğaz Köprüsü’nün isminin değiştirilmesini de istiyor.

• • •
Davutoğlu aktarılan bu taleplere karşılık tek bir ‘söz’ etmedi. ‘Alevi Açılımı’nın ancak bu şekilde olabileceğini düşünmedi. Sadece şirin gözüktü. Böylece iktidarın hedeflediği ‘Dersim Şovu’ da kazasız belasız bitti.
Davutoğlu bilmeli ki, Aleviler bu sefer de onlara kanmadı.