Tahrir ve Tamarud
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Mısır diken üstünde. Sadece Mısır mı? Tunus ve Libya da. Yeni emperyalist dizaynın gereği olarak ABD onayıyla Arap coğrafyasında işbaşına getirilen 'ılımlı İslamcılar'ın iktidarları sarsılıyor. Arkalarına aldıkları küresel destekle Ortadoğu ve Kuzey Afrika'da istedikleri gibi at koşturacaklarını varsayan İslamcıların yaldızları erken dökülmeye başladı.

Müslüman Kardeşler'in (İhvan-ı Müslim) iktidarının birinci yılında sokağa çıkan milyonlarca Mısırlı yalın gerçekliği bir kez daha gözler önüne serdi. İhvan iktidarı; yolsuzluk, muhafazakarlaşma, otoriterizm, neoliberal
sömürü ve ötekileştirme demekti.

Mursi, bir yıl önce, yolsuzluk sarmalına dolanmış ve ekonomik olarak yıpranmış bir ülkeyi miras aldığında, yalnızca
100 gün içinde Mısır’ı ‘düzelteceği’ sözünü vermişti. Verdiği sözleri yerine getirmek bir yana ülkeyi daha fazla bataklığa sürükledi. Elbette ki din kardeşleri Selefilerin desteği ve ittifakıyla.

Tüm enerjilerini devleti ve toplumu ‘İslamlaştırmak' ve ele geçirmeye harcayan Kardeşler, anayasa referandumuyla kimsenin denetleyemeyeceği olağanüstü yetkilerle donattılar iktidarlarını. Yargıyı, polisi, medyayı kuşattılar.

Bu kuflatmanın etkisiyle 'Kardeşler' mutlak kudrete sahip oldukları yanılgısına kapıldılar. Güç zehirlenmesi yaşadılar. Yaşadıkları zehirlenmesinin etkisiyle sarsılmaz olduklarını sandılar. Seçim sandığından elde ettikleri desteği k›sa sürede mutlak bir güce tahvil etmeye kalkıştılar. Bu yanılgı onları adım adım otoriterizme, ülkeyi ise felakete sürükledi.

• • •

Güç zehirlenmesinin en belirgin örneğini Aralık ayındaki referandumda görüldü. Toplumsal tabanına güvenerek otoriter bir yola saptılar. Mursi'yi askeri üsse sığınmaya iten de bu kuşatılmışlık oldu.

Etrafındaki çember giderek daralan Mursi, şark kurnazlığıyla yalan ve hileleriyle Tahrir'i karalama telaşına düştü.
Protestoları gölgede bırakma amacıyla kanal kanal dolaştı: “Birbiri ardına komplolarla karşı karşıya kalıyorum, devrilen rejimin eski işbirlikçileri devletin çökmesi için planlar yapıyor” dedi.

Ne kadar da tanıdık değil mi? Erdoğan'ın Kahire'deki vücut bulmuş hali gibi. Tahrir ısınınca, görülmemiş bir refleksle gerçek yüzünü gösterdi. ‘Yandaş’ kitleyi sokağa döküp güç gösterisinde bulundu. Ne var ki korku duvarları aşılmıştı bir kez, taktiği işe yaramadı. Milyonlar Tahrir'e aktı. Muhalefeti gözden düşürme yoluna gitti, sokaktakileri eski kalıntılar, Mübarekçiler, Siyonistlerin adamları olmakla itham etti.

• • •

Uçuruma sürüklenen ülkede, ötekileştirilenlerin, solcuların, liberallerin, Hristiyanların ve laik cephenin isyan bayrağını çekmesi birikmiş öfkenin yansıması. Öfkenin nereye evrileceğini kestirmek güç. En azından şimdilik. Çatı örgüt olarak kabul görebilecek Ulusal Kurtuluş Cephesim tüm enerjisine rağmen yetersiz. Benzer sıkıntı bağımsızların kurduğu Tamarud (isyan) Hareketi için de geçerli.

Son firavuna karşı öfke günbegün büyüyor. Tahrir bu yaz da sıcak geçecek gibi. Yalan ve hileleri de onları kurtaramayacak. İhvan kuflağı sarsılıyor. Model olarak pazarlanan Erdoğan'lı AKP'nin karizmasını nasıl Gezi çizdiyse, Tahrir de alanlara inen Mısırlılar da Mursi’nin Hürriyet mve Adalet Partisi’nin karizmasını yerle bir
etti. Bir daha toparlanmamak üzere...