Sponsorun da yok, tadın da…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her seçimde kullandığı propagandalardan biri, sağlıkta reform...

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin her seçimde kullandığı propagandalardan biri, sağlıkta reform... Hatırlarsanız, yakın geçmişte televizyon kanallarındaki parti reklamında, vatandaşın biri artık istediği hastanede tedavi olabildiğini söylüyordu gülümseyerek. İnsanlar hastane sıralarında günlerce beklemekten kurtulacak, sağlık hizmetlerinden zengin fakir ayrımı gözetmeden her vatandaş yararlanabilecekti; bunu vadediyordu iktidar partisi. İnanırsanız... Zira ilk bakışta mümkün gibi görünse de gerçek çok başkaydı. Tamamen kâr amaçlı özel hastaneler furyasında, Ankara Medicana’da bir kan tahlili için 762 TL ödemiş bir emekli hatırlatıyordu bu gerçeği, üstelik asgari ücretin 846 TL olduğu zamanlarda...

Madem paradan puldan açık konuyu, bilmeyenler için hatırlatalım; Türk Hava Yolları 2014 yılının ilk çeyreğinde mali durumu hakkında Borsa İstanbul’a yaptığı bildirimde, dönem zararının net 226 milyon TL olduğunu açıklamış. Oysa aynı THY, 2010 senesinde Barcelona ile yaptığı sponsorluk anlaşmasına göre kulübe 2,5 sene için toplam 7 milyon 700 bin avro ödemiş. İlk sene için 1 milyon 900 bin avro, ikinci ve üçüncü sene için 2 milyon 900 bin avro karşılığında anlaşmışlar. Yine 2010 senesinde Manchester United kulübünün sponsporluğunu üstlenen THY 3,5 yıllık sözleşme imzaladı. Basında çıkan haberlere göre Kırmızı Şeytanlar’a ödenen rakam 2,7 milyon Sterlin civarında. Meselenin özeti, bir yandan zarar gösterirken, diğer yandan Avrupa’nın iki futbol devine sponsor olmak... Tam bizi anlatan bir durum aslında...
• • •
Ve 2014-2015 sezonunun başlamasına az kala... Ülke basını, Süper Lig’de yalnızca 6 kulübün forma sponsoru bulunduğunu, kulüplerin mali krizle karşı karşıya kaldığını ve gelirlerinin yeni sezonda yüzde 10 ile 25 arasında düşmesi beklendiğini yazıyordu. Şaşırmadık... Yeşil sahalarda giderek artan şiddet görüntüleri, bitmeyen şike süreci, rekabetten ve kaliteden uzak futbol, maçtan başka her şeye benzeyen kör dövüşü kıvamındaki zevksiz ve kalitesiz maçlar sponsorların güvenini ve ilgisini çekmemiş olmalı ki dev firmalar bize müsaade demiş, en azından bir süreliğine. Bu yetmezmiş gibi bir de Passolig eziyeti bindi ülke futbolunun, bilhassa taraftarın sırtına. Oysa kalitesiz bir ürüne kim fazladan para vermek ya da sponspor olmak ister ki? 200 milyon dolarlık yatırım yapıldığı söylenen Passolig için sadece tanıtıma 30 milyon dolar harcanmış. Gelinen noktada 36 kulübün toplamda sattığı kombine sayısı 220 bin, haliyle boş tribün manzaraları. Ligin ilk haftasında oynanan dokuz lig maçındaki taraftar sayısı, Manchester United’ın “Düşler Tiyatrosu” Old Trafford Stadı’nda oynadığı bir maçı izleyenlerin sayısının altında. Süper Lig’de tek takımla boy gösteren Ankara’nın Cumhuriyet ile yaşıt Al-Karalar’ının sattığı kombine sayısı bini bile bulamamış. İşte meselenin özeti, bir çırpıda. Oysa, oldu bittiye getirmek yerine önce taraftara danışsalardı, rıza alsalardı demek gerek ama ne fayda!
• • •
Ve 2014-2015 sezonunun başladığı zamanlarda Kayseri’nin Süper Lig’deki tek takımı Erciyesspor, isim hakkını Kayserili bir inşaat firmasına verdiğini duyuruyor, adını “Suat Altın İnşaat Kayseri Erciyesspor” olarak değiştiriyordu. Kayseri kulübünün kasasına bu sponsporluk anlaşması sonrasında yıllık 1.750.000 TL girecekmiş, güle güle harcasınlar. Nasılsa alıştı futbolsever garip forma reklamlarına. Yakın geçmişte “Sanica Boru” sponsor olmadı mı kuruluşu 1967 senesine uzanan şehir takımı Elazığspor’a?

Ancak Ekşi Sözlük’te fena tiye almışlar bu isim değişikliğini. Kimi “Çıtır Fırın Blackburn Rovers”, kimi “Serhat Halı Napoli” benzetmesi yapmış. Yazarlardan birinin gözlemi belki de durumu en iyi anlatan: Takıma sponsor olmaktan çok, sponsora takım olunmuş! Meselenin para boyutu var bir de, atlamayalım. Bir yıllık isim hakkı, forma, antrenman sahası reklamı kadroda yer alan bir yabancı topçunun yıllık maliyetini bile karşılamıyordur muhtemelen. Ekşi Sözlük’te konu üzerine yazan yazar özetlemiş garipliği: “Koskoca Kayseri’de, ligdeki tek takıma bin TL verecek bin 750 kişi bulamamışlar ya da 10 bin TL verecek 175 kişi. Hadi takıma şahıs sponsoru aldınız, bari doğru dürüst para alsaydınız!”

Ancak gülümseten forma reklamları sadece bize özgü değil. Tanıl Bora Radikal gazetesindeki köşesinde (19.09.2013 – Göğsü pak), 1987 senesinde Bundesliga’da mücadele eden FC 08 Homburg’un prezervatif üreticisi reklamı aldığı için federasyonun gazabına uğradığını, forma reklamına yasak geldiğini yazmıştı. Takım haftalarca göğsünde siyah bantla sahaya çıkmış, sonra mahkeme kararıyla kaldırmışlar o siyah bandı...
• • •
Taraftarı ve kökleri olmayan belediye takımları ile bezenmiş, onca holding, inşaat firması, büyük medya kuruluşları, bankalar, finans şirketleri, havayolları dururken makarna markasını göğüs reklamı yapmış takımlar diyarında ülke futbolu bunu da gördü nihayetinde. Bir de Ankaraspor’un adını “Osmanlıspor” olarak değiştirmesi meselesi var ki bizim futbolun marka değerinin topyekûn özeti... Genç takımlarının adı da bundan böyle “Yeniçeri Ocağı” olacakmış ve mehter marşı ile sahaya çıkacaklarmış. Buna da şaşırmadık! Tıpkı Milli Takım’ın İzlanda karşısında aldığı hezimete şaşırmadığımız gibi. Filmin esas oğlanları futbolumuzun neden dibe vurduğunu anlatıyor, görmesini bilenlere...

Madem sponsorlardan dem vurduk, kuruluşu 1897 senesine dayanan, 2007 senesinde parasızlıktan kapısına kilit vurulmuş, şimdilerde amatör kümelerde var olma savaşı veren Ada futbolunun en eski kulüplerinden Scarborough FC’yi de yâd etmeden geçmeyelim. 1990 senesinde forma reklamı kan damlayan “Black Death Vodka” (Votka, Kara Ölüm) hayli ses getirmiş, sonrasında İngiltere Futbol Federasyonu tarafından yasaklanmıştı. Şimdilerde forma kolleksiyoncularının gözdelerinden o yasaklı forma...