Suriye’nin yeni gerçeği
16.04.2017 10:04 BİRGÜN PAZAR
Trump’ın uyguladığı politikalar, 2015’teki Rus müdahalesi sonrası Obama’nın uyguladığı politikalardan farklı değil. “Esad gitmeli”den “Esad kalabilir”e geçişi anlamak için 2015’teki Rus müdahalesine ABD’nin tepkisini değerlendirmek gerek

Vijay Prashad

ABD’de Donald Trump yönetimi, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın gidişinin zorunlu olmadığını, resmen beyan etti. Beyaz Saray Sözcüsü Sean Spicer, 31 Mart’ta yaptığı açıklamada şöyle diyordu: “Şu anda nerede olduğumuzla ilgili politik gerçekliği kabul etmemiz lazım.” Suriye’de Rusya’nın varlığı Esad’ın düşürülmesini imkânsız kıldı. Spicer’in işaret ettiği “politik gerçek” bu.

Önceki gün, Trump’ın Birleşmiş Milletler (BM) Elçisi Nikki Haley, “Savaşlarınızı seçersiniz. Mesele öncelikleri değiştirmekle ilgili ve artık önceliğimiz Esad’ın gidişi değil” dedi. Haley’in bu yorumlarına Spicer ve Dışişleri Bakanı Tillerson’dan ABD’nin Suriye politikasının değiştiğini anlatan bir karşılık geldi. Aslında Trump’ın uyguladığı politikalar, 2015’teki Rus müdahalesi sonrası Obama’nın uyguladığı politikalardan farklı değil. “Esad gitmeli”den “Esad kalabilir”e geçişi anlamak için 2015’teki Rus müdahalesine ABD’nin tepkisini değerlendirmek gerek.

Rusya’nın müdahalesi
2015 Eylülü’nde, Rus ordusu hükümetin daveti üzerine Suriye’ye girdi. Bu hamle, ABD’nin Suriye arap Ordusu ve Esad hükümetine çok boyutlu saldırısını imkânsız kıldı.

Birkaç gün sonra CNN, Cumhuriyetçi Parti’nin Başkanlık Adayı Donald Trump’ı yayına çağırdı. O dönemde BM, savaşta hayatını kaybedenleri saymayı bırakmıştı. “Suriye’de ne olduğunu gerçekten anlıyorum” dedi Trump. “Orayı bir karmaşaya çevirmeye yarıyoruz”. Bu, ABD’nin ana akım politik söyleminden çok uzak bir tavırdı. Trump’ın seçim kampanyasındaki imza temalardan biri ABD rejim değişikli politikalarına karşıtlıktı. “Neden hem IŞİD’i vuruyor hem de Esad’a karşı duruyoruz?” diye sordu Trump CNN’de. Bırakın, ABD Irak’ta; Rusya destekli Arap ordusu da Suriye’de IŞİD’e karşı savaşsın, dedi.

Obama yönetimi altındaki ABD, gerçekten Esad’ı devirmeye çalışıyor muydu? “Onları çok şiddetli şekilde vuruyoruz” dedi Trump, Suriye’yi kastederek. ABD ‘ılımlı’ isyancı ordusuna evrilmesini umut ettiği çeşitli gruplara silah, lojistik destek ve eğitim veriyordu. “Bu kişilerin kim olduğuyla ilgili en ufak bir fikrimiz yok” dedi Trump. “Silah, mühimmat; her şey veriyoruz…”
Röportajdan 10 gün önce, ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Lloyd Austin, Kongre’de, isyancı ordusu için harcanan 500 milyon doların “küçük bir meblağ” olduğunu söyledi. “Savaş içinde dört ya da beş kişiden bahsediyoruz” dedi. Güvenilir şekilde ılımlı olan dört ya da beş kişiden bahsediyordu. Geri kalanı, dedi General Austin, ABD tarafından eğitildi, daha sonra radikal örgütlere gitti.

Trump’ın 2015’teki Rus müdahalesi sonrası yorumları, gerçekte, Obama yönetiminin yorumlarından farklı değildi. Obama’nın Dışişleri Bakanı John Kerry, Rusya ve İran’ın ciddi politik görüşmelere giden kapıyı açabileceğini, ABD’nin Esad’ın gitmesi konusunda bir takvime bağlı olmadığını belirtmişti. Diğer bir değişle, Trump, Eylül 2015’te, ABD’nin resmi politikasına uygun fakat daha açık sözlü bir söylem benimsedi.

Rusya ve İran, şu anda politik süreci dayatabilir, bu da Esad’ın gidişinin artık ABD’nin ajandasının baş köşesinde olmadığı anlamına geliyor. Hem Cenevre hem de Astana görüşmelerinde olan bu.

Türkler’in endişeleri Trump için önemsizdi
Trump, Aralık 2015’teki bir kampanya konuşmasında, Obama’nın IŞİD konusunda zayıf olduğunu, kendisinin “IŞİD’i bozguna uğratacağını” söyledi. Trump’ın, IŞİD’i “çölün yanıp yanmadığını görene kadar” bombalamak isteyen Cumhuriyetçi çalışma arkadaşı Ted Cruz’la çok ortak yönü vardı. Buradaki ima, Cumhuriyetçilerin IŞİD’e karşı savaşmak için nükleer dahil tüm kitle imha silahlarını kullanabilecek olmalarıydı. Trump ve müttefikleri, Esad’a karşı bir isyancı ordusu kurmakla ilgilenmiyorlardı. İstedikleri şey, ABD silahlık kuvvetlerine, sivil ölümlerini ya da sert savaşın ardından gelecek politik ortamı düşünmeden, IŞİD’i bombalamak için tam yetki vermekti.

Türkiye’nin bölgeye dair endişelerinden kaynaklanan sorunlar, özel olarak, Kürtlerin istekleriyle ilgili olanlar, Trump ve Cruz için önemsizdi. Dış politikaları nedenlerden ziyade testesteron etrafında şekilleniyor. Trump göreve başladığından beri, ABD silahlı kuvvetleri, Yemen’den Irak’a oradan Suriye’ye, Teröre Karşı Savaş bölgesini merhametsizce bombalıyor. Bu barbarlık öyküsünün tek yazarı Trump değil. Dış İlişkiler Konseyi’ne (CFR) göre, ABD geçen yıl bölgeye en az 26 bin 171 bomba attı.

Irak, Suriye ve Yemen’deki bombardıman çok sayıda sivil ölümüne neden oldu.

Trump’ın, ABD’nin kaynaklarını, dış savaşlara bulaşmak yerine ülkeyi yeniden inşa etmek için kullanma retoriğinin içi boş.
Trump, ABD’nin çatışmalardan izole olması gerektiğini söylemiş olabilir ama politikaları bunun tersini gösteriyor. Washington’un saldırgan tonu devam edecek.

İran’ı dışarı itmek
Nikki Haley, Esad’ın IŞİD’e karşı mücadelede bir partner olacağını değil “ilerlemenin önündeki büyük engel” olduğunu söyledi. ABD’nin önceliği, dedi Haley, “İran’ı ve vekillerini” Suriye’den çıkarmak.

İsrail’le yakın bağları olan Trump yönetimi, İran’ı Suriye’de herhangi bir anlaşmanın dışında bırakmaya kendini adamış durumda. Tuhaf bir durum, ABD’nin Irak’ta IŞİD’le savaş için güvendiği İran, Esad’ın belki de en yakın müttefiki. Fakat Trump yönetimi, ABD’den ve İsrail’den gelen baskının Rusya’yı, İran’ı Suriye anlaşmasının dışında bırakmaya itmesini umuyor.
İran ve Rusya arasındaki ayrılıklardan biri şu: İran, Esad hükümetinin Suriye’de mutlak zafer kazanabileceğine inanırken, Rusya, Esad’ın siyasi muhalefetle anlaşma yapmasın istiyor. Esad ise ABD’nin İsrail adına, İran’ı Suriye savaşının bir sonraki fazından izole etmek için kullanabileceği bu çatlak üzerinde, köprü olmaya çalışıyor.

Üst düzey bir İran’lı diplomata göre, Rusya, önemli bir bölgesel partner olduğunu kanıtlayan İran’ı yüzüstü bırakmaz. Fakat Trump yönetiminin, İran’ı izole etmek için yeni bir Suriye gerçeğine girmesinden endişe ediyor.

Trump yönetiminden gelen, ‘Esad’ın acilen gitmesi gerekmez’ yorumları, Suriye içinde ve çevresindeki politik zorlukları aydınlatmıyor. Şam’da rejim değişikliğinin masada olmadığı açık. Açık olmayansa, ABD ve İsrail’in, İran’ı izole etmek için alacağı pozisyon.

Çeviri: Ömür Şahin Keyif