Suriyeliler sevişiyor!
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Kendi küçük dünyalarımızda yaşadıklarımızla, büyük dünyada yaşananlar arasında ilişki kurabilmek insanı sürüden ayırır.

Erdem, o ilişkiyi kurabilmekte gizlidir. Moda diye sorgusuz sualsiz beyazlatılmış bir kot satın almayan; bu küçük kişisel eylemi ile 20’li yaşlarında ciğerlerini yitirip ölen kot taşlama işçilerinin hayatı arasında ilişki kurabilen biri, sürüden ayrılmış, özgür ve erdemli bir birey olmaya adım atmış demektir.

Küçük dünyası ile büyük dünya arasındaki ilişkiyi kuramayanlar bazı şeyleri, kimi fikirleri kolayca satın alırlar!

İşsizliğin arttığı, ekonomik sıkıntılarla boğuşulan toplumlarda yabancı düşmanlığının, “öteki” sayılana hücumun altında yatan da, sizi sıkıntıya sokan durumların büyük dünyada gizli gerçek nedenlerini görememektir.

Bu girişi dün bir gazetenin attığı manşet yüzünden yaptım. Adı önemli de değil, ama atılan manşet, kolay alıcı bulan tehlikeli bir fikri yansıttığı için, çok önemli.

“Türk askeri savaşıyor, Suriyeli sevişiyor!” diyor milliyetçi çizgideki gazetenin manşeti. Haber metnine baktığınızda, bu manşeti doğrulayacak en küçük bir veri yok. Türkiye’deki Suriyeli sayısının 4 milyon olduğunu, iç savaş bitse bile ülkelerine dönmeyeceklerini, vatandaşlık elde edenlerin referandumda oy kullanacaklarını anlatan haber, bir siyasiden alıntıladığı “Bizim askerimiz Suriye’de savaşıyor, Suriyeliler Türkiye’de sevişiyor” cümlesinden manşet çıkarmış.

Suriyelilerin kiminle seviştiği de net değil, ama galiba cümlenin gizli anlamı Suriyeli delikanlıların Türk kızlarıyla seviştiği! Sevişmek tek kişilik bir eylem değil ve “ş” harfi ile üretilen bu sözcük bir zorlama da içermeyip, iki tarafın gönüllü ilişkisini anlatıyor.

Ancak, o manşeti kolayca satın alacak kitlelerin bu açıklamaları anlayacak hali yok. Ana muhalefet partisi CHP’nin bir yöneticisinin bile, Suriyeli gençlerin ülkelerinde savaşmayıp, Mehmetçik onlar yerine ölürken, burada kafelerde Türk kızlarıyla gezdiğini söyleyebilmesi, manşetin çok geniş kesimlere ne kadar kolay nüfuz edebileceğini gösteriyor.

Bu hale, geçen yazılardan birinde, insanlığımızın ölümü demiştim!

Gerçekliğin, herkesin kolayca satın almaya hazır olduğu bu manşetle uzaktan yakından ilgisi yok. Basit bir gazete taraması, Suriyeli erkeklerin burada publarda, kafelerde günlerini gün etmediklerini, en acımasız sömürü koşullarında çalıştırıldıklarını gösteriyor.

Kadınlar ise tacize, tecavüze uğruyor, öldürülmüş bulunuyorlar. Ya da ikinci, üçüncü eş olarak alınıyorlar Türkiyeli erkekler tarafından. Kastedilen “sevişme” bu mecbur bırakıldıkları “kocalar”la ilişkileri değil herhalde!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılına ilişkin Evlenme ve Boşanma İstatistiklerini açıkladı. 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 1,4 daha az evlenmişiz. Evlenmelerimiz azalmış! Genel olarak evlenmelerimiz azalırken, Suriyeli kadınlarla evlenmelerimiz artmış!

2016’da toplam sayısı 22 bin 583 olan “yabancı gelin”lerimizin 6 bin 495’i Suriyeli imiş. Ya istatistiklere girmeyenler?

Pasaportları olmayan, evliliklerinin hiçbir yasal dayanağı olmayan Suriyeli kadınlar, “Suriyeli çocuk gelinler”!

Paragöz adamların üç kuruşa çalıştırdıkları Suriyeli erkekler mi sevişen yoksa “karıgöz” adamların ikinci, üçüncü eş olarak “satın aldıkları” Suriyeli kadınlar mı?

El Bab’dan sonra Menbiç, Rakka dedikçe; Suriye’de çıkılması zor derinliklere girdikçe, öldükçe oralarda, böyle manşetler daha da artacak. Ne kadar sorun varsa kendi küçük dünyalarımızda yaşadığımız, onların büyük dünyadaki nedenlerini görmeyip, her yerde gözümüze çarpan Suriyelileri günah keçisi yapacağız.

Suriyelilerin vatandaş yapılmasının, referandumda ya da seçimde oy kullandırılmalarının başka, burada bulunmalarının başka şey olduğunu düşünmeyeceğiz. Vatandaş yapılıp oy kullanmaları sağlanırsa, bunun sorumlusunun kendileri olmadığını da düşünmeyeceğiz.

Bazılarımız da böylesine ciddi bir konunun “sevişiyorlar” denilerek ucuzlatılmasına “HAYIR” diyeceğiz!