Tamam, yabancı azalacak da, altyapı ne olacak?
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

TFF başkanı, yabancı sayısının azalması konusunda aldığı direktifi uygulamaya koyacağını hemen açıkladı.

Ülkenin bu kadar gergin olduğu bir dönemde, karışıklık yaşamamak her bağımlı kişinin en büyük çabası… Olabilecek olumsuz şeyler onları zorlayabilir!

Neyse onların sorunu…

Şimdi burada bir açmaz ile karşılaşacağız, çünkü Demirören’in açıklamasının anlamı: “Yerli oyuncu sayısını artırmak gerekir” de... Peki, Beşiktaş Başkanı olduğu dönemde altyapıyı kapatmak gerektiğini söylüyordu.

E, yerli oyuncu sayısını artırmak için altyapıya önem vermek gerekir. Ama altyapının kapatılmasını savunan birinin bir kocaman açmazı var ortada. Nasıl çözülecek bu durum?

Hani Beşiktaş’ta başkanken, menajer Mendes ile kurulan işbirliği, büyük meblağlı transferler, Amerika’daki şirketle finans anlaşması ve tarihin en büyük borcu altında kaldığı dönem vardı ya, işte bu baş döndürücü ortamda transfer yapmak varken, ayak bağı olan altyapıyı istememişti.

Hayır, altyapıya gerek yok diyorsa, yerli oyuncuyu nereden bulacak ve sayıyı nasıl arttıracak?

Bugünkü koşullarda Avrupa Futbolu ile rekabet edebilecek altyapı koşullarına ve programa sahip hiçbir kulüp yok maalesef. Hani, Almanya ve Hollanda her şeye rağmen bize hizmet edip oyuncu yetiştiriyor diye düşünülüyorsa, Türkiye’de futbola ne gerek var o zaman?

Atletizm gibi bizde hem kendimizi, hem de oyuncuları devşiririz olur biter.

Hayır, ortada bir de” Marka Değeri” gibi bir anlaşılamayan kavram var. Neyin markası ki bu, içini bir türlü dolduramıyoruz. Ne kurumsal prensipler, ne donanımlı insanlar ve ne de kaliteli uygulamalar yokken ortada…

Siyasi beklentilerin popülist uygulamaları için araçsallaştırılmiş bir futbolun, markası, ancak siyasi etkileşim kadar olur. Anlamını yitirmiş bir spor branşından beklenti içinde olmak ise Everest’e çıplak ayakla çıkmak gibi bir şeydir.

Sürekli karar değiştiren bir mekanizmanın kurumsallığından veya marka değerinden söz etmek mümkün olur mu?

Eğer marka değeri diye dönen parayı düşünülüyorsa, o, marka değil “rant”tır, karıştırılmasın lütfen.

Altyapıdan devam edelim…

Futbol hiçbir zaman sistematik bir kurgu içinde tabana yayılamadı. Bunun en büyük nedeni: birincisi eğitim sisteminin içine sporun doğru çerçevede bir türlü sokulamaması. İkincisi de; ne federasyonun, ne de BESYO ihtisas sınıflarının müfredat programlarının gerçek bir kurguya sahip olmamasıdır.

Her kulüp, kendine göre bir program adı altında, dayanakları çok iyi bilinmeyen uygulamalar yapmaktadır. Ama bunların hepsi farklı bir içeriğe ve anlamsızlığa sahiptir. İşin komik yanı aynı kulüp içinde bile, yaş gruplarında her antrenör farklı programlar uygulayabilmektedir. Müfredat bütünlüğü olmadan nasıl kurumsal futbola dönüşebilecek ve nasıl ekol denen bir sistematik kurgu oluşturulabilinecek?

Artık süreç içinde, altyapı antrenörleri ile performans antrenörlerin lisansları ve programlarının ayrılması zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu bir zorunluluk haline geldi gelmesine de, önce Futbol Gelişim Merkezini Terim’den kurtarıp, sonra özerkliğini sağlanması gerekir! Ve ehli kişilere verilmesi gerekir.

Şimdi, buradan hareketle kulüp altyapılarında tespihli abilerden kurtarmak için bir konsensüsüyün sağlanması lazım. Bunun çözümü ciddi politikalardır, hangi standartlara sahip insanların altyapıda yönetici ve antrenör olarak çalışabilir olduğunu ve kurumsallaşmış bir programı ortaya koymak yeterli olacaktır.

İşte o zaman tespihli abiler ortadan kalkar!

Tabii bizim zorlamamız doğru olanı doğru yönlendirmek olduğu için pek ilgi çekmez. Onlar için asıl olan, altyapı kurgusu içinde de bir “rant mekanizması” yaratılmasıdır ki, her şey o zaman daha farklı olur. İşte o zaman herkes saldırıya geçer. Futbol adına süreç kötü olmasına olur da, o çok önemli değil zaten, o beklenti bizim açımızdan açısından farklı bir şey...

Anlaşılacağı üzere, yerli oyuncu sayısının artmasının ne dayanağı, ne de sistematik bir kurgusu var ortada. Bir talebin yerine getirilmesinden başka bir şey değil.

Zaten böyle bir kaygı olsaydı, zirvede her şey çok farklı olurdu. Her şey açık ortada…

Bu kadar tutarsızlık ancak tespih çekilerek atlatılır!

Sağ olsun abiler…