Suriye politikası değişti mi?
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)mensupları ile Barzani’nin peşmergelerinin Türkiye sınırından Kobani’ye geçirilmesi Suriye’nin toprak bütünlüğünün açık ihlaliydi

Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Putin’le Ankara ziyareti sırasında “külliyesinde” görüşen AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuk devlet başkanıyla birlikte yaptığı ortak basın toplantısındaki açıklamaları yine her zaman olduğu gibi çok dikkat çekiciydi. Doğrusunu isterseniz söyledikleri Türkiye’nin dış politikasında olanlarla uyumlu değil. Örneğin şu söyledikleri “Irak ve Suriye dahil bölgesel konuları da mütalaa ettik. Gerek Irak’ın gerekse Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda Rusya’yla hemfikiriz”.

Gerçekten böyleyse özellikle Suriye konusunda Türkiye çok ama çok ciddi bir politika değişikliği yaptı demektir bu. Çünkü, Irak’ı ayrıca konuşuruz ama, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal konusunda Türkiye’nin pek de iyi bir sicili yok. Örnekleyelim:

2014 Ekim ayında ABD ve emperyal merkezlerin desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)mensupları ile Barzani’nin peşmergelerinin Türkiye sınırından Kobani’ye geçirilmesi Suriye’nin toprak bütünlüğünün açık ihlaliydi. Ayrıca Türkiye sınırından, Suriye’ye emperyal çullanmanın başladığı andan itibaren binlerce cihatçının adı geçen ülkeye geçmelerine göz yumulduğu da bir gerçek.

İkincisi; çok değil bir yıl önce, 2016 Şubatı’nda, şimdi, Erdoğan’ın “Suriye’nin toprak bütünlüğünde hemfikir olduğunu” söylediği Rusya’nın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile yaptığı görüşmede Türkiye’nin Suriye’de “provokatif eylemlerde” bulunmaması gerektiğine vurgu yapmıştı. Telefon görüşmesinde Lavrov ‘un, Türkiye’nin bu eylemlerinin, “Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini” öne sürdüğü de belirtiliyordu.

Üçüncüsü, Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Riyad Haddad daha bu yılın Nisan ayında Türkiye’den yakınıyordu. Haddad, Türkiye’nin Suriye topraklarını ele geçirerek İdlib’e ağır teçhizatlar soktuğunu, bölgede terör örgütlerinin eğitimi için iki kamp inşa ettiğini, bu faaliyetleriyle Suriye’nin egemenliği ile BM Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarını ihlal ettiğini ifade etmişti.

Haddad’ın iddiaları sadece bunlar değildi. Büyükelçi Keseb’de Türk askerlerinin bazı köylere girip 15 kilometrelik bir alanda 300 çam ve meşe ağacını kesip yüzlerce zeytin ağacını tahrip ettiğini de söylemişti. Haddad, “Türk askerleri Afrin’in kuzeyindeki Dikmedaş bölgesine de girip kentteki tepeleri işgal etti. Bölgede ağır teçhizatlar ve zırhlı araçlar var. Türk askerleri işgal ettikleri topraklarla bizim bölgemizi ayıracak bir duvar örmek için hazırlıklara başlıyor” iddiasında da bulunmuştu.

El Bab’ta Türk askeri var iddiası

Haddad’ın tüm dünyaya duyurduğu açıklamaları içinde en çarpıcı olanı herhalde “Pratikte Türkiye El Bab’ın kuzeyindeki askerlerini geri çekmedi ve müttefikleri olan örgütlerle orada bir şehir inşa etmeye çalışıyor” sözleri. Büyükelçi Türkiye’nin açıkça Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini söylüyor. Eklediği bir şey daha var. O da şu “Türkiye’den Suriye topraklarındaki faaliyetlerini durduracağını duymak bizim için yalnızca enformasyon savaşının bir parçası. Bu hem BMGK’nin Suriye ile ilgili kararlarının hem de komşu ülkeler arasında uluslararası ilişkiler çerçevesinde inşa edilen prensip ve değerlerin ihlali” dedi.

Recep Tayyip Erdoğan’ın bölgede bambaşka bir dengeler savaşına dönüşen ortamda Rusya ile Irak ve Suriye’nin “toprak bütünlüğünü” savunma konusunda hemfikir olması, bu iki ülkeye ilişkin politikalarında ciddi geri dönüş anlamına geliyor. Söylem olarak sürekli “toprak bütünlüğüne saygılıyız” demiş olmasına rağmen Türkiye, bunun tam tersi bir dış politika izledi.

Bu nedenle Recep Tayyip Erdoğan bu son açıklamaları Suriye’nin Moskova Büyükelçisi Haddad’ın dediği gibi “yalnızca enformasyon savaşının bir parçası” mı?

Bunu zaman gösterecek.