Şüphelendiğimiz herkesi infaz yetkimiz var
11.08.2008 13:08 ARŞİV
İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili aramalarda çıktığı öne sürülen ve Ergenekon iddianamesinin ek dosyalarında yer verilen Susurluk Raporu’nun 125 sayfalık...

İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek ile ilgili aramalarda çıktığı öne sürülen ve Ergenekon iddianamesinin ek dosyalarında yer verilen Susurluk Raporu’nun 125 sayfalık “gizli” bölümlerindeki ayrıntılar sekiz gazetecinin Olağanüstü Hal Bölgesi’nde (OHAL) yasadışı örgütlenmeler tarafından öldürüldüğünün devlet tarafından yıllardır bilindiği ortaya çıktı. Raporda “faili meçhul”ler için “bilgiler devletin arşivine girmiştir” deniliyor.

İtirafçı İbrahim Babat’ın yıllar önce devlet tarafından alınan ifadelerinde anlattıklarına bakıldığında Güneydoğu’da işlenen ve bugüne kadar “faili meçhul” denilen birçok cinayetin kimler tarafından gerçekleştirildiği de açıkça belirtiliyor.

3 Kasım 1996’da Balıkesir’in Susurluk İlçesi’nde meydana gelen ve kamuoyunda “Susurluk Kazası” olarak bilinen olayın ardından dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Kutlu Savaş tarafından hazırlanan Susurluk Raporu’nun “devlet sırrı” gerekçesi ile açıklanmayan sayfalarında itirafçı Babat’ın “Diyarbakır ve çevresinde PKK ile ilişkili olduğundan şüphelendiğimiz hemen herkesi infaz etme yetkimiz vardı” sözleri Kutlu Savaş tarafından şöyle yorumlanıyor; “Babat’ın ifadesinin bir bölümü örnek ve ibretle okunmaya değer bir belge.”

 

BİLGİLER DEVLET ARŞİVİNDE

Raporun gizli kalmış bölümlerinde Kutlu Savaş’ın OHAL bölgesinde öldürülen gazetecilerin ortak özelliklerinin “belirgin bir kimliğe sahip olmalarından kaynaklandığı” belirtilirken, ölümlerin pek de “faili meçhul olmadığı şu sözlerle ifade ediliyor; “Bilgiler de devlet arşivine girmiştir.”

Raporda öldürülen gazetecilerin isimleri ve görevleri de şöyle açıklanıyor; Yeni Ülke ve Özgür Gündem gazetesi muhabiri Hafız Akdemir, Yeni Ülke, Güneş ve Özgür Gündem gazetesi muhabiri Yahya Orhan, 2000’e Doğru dergisi ve Yeni Ülke gazetesi muhabiri Mecit Akgün, Yeni Ülke gazetesi muhabiri Burhan Karadeniz, 2000’e Doğru dergisi Diyarbakır Büro şefi Halit Güngen, Sabah gazetesi muhabiri İzzet Keser, Yeni Ülke gazetesi Batman Temsilciliği muhabiri Cengiz Altun ile Özgür Gündem gazetesi muhabiri Çetin Ababay.

 

YÖNTEM, FAİLİ MEÇHUL BIRAKMAK

Kutlu Savaş’ın hazırladığı Susurluk Raporu’nda itirafçılardan ve haraç paylaşımındaki silahlı eylemlerinden dolayı daha önce mahkûm olan İbrahim Babat’ın ifadelerine de yer veriliyor. Babat, ifadesinde JİTEM’in Veli Küçük tarafından kurulduğunu doğruluyor. Daha önce Özgür Gündem gazetesinde itirafları günlerce yayımlanan ve gazetenin kapatılmasına neden olan Abdülkadir Aygan isimli itirafçı ile birlikte gerçekleştirdikleri cinayetleri de anlatan Babat, ifadesinde “insanları yakalayıp suçu varsa tespit edilip, adalete teslim etmek yerine faili meçhul bir şekilde öldürmeyi bir yöntem olarak benimsemiştik” diyor.

BABAT: BİZDEN İSTENEN BUYDU

Diyarbakır 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde JİTEM adına çalışan itirafçılardan birisi olarak bir süre yargılandıktan sonra 2002 yılında tutuksuz yargılanmak şartıyla serbest bırakılan İbrahim Babat ifadesinde görevli olduğu dönemde işledikleri cinayetleri şöyle anlatıyor.

“1990 yılında JİTEM’de bazı köklü değişiklikler oldu. Asayiş bölge Komutanlığına Hikmet Köksal paşa getirilmişti, gruplar oluşturulmuştu. JİTEM’in başına da Veli Küçük paşa getirilmişti (o zaman albaydı) 1990 grup komutanlığına alınmışlardı. Bütün asker itirafçılar asker kimliğiyle bir araya toplanılması düşünülüyordu. JİTEM’de bu itirafçıların sevk ve idareleri için bana görev çağrısı yapıldı. Bu arada JİTEM çatısı altında illegal bazı oluşumlara gidildi. Diyarbakır ve çevresinde PKK ile ilişkili olduğundan şüphelendiğimiz hemen herkesi infaz etme yetkimiz vardı. Bu insanları yakalayıp suçu varsa tespit edilip, adalete teslim etmek yerine faili meçhul bir şekilde öldürmeyi bir yöntem olarak benimsemiştik. Bizden istenen buydu bu tarzda talimat alıyorduk. Bu grup içerisinde eski itirafçılardan Ali Ozansoy, Hüseyin Tilki, Abdülkadir Aygan, Hayrettin Toka, Recep Tiriz, Adil Timurtaş ve eski TİKKO’cu Fatih adındaki kişiler vardı. Antalya’da örgüt adına öldürülen Numan kod (Selahattin Görgülü) adındaki kişi bizim grubumuzun istihbaratçısıydı. Örgütle ilişkilidir tarzında bize gösterdiği ve getirdiği kişilerin hepsini değişik dönem ve zamanda infaz ettik. Bismil’de benzinci Talat Diyarbakır Bismil yol kavşağında bir vatandaşı aynı gerekçelerle infaz ettik. Batman’da iki kişiyi birini evinden, diğerini evin önünden alarak Batman Silvan arasında infaz ettik. Yine Hazro’da bir vatandaş infaz edildi. Bu çalışmalar 5 ay sürdü. Yine o dönemde Selahattin Görgülü’nün verdiği istihbarat doğrultusunda bir şahıs Celil kod Aytekin Özel binbaşıyla Abdülkadir Aygan birlikte gidip infaz ettiler.”

AYŞEGÜL SAVAŞTA