Tampon bölge Türkiye’nin Vietnamı olur
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
Tampon bölge, neresinden bakarsanız bir batak hikâye. Uzmanlara göre bu hevesin uluslararası hukukta bir meşruiyeti ve karşılığı yok, Türkiye Suriye’ye girerse kendi Vietnamını yaratmış olur

Suriye topraklarında sınırın hemen diğer yakasında tampon bölge/güvenli bölge oluşturma hevesi yeni değil, AKP hükümetinin çatışmaların başladığı ilk günden bu yana dile getirdiği bir arzu. Temcit pilavı gibi belli aralıklarla ısıtılıp ısıtılıp gündeme getirilse de “büyük ağabey” ABD’den bir türlü vize almış değil.


Tampon bölge hayali bir kez daha gündemde. Önceki gece Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, ABD ile güvenli bölge/tampon bölge konusunda anlaşıldığını ifade etti. Sinirlioğlu’nun “Güvenli bölge konusunda ABD ile anlaştık. Bu bölgeye IŞİD ve PYD girerse hem Türkiye hem de ABD tarafından vurulacak” sözleri anında Washington tarafından yalanlandı.

TAMPON, HUKUK İHLALİ VE SAVAŞ İLANIDIR
Tampon bölgenin uluslararası hukukta karşılığı yok ve uygulanabilirliği de bulunmuyor. BirGün’e konuşan uzmanlar olası bir tampon bölge için uyarıyor: Türkiye kendi Vietnamını yaratmış olur.

7 SORUDA TAMPON/GÜVENLİ BÖLGE


1- Tampon bölge/güvenli bölge nedir?


Uluslararası hukuk terminolojisinde “güvenli bölge” diye bir kavram yok. Varolan deyim “tampon bölge.” Vietnam Savaşı’ndan sonra gündeme gelen tampon bölge, düşman birlikleri, grupları ya da milletleri birbirinden ayırmak için oluşturulmuş ‘ara bölge’ olarak tanımlanıyor. Buna ‘güvenli bölge’ denildiği de oluyor. Tampon bölge uygulamasında temel ilke, yoğun asker yığınağıyla sınır güvenliği benzeri bir tür korumanın sağlanması. Bunu en uzun süredir yapan ülke İsrail.


2- Nerede düşünülüyor?


Fırat’ın batısında Cerablus-Azez hattında oluşturulmak isteniyor. Cerablus ile Azez-Mare arasındaki yaklaşık 100 km’lik hat IŞİD’in kontrolünde. Müdahalenin düşünüldüğü alan da burası. PYD’nin yönetiminde ağırlıkta olduğu Türkiye sınırındaki üç kantondan Afrin, bu bölgenin batısında, Kobane ile Cizire ise doğusunda kalıyor. Kobane ve Afrin arasındaki bu hat yıllardır IŞİD’in kontrolündeydi. AKP hükümeti Öncüpınar ve Cilvegözü sınır kapıları üzerinden “İslam Devleti” ile “komşuluk hukuku” geliştirdi.


3- Tampon bölgeyi hükümet neden istiyor?


Tampon bölge ile hedeflenen bir taşla birkaç kuş birden vurmak. Yani bir koyup üç almak. Deklare edilen iki amaç var: Mültecilerin kendi ülkeleri içinde barınmasını sağlayarak mülteci akınını engellemek ve birinciye bağlı olarak, bölgeye “terör saldırısı yürütebilecek” unsurlarının girişinin önlenmesi. Planlanan şey ise özetle şu: Birincisi Batı’ya mesaj vermek. Şayet Cerablus’tan batıdaki Afrin’e kadar uzanan IŞİD’in kontrolündeki hat işgal edilirse “Bakın biz IŞİD’den o bölgeyi aldık, cihatçılara karşı savaşıyoruz” denilecek. İkincisi Kobane’nin batısında Azez-Mare hattında bulunan Ahrar’uş Şam, ÖSO, Sultan Murat Tugayları gibi “ılımlı” gruplara hareket alanı sağlanmış olacak. Üçüncüsü ve de en önemlisi “Kürt koridoru” endişesi sona erecek. Kobane ile Afrin’i birbirine bağlayan ara bölge tutulmuş olacak. Kürtleri birbirinden ayıran “Arap kemeri”nin yerine “Türk kemeri” ikame edilecek.


4- Kim karar verecek?


Yetkililer güvenli bölgenin sınırlarının ABD ve Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmesi gerektiği görüşünde. Bu şekilde belirlenmesi aynı zamanda bölgeye uluslararası meşruiyet de sağlamış olacak. Ancak ABD şu an için bu plana mesafeli.


5- Bölge kime bırakılacak?


Azez-Cerablus hattını IŞİD’den “temizleme” sürecinde destekleneceği söylenen bu “ılımlı güçler”in tam olarak Özgür Suriye Ordusu içindeki hangi unsurlar olacağı belirsiz. Bölgenin Sultan Murat Tugayı, Nurettin Zengi Tugayı gibi Türkmen gruplar üzerinden kontrolü öngörülüyor.


6- Uluslararası meşruiyeti var mı?


Tampon bölgenin uluslararası hukukta yeri ve meşruiyeti yok. Suriye’de başlayan ve bölgeyi etkisi altına alan savaşla ilgili olarak resmen alınmış uluslararası bir güvenli bölge ya da tampon bölge kararı bulunmuyor. Açıkça bir savaş ilanıdır. Bu kararı ancak Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi alabilir.


7- Tarihte örneği bulunuyor mu?


Bu modelin çıkış noktası Vietnam Savaşı ve İsrail’in Lübnan’ı işgaline dayanıyor. İsrail 1982’de Hizbullah’ın ülke bütünlüğünü tehdit ettiği gerekçesiyle Lübnan’ı işgal etti. Sınırdan yaklaşık 40 kilometre içeri girdi. Bu alanı tampon bölge ilan etti bölgenin kontrolü için bir tampon güç oluşturdu. İsrail, iç güvenliğini tehdit gerekçesiyle Lübnan sınırları içinde ‘de facto güvenlik bölgesi’ oluşturması da uluslararası hukuk alanında bir model olarak biliniyor.

MARMARA ÜNİVERSİTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ BEHLÜL ÖZKAN: BİR BATAK HİKAYE, BEDELİ AĞIR OLUR
Bu bir batak hikâye. Tampon bölge Türkiye’nin Vietnamı olur. Türkiye’nin olası bir tampon bölgeden çıkması mümkün değil. Bu bölge her türlü saldırıya ve provokasyona açık olacak. Bölgede çok sayıda aktör ve onlarca grup var. Bunların saldırmayacağını garantisi yok. Ölümler olacak. AKP’nin dış politikası duvara tosladı. Türkiye’nin ABD ile ortak gerçekleştirdiği eğit-donat programı kapsamında bölgeye gönderdiği savaşçıların ne duruma düştüğü ortada. Tampon bölge Halep’in kenar mahallelerine uzanıyor. AKP Esad’ın düşmeyeceğini anladı, Halep’i de alarak Rusya ve İran karşısında masaya daha güçlü oturmak istiyor. AKP hükümeti pazarlık gücünü artırma arayışında. İran ise Türkiye’nin Suriye’ye girmesini istiyor esasında. Tahran, Ankara’nın buraya girerek burnunun sürtüleceğini biliyor.

ESKİ AİHM YARGICI VE CHP MİLLETVEKİLİ RIZA TÜRMEN: BARIŞA KARŞI İŞLENMİŞ SUÇTUR
Tampon bölge devletlerin egemenlik haklarına ve toprak bütünlüğüne aykırı. Uluslararası hukukta bir meşruiyeti ve karşılığı yok.Devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine saygı gösterilmesi, hiçbir şekilde müdahale edilmemesi uluslararası hukukun en temel kurallarından. Bütün devletler bakımından bağlayıcı bir hukuk kuralı. Devletlerin egemenlik ve toprak bütünlüğüne silahlı kuvvetler aracılığı ile yapılan müdahaleler aynı zamanda Birleşmiş Milletler Yasası’nın 4’üncü maddesinin 2’nci fıkrasındaki kuvvet kullanma ya da kuvvet kullanma tehdidinde bulunma yasağına da aykırı. Bu madde kuvvet kullanmayı yasaklar. Toprak bütünlüğüne ve egemenliğe saygı ilkesi ile kuvvet kullanma yasağı birbiriyle yakından ilişkili.

EGEMENLİK HAKKININ İHLALİ DEMEKTİR
1970’te BM Genel Kurulu’nda kabul edilen Devletler Arasında Dostane İlişkiler Bildirisi de devletlerin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğüne karşı kuvvet kullanmaktan kaçınılmasının uluslararası hukuktan doğan bir yükümlülük olduğunu belirttikten sonra bir devletin başka bir devletin ülkesine silahlı kuvvetleriyle girerek toprak bütünlüğüne tecavüz etmesini barışa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul etmekte ve devletin sorumluluğuna yol açacağını ifade etmekte. Tampon bölge barışa karşı işlenmiş suç olarak kabul edilmektedir.