SYRIZA ve umut
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Beklenen oldu. Tarihi bir zafere imza attı Radikal Sol Koalisyon, yani SYRIZA. Daha sonuçlar açıklanmadan SYRIZA’yı topa tutan küçük bir istisnayı kenarda tutarsak, bu zafer dünya solunda büyük sevinçle karşılandı. Kuşkusuz sevincin haklı nedenleri var. SYRIZA’nın başarısı, sadece yıllardır giderek ağırlaşan ekonomik ve siyasi boyunduruk altında yaşamak zorunda bırakılan Yunanlılar için özgür bir geleceğe kapı araladığı için değil, aynı zamanda Avrupa’da ilk kez solu iktidara taşıdığı için de büyük ve önemli. Şimdi zulalarda bekletilen eleştirileri, bol göndermeli değerlendirmeleri ve de kibirli analizleri sessizce bir kenara bırakmanın ve gerçekçi olup imkansızı istemenin tam da zamanı.

SYRIZA’nın neler başardığını anlamak için kibirli “dost”ların eleştirilerine değil, “düşman” saflarda yarattığı korkuya bakmak lazım. Küresel sermayenin yayın organı Financial Times şimdiden SYRIZA’nın zaferinin Avrupa’nın geri kalan ülkelerini de tetikleyeceğini yazmaya başladı. Yunanistan’ı iliğine kadar sömüren Alman egemenleri ya borçlar ödenmezse korkusu sardı. Alman gazete ve televizyonları daha seçim akşamı Yunanlıların kime ne kadar borcu olduğunu tek tek sıraladı. IMF Başkanı Christina Lagarde zaferin üzerinden yirmi dört saat geçmeden tehditler savurmaya başladı.

***

Elbette ki SYRIZA kazandı diye yarın dünya toz pembe olacak değil, Yunanistan’a da sosyalizm gelmeyecek. Ellerinde böyle bir sihirli değnek yok. Ama umut var. Bu daha başlangıç. Bugün SYRIZA yarın Podemos, Die Linke, Rifondaniozone, Birleşik Sol. Tıpkı Chavez’in Latin Amerika’da yaptığı gibi, Alexis Tsipras da Avrupa’da bir “sol iktidarlar kuşağı”nın tetikleyicisi olabilir. Olmaması için bir neden mi var? Chavez, Amerika’nın “arka bahçesi”nde benzer bir şekilde sessiz sedasız işbaşına geldiğinde, bunun bölgenin kaderini değiştireceğini kim tahmin edebililirdi ki?

Radikal Sol Koalisyon’un (SYRIZA) bu başarısı her şeyden önce nihai hedefe doğru daha ileri adımlar atmak için umudu ve cesareti arttırdı. Ekonomik ve siyasi krizin önlerine kökten değişim görevini koyduğu Yunanlılar, ulaşılan bu zaferi ve elde edilen yeni siyasi mevzileri sermaye ve düzenle kapsamlı bir hesaplaşmaya doğru götürecektir. Bu yolda başbakanlık koltuğuna oturan Tsipras’ı zor bir sınav bekliyor muhakkak. Bir yandan seçim vaatlerini yerini getirip, bir yandan da SYRIZA’dan rahatsızlık duyduklarını gizlemeyen AB ve uluslararası finans kurumlarıyla, ülkesinin geleceği konusunda sıkı bir kavgaya tutuşmak zorunda kalacak.

***
SYRIZA’nın eleştirilecek yanları yok mu, elbette ki var! Bunlar yeri ve zamanı geldiğinde dile getirilecektir. Ancak bugün mutluluğu paylaşma zamanı. Zira kaç kez desteklediğiniz bir partinin iktidara gelmesine tanık olabilirsiniz ki? Bu zafer tüm, ezilenlere, emekçilere ve halklara “Biz de başarabiliriz” umudunu ve güvenini aşıladı. Bundan büyük kazanım mı olur? Beş ay sonra sandığa gidecek Türkiye soluna da bir nebzede olsa umut aşılamadığını kimseler iddia edemez.

SYRIZA örneği bizlere bir kez daha “sol çocukluk hastalığı”nın kötücüllüğünü gösterdi. Stratejilerini “ertesi gün” üzerine inşa edenleri mi ararsınız, yoksa “iktidar yozlaştırır” diyerek pusuda bekleyenleri mi! Sol kötümserlik tam takır iş başında ve “karalar bağlamış” durumda. Küresel para babalarına, Troyka’ya, Angela Merkel’e, sağdan ve “sol”dan yüklenenlere, tökezlemesi için ellerini ovuşturarak bekleyenlere inat SYRIZA’nın başarılı olması sadece kendisi için değil bütün bir sol için zorunluluk.