SYRIZA’nın zaferi, sınırları, beklentiler
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

SYRIZA sekiz ay içerisinde ikisi parlamento biri referandum olmak üzere üçüncü seçimden de zaferle çıktı. Troyka’nın ve “finans kapital”in kıskacındaki ülkede sol ittifakın bu zaferi azımsanmayacak bir başarı. Tüm eksikliklerine ve yapamadıklarına rağmen kabul etmek gerekir ki programı sosyal demokrat partilerinkinden hallice de olsa sol bir partinin hükümet olması önemli ve de sevindirici.

• • •

Elbette ki aynı kanıda olmayanlar da var. En büyük hoşnutsuzluk Alman kapitalistlerde. Sadece onlar da mı? Brüksel’deki, Frankfurt’taki finans çevreleri ve Troyka da benzer hissiyat içerisinde. Uluslararası sermaye, içerideki uzantılarını da kullanarak daha şimdiden bir kez daha SYRIZA’nın “radikal sol” olduğunu vurgulayarak korku salmaya başladı. Yunan sağının da geri kalır yanı yok. Çipras liderliğindeki hükümetin ülkeyi sonu belirsiz bir maceraya sürükleyeceğini çoktan dillendirmeye başladılar.

• • •

Çipras’ın beklenen zaferi uzun süredir uluslararası finans piyasalarını tedirgin ediyordu. Yunanistan’ın Avro’dan kopacak ilk ülke olma ihtimali dahi bu çevrelerin korkularını artırıyordu. Bu ihtimal en azından şimdilik de olsa gerçekleşmeyecek gibi. Ancak bu seçeneğin var olma ihtimali dahi egemenlerin korkulu rüyalar görmesine yetiyor.
SYRIZA sadece sağın, sermayenin kıskacında değil. Öbür taraftan solun bir kısmı da- ki sayıları hiç de az değil- SYRIZA’yı yeterince sol bulmadığı, uzlaşma eğilimi sergilediği, müzakerelerde bulunduğu, borçları ödemeyi kabul ettiği için taarruza başladı. Bunda kuşkusuz solun bu kesiminin seçimleri siyasi çizgiler arasında bir çatışmaymış gibi algılamasının etkisi var. Bu nedenle seçim sonrasında SYRIZA’nın tüm koalisyon teklifleri anında reddedildi, sağcı ANEL ile koalisyona muhtaç edildi.

• • •

Kuşkusuz Çipras liderliğindeki sol koalisyonu zorlu bir gelecek bekliyor. Alman Der Neue Tag gazetesinin de vurguladığı üzere Çipras’ı bekleyen görevin ağırlığı karşısında ona imrenen olmasa gerek. Yunanistan feci mali durumunun yanı sıra mülteci akınıyla da baş etmek zorunda. Çipras ve kuracağı yeni koalisyon hükümeti Yunanistan’ı ayağa kaldırmayı başarır mı meçhul. Seçmenin SYRIZA ve Çipras’a üçüncü bir şansı tanımayacağı muhakkak gibi görünse de ama solun bu konuda en azından daha esnek olmasında fayda var. Ne de olsa karşımızda uzun süre sonra ilk kez halkın desteğini almayı başardığı için uluslararası sermayeyi uzlaşmaya, tavizler vermeye, bazı reformları kabul etmeye zorlayabilecek bir parti var. SYRIZA’yı eleştirmek için birçok done var, ancak aynı zamanda desteklemek için de benzer bir durum söz konusu.

SYRIZA yaklaşık yedi ay süren kısa süreli iktidarında Troika’nın dayattığı koşulları kendi gerçekliği içinde kısmen de olsa kabul etmek zorunda kaldı. Bu nedenle SYRIZA’ya en başından karşı çıkan kimi çevreler “büyük ihanetten” söz etti. Kabul etmek gerekir ki SYRIZA’yı desteklemiş, ondan büyük dönüşümlere imza atmasını beklemiş olanlarda da düş kırıklığı yaşanmadı değil.

• • •

SYRIZA programının temel çerçevesini hem halkın yaşam koşullarını iyileştirmek hem de ekonomik krizi aşmak olarak saptamıştı. Yunanistan’dan Latin Amerika’daki sol iktidarlar kuşağının on yıllar süren mücadeleleri sonrasında gerçekleştiriği dönüşümleri bir gecede beklemek gerçekçi değil. Nihayetinde bu küçük Akdeniz ülkesi Şili’nin maden, Brezilya’nın doğal zenginliklerine, Venezuela’nın petrol rezervlerine sahip olmayan bir ülke. Turizme dayalı ekonomisinin bir sınır var. Bu nedenle bu iki hedef ancak bir yere kadar bir arada sürdürülebilir.

• • •

Çipras, seçim zaferi sonrasında Atina’da destekçilerine yaptığı konuşmada “Bu mücadeleyi birlikte dört yıl daha sürdüreceğiz. Önümüzde zorluklar var. Ancak sağlam zeminde duruyoruz. Mücadelemizi sihirle değil, sıkı çalışmayla sergileyeceğiz” dedi. Evet kimsenin elinde sihirli bir değnek yok. Kazanımlar zamanla mücade ede ede gelecektir. Bir gecede Yunanistan’a sosyalizmin gelmeyeceğinin bilinciyle hareket etmekte yarar var.
Şimdi ne yapmalı. Ergin Yıldızoğlu’nun da vurguladığı üzere tüm solun Çipras liderliğindeki hükümeti, uluslararası mali sermayeden, faşistlerden, kiliseden, yargıdan, güvenlik güçlerinden gelecek saldırılara karşı korumaya, soldan da markaja almaya çalışması gerekiyor. Verdiği sözlere, yarattığı umuda sadık kalmasını sağlamak için...