Suudi Arabistan Krallığı gerçek bir muhalefetle mutlaka karşılaşacak
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
“Hizb-el-Şüini İslam Sa'udiyah” adıyla 1975’de kurulmuş bir de Komünist Parti vardı Suudi Arabistan’da. Çok sayıda üyesi ancak 90’larda serbest bırakıldı. Bir gün dönecekler; mutlaka

Saray’da olan biteni az çok duyuyoruz. Yönetimde hanedanın hangi kanadı etkili, hangi prens diğeriyle papaz, yeni kral eski kralın adamlarını tasfiye ettikten sonra yerine hangi aşirete mensup olanları seçer, istihbarattan sorumlu prens hangi gruplara yakın. Bunlara ilişkin onlarca söylenti, iddia ortaya atılır, bizim duyduklarımız bunlardır. Suudi Arabistan’da muhalefet denince bu çerçevede görülür tüm manzara.

Tabii Saray dışına taşan çatışmalar, karşıtlıklar da olmuyor değil. Kral Suud döneminde örneğin, Prens Talal’ın başını çektiği bir muhalif grup, ülkenin Anayasal Monarşi’ye geçmesi çağrısı yapmıştı. Az önemli bir girişim sayılmaz bu. Talal’ı sürdüler memleketten. Genellikle muhalefetin yönetimi din çerçevesinde eleştirenlerden geldiğini de belirtmek lazım. Sahwa hareketi vardır. Uyanış demek. Genellikle üniversitelerde yaygınlık kazanmış bir hareketti bu. Irak’ın Kuveyt’i, işgalinden sonra Suudilerin çağrısı üzerine ülkeyi korumak için gelen ABD askerlerinin Kabe’ye ayak basmalarına çok öfkelenmişlerdi. Üye sayısını arttıran bir gelişme olmuştu bu ABD askeri meselesi.

Ama yine de sokaklara çıkıp yönetime meydan okuyan protestocular, ülkeyi sarsan protestolar pek yok. Olanlar da yönetim tarafından kabulü zor olmayan küçük itirazlar. Ülke yönetimi sert, medya kontrollü/güdümlü, Kral ile kralın ailesine, soyuna, sopuna laf etmek suç. Yani ülke siyasetinde bir muhalefet hareketinden, muhalif yapılardan söz etmek mümkün değil. Ama bir Suudi karşıtı muhalefet elbette var. Ülke dışında örgütlenmiş, çalışmalarını oralarda yürüten bir muhalefet bu.
En kolay örgütlenilen ülke, coğrafi yakınlığın da etkisiyle Lübnan elbette. Başkent Beyrut’ta 1960’lı yıllarda çok sayıda muhalif Suudi grubu vardı. Bu gruplar o dönemlerde tüm Arap dünyasını etkisi altına alan Arap Milliyetçiliği’ni savunuyorlardı. Beyrut merkezli bu muhalefet 1967 Arap – İsrail savaşının Araplar aleyhine sonuçlanmasından sonra, Cemal Abdül Nasır’ın da ölümüyle tabii bir süre sonra ortadan kalktı. Ama Batı’da Suudi muhalefeti 1990’lı yıllara kadar var oldu, iyi, kötü.

suudi-arabistan-kralligi-gercek-bir-muhalefetle-mutlaka-karsilasacak-302304-1.Muhalif merkez
Londra Suudi muhalefeti için önemli bir merkezdir örneğin. Muhammed el Masari adını sık duyardık bir zamanlar Londra’da. Fizikçidir bu zat, 1994’de Suudi Arabistan Krallığı’ndan kaçıp gelmiştir. Yasal Hakları Savunma Komitesi vardır bir de, burada yine önde gelen Suudi muhaliflerden Said el Fakih ile beraber çalışırlardı.
Temsilcisi olduğum gazete için temas kurmuştum, o nedenle hemen hemen her gün faks yoluyla bildiriler geçerlerdi bana da. Neler yazılmazdı ki? Hangi prens hangi yolsuzluğa bulaşmış, Saray’da neler olup bitiyor bunların hepsini bu bildiriler sayesinde öğrenme şansım olurdu. Sonra Körfez Savaşı’ydı, Küveyt’in işgaliydi, Irak’a ABD istilasıydı derken kesildi sesleri. Hâlâ merak ederim ne durumdalar diye, bir bakmak lazım yine. Herhalde bulurum izlerini.

Suudi palavra krallığı delirdi tabii Masari’nin faaliyetleri yüzünden. İngiltere hükümetine bir hayli baskı yaptığını anımsıyorum. Bir süre direndi, İngilizler ama bir ara Masari hakkında sınır dışı etme kararı çıkardılar sonunda. Birçok şey oldu, kamnpanyalar düzenlendi, Masari’nin dönmesi halinde öldürülebileceği İngiliz hükümetine anlatılmaya çalışıldı. Ben de böyle bir toplantıya katılmıştım. Nihayet Masari’yekalma izni verdi İngilizler. Adı sanı duyulmuyor artık. Fakih ise Londra’da popüler sayılır hâlâ. Suudi Arabistan İslam Reformu Hareketi diye bir kampanyanın liderliğini sürdürüyor.

Yok dedim ama bu hiç de olmadı anlamına gelmez. Fakih’in çağrısı üzerine küçük çaplı sokak gösterileri yapıldığını anımsıyorum kimi Suudi kentlerinde. Ülkenin önde gelen 400’den fazla aydın, ki çoğu liberal 1991 Mart’ında de dönemin Kralı Fahd’a bir mektup yollamıştı. Reform çağrısı içeren bu tür mektuplar 2003 yılından sonra sık sık yolandı Kraliyet’e. İmzacılardan üçünün tutuklandığını okumuştuk.

Liberaller parçalı
Liberal olarak nitelenebilecek muhalefet parçalı bir görünüm arz ediyor aslında. İstenen reformun ne olacağı konusunda da ortak bir görüşleri yok. Önce dini eleştirelim sonra reformu dillendirelim diyenlerin de olduğu biliniyor. Hani, bir fırsat bulsalar belki de çok ilginç bir muhalefetle tanışmış olacağız. “Dini eleştirerek başlayalım” demek ne demek? Tabii güzel de, bir hayli “radikal” bir tutum.

Meşhur bir Petrol Bakanı vardı Suudilerin; Ahmet Zeki Yamani. Bu zat ülkedeki reformcu hareketin başını çekiyor denirdi. İlginç biriydi gerçekten, 70’li yıllarda Arapların Batı’ya koyduğu petrol ambargosu sırasında çok parlamıştı. Ülkedeki liberal muhaliflerin en tanınmış lideriydi ama ondan da haberdar değiliz uzun zamandır.

suudi-arabistan-kralligi-gercek-bir-muhalefetle-mutlaka-karsilasacak-302305-1.Komunist muhalefet
Şimdi, ülkedeki Şii muhalefetinden söz etmedim özellikle. Ben, bildiğimiz anlamda, yani özgürlükler temelinde, kralık rejimine doğrudan doğruya karşı, az da olsa var olan muhalefeti anlatayım istedim. Şiilerin büyük baskı altında oldukları elbette doğrudur, talepleri kuşkusuz önemsiz değildir ama kendi haklarının verilmesine yönelik bir muhaleflikleri var. O nedenle moda deyimle “konsept dışı” bu yazıda.

Örneğin komünist bir muhalefeti anlatmak daha ilginç benim açımdan. Suudi Arabistan gibi berbat bir rejime karşı mücadele etmek için yola çıkmış yiğit insanlar bence Suudi komünistler. Muhalefet dediğim bu tür kesimler aslında.

Suudi Arabistan Komünist Partisi
1954’den beri var olduğunu sonradan öğrendim ama ben Sovyetler Birliği’nin yıkılmasından çok az önce, bir İngiliz gazetesinde “Suudi Arabistan Komünist Partisi kuruldu” başlıklı bir haber okuduğumu çok iyi anımsıyorum. O nedenle yeni kuruldu diye düşünmüşümdür. Çok mutlu olmuştum haberi okuduğumda, “sonuna kadar destek vereceğim parti budur işte” demiştim eşe dosta sevinçle.

“Suudi Komünistler” tanımına bir türlü alışamadım. Hâlâ tuhaf gelir kulağıma. Komünist parti anlamına mı geliyor bilmiyorum ama “Hizb-el-Şüini İslam Sa'udiyah” adıyla kurulmuş aslında 1975’de. 23 Eylül 1954'te kurulan, 17 Ekim 1958'de Ulusal Kurtuluş Cephesi'ne dönüştürülen Ulusal Yenileme Cephesi’nde de varmış komünistler,, Suudi Komünistler Örgütü adıyla yer alıyorlarmış.

Kurulduğundan beri illegal, dolayısıyla da sürekli baskı altında, Sovyetler Briliği yanlısı bir parti idi Suudi Arabistan Komünist Partisi. Yakın zamanlara kadar Suriye’nin başkenti Şam’da Demokratik Gençlik Birliği adını taşıyan gençlik örgütü de varmış meğer partinin. (Oralara kadar gittim de bir aklıma gelmedi sormak. Tanışıp konuşmak isterdim Suudi komünist yoldaşlarla). Nasıl faaliyet yürütüyorlar bilmiyorum ama Suudi Arabistan İşçi Federasyonu, Suudi Arabistan Ulusal Öğrenci Birliği ile Suudi Arabistan Demokratik Kadın Ligi adını taşıyan Suudi Arabistan Komünist Partisi’ne yakın örgütler de var.

Sovyetler yıkıldı, sosyalist ülkelerde sistem değişti, bundan zaten zorluk içinde faaliyet yürüten Suudi Arabistan Komünist Partisi’nin etkilenmemesi beklenemezdi. 90’larda adını Suudi Arabistan’da Demokratik Bütünleşme olarak değiştirdi. Partinin çok sayıda üyesi hapishanedeydi, Krallık, parti dağılmaya söz verince tüm tutsakları serbest bıraktı.

Şimdi, suç ortağı Katar’ı “terör örgütlerine destek verdiği” gerekçesiyle dışlayan, adı geçen ülkeye ekonomik, siyasi baskı uygulayan ülkenin kralı, Trump gibi gidik kafalı bir de “kanka” bulunca bir hayli celallenmiş durumda. Oysa Afganistan’da Taliban’ı, Lübnan’da Gelecek Hareketi’ni, Bahreyn’de gerici ne kadar örgüt varsa tümünü destekleyen, Irak’ın, Suriye’nin mahvolmasında büyük katkıları olan, Yemen’i işgal eden, kendisinden başka her mezhebe, her dine, İsmaililere, Zeydilere, Alevilere, Nusayrilere, Dürzilere, Sihlere, Yezidilere, Zerdüştlere, Hindulara artık Allah ne verdiyse tümüne karşı çıkan kahrolası krallık içeriden yükselecek bir muhaletle alaşağı edilebilir.

Az da olsa bir muhalefet damar var demek için anımsatayım istedim. İçimden de nasıl “yaşasın Suudi Arabistan Komünist Partisi” demek geliyor bilemezsiniz.