SUT deyip geçmeyin!
AZİZ ÇELİK AZİZ ÇELİK

Sağlık Uygulama Tebliğinde (SUT) 18 Haziran 2016 tarihinde bazı değişiklikler yapıldı. Tebliğ deyip geçmeyin. Tebliğ diye küçümsemeyin. Normlar hiyerarşisinin en altı diye hor görmeyin. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı Sağlık Uygulama Tebliği başka tebliğlere benzemez. Türkiye’de sağlık sistemi neredeyse SUT ile düzenleniyor. Dahası SUT sağlık sisteminin kalbidir. SGK, kalpsiz bir kararla SUT’ta yapılan bir değişiklikle elini yoksul kalp ve damar hastalarının cebine attı.

SUT’ta yapılan değişiklik şöyle “Ayrıca Yükseköğretim kurumlarına ait sağlık hizmeti sunucularında (…) (vakıf üniversiteleri hariç) kardiyovasküler cerrahi branşında yapılan cerrahi işlemler için de ilave ücret alınabilir.” Özü şu: Kamu üniversite hastanelerinde yapılacak kalp ve damar cerrahisi işlemleri için hastaneler vatandaştan ilave ücret talep edebilecek. Dr. Ergün Demir ve Dr. Güray Kılıç 20 Haziran’da BirGün’de konuya ilişkin bilgilendirici ve tehlikeye dikkat çeken bir yazı yazdı. Ancak üzerinde ne kadar yazılsa azdır. 5510 sayılı yasa ile yoğunlaşan sağlık hizmetlerinin ticarileşmesi sürecinde nasıl tehlikelerle karşılaşacağımızı gösteriyor bu örnek. SUT ile yarın bir başka yaşamsal hastalık için ilave ücret getirilmeyeceğinin güvencesi yok.

Bilindiği gibi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile sağlık hizmetlerinde katılım payının ve ilave ücretin önünü açmıştı. Halen özel hastaneler yüzde 200 oranında ilave ücret alabiliyor. Kamu üniversite hastanelerinin sunduğu sağlık hizmetlerinde ise hizmet bedelinin yüzde ellisine kadar ve bir defada asgari ücretin iki katını geçmemek üzere ilave ücret alınabiliyor. İlave ücret alınmayacak sağlık hizmetleri SUT ile belirleniyor.

SUT’ta yapılan son değişiklikle daha önce ilave ücret alınmayan kalp ve damar cerrahisi sağlık hizmetlerinde kamu üniversitesi hastanelerinde ilave ücret alınabilecek. Oysa özel ve vakıf üniversite hastanelerinde kalp ve damar cerrahisi hizmetleri için ilave ücret talep edilemiyor. Garabete bakar mısınız! Özelde yok kamuda var. İlave ücret var ama dert değil! Kapitalizm onun da çaresini buldu: Tamamlayıcı özel sigorta. Kamu sağlık kurumlarını tercih eden ve ilave ücret ödemek istemeyen yoksul hastaları özel sağlık sigortalarının kucağına atacaklar.

SUT, SGK tarafından sağlık kuruluşlarına ödenecek hizmet bedellerini belirliyor. Hangi hizmetlerin ilave ücretten muaf olduğunu SUT belirliyor. Ama sağlık hizmeti bir kez ticarileşmeye, özelleşmeye görsün, çoğu kez SUT bile işlemez hale geliyor. Hele SUT ayrıntılarından haberiniz yoksa, o zor anınızda özel sağlık sunucularının sizi söğüşlemesi işten bile değil. Kullanılmayan plastik eldivenin, yapılmayan vizitenin iki katını yazıveriyorlar. “Ama SUT öyle demiyor” dediğinizde tutum değişiyor. Kabarık faturalar iniveriyor. Ama hastanızla mı uğraşacaksınız bu paragözlerle mi? Çoğu kez lanet okuyup isteneni ödüyorsunuz. Onlar da bunu biliyor: Hasta yakını en zayıf insandır.

SUT ve onu kararlaştıran Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu sağlık sisteminin efendisidir. Anayasa’da sosyal devlet ilkesi varmış, sağlık ve sosyal güvenlik anayasal hakmış, yasal düzenlemeler varmış. Hiçbirinin SUT ve Fiyatlandırma Komisyonu kadar kıymeti yok. SUT ile yaşamsal bir hastalık için ilave ücret getirilebilir veya ilave ücretten muaf tutulabilir. SGK tarafından satın alınacak sağlık hizmetleri için kurumca ödenecek bedelleri, uygulanacak muafiyetler ve ilave ücretler SUT ile belirlenir. Peki, SUT kimler tarafından hazırlanır? SUT Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu tarafından hazırlanır. Bu kadar önemli kararlar veren bu mühim komisyon kimlerden oluşur?

Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu, SGK Başkanının başkanlığında, Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını, Maliye Bakanlığını, Sağlık Bakanlığını, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığını ve Hazine Müsteşarlığını temsilen genel müdür düzeyinde birer kişi olmak üzere yedi üyeden oluşur. Tümü hükümetin görevlendirdiği kişiler. Oysa SGK yönetim kurulunda işçilerin temsilcisi var. İşçiler SGK primlerinin çok önemli bölümünü ödüyor. Ama bu hayati komisyonda temsil edilmiyorlar. Ancak SGK yönetimindeki milyonlarca işçinin, emeklinin ve yakınlarının sağlık hakları hükümetin emrindeki yedi bürokratın elinde. SGK, genel müdürden hastanelerdeki klinik şeflerinin atanmasına kadar tamamen hükümetin güdümünde bir kurum. SUT ve Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu ise bu vesayetin en uç örneği, sağlık hizmetlerinin ticarileşmesinin ve sağlıkta özelleştirmenin kılıcı. İnsafı yok. Özelleştirmenin en insafsızı elbette sağlıkta özelleştirme.