Anasayfa GÜNCEL Tanrıkulu: 18 yıl sonra aynı derin devlet zihniyeti görevde

Tanrıkulu: 18 yıl sonra aynı derin devlet zihniyeti görevde

Cumartesi Anneleri, 723. buluşmasında 25 Ocak 2001 tarihinde gözaltında kaybedilen HADEP Silopi İlçe Başkanı Serdar Tanış ve İlçe yöneticisi Ebubekir Deniz’in akıbetini sordu. Eylemde söz alan dönemin TİHV Diyarbakır Temsilcisi olan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, “18 yıl sonra aynı derin devlet zihniyeti görevde” dedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetinin açıklanması ve belli olan faillerin cezalandırılması için 23 yıldır mücadele eden Cumartesi Anneleri, 723. buluşmasında polis ablukasına rağmen bir araya geldi. Eyleme, HDP Milletvekilleri Garo Paylan, Oya Ersoy, CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Sinema Sanatçısı Nur Sürer, yazar Aslı Erdoğan’ın annesi Mine Aydostu’nun yanı sıra çok sayıda siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri katıldı. Gözaltında kaybedenlerin fotoğraflarının taşıyan kayıp yakınları adına bu haftaki açıklamayı gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun okudu.

‘CEZASIZLIĞIN AŞILMASI YOLU GEÇMİŞLE YÜZLEŞMEKTİR’

Devletin neden olduğu ağır insan hakkı ihlallerinin cezalandırılmasıyla, benzer hak ihlallerinin önüne geçilebileceğini vurgulayan Tosun, cezasızlığın aşılmasının yolunun geçmişle yüzleşmek ve hesaplaşmaktan geçtiğini kaydetti. Geçmişte işlenen suçlarının üzerini örtenlerin, yeni suçların işlenmesinin önünü açtığını belirten Tosun, suçlarının inkârı ve cezasız bırakılmasının bugün Türkiye’nin demokratikleşememesinin, hukuk devletine dönüşememesinin en önemli sebebi olduğunun altını çizdi.

Cumartesi Anneleri’nin 24 haftadır Galatasaray’a çıkışının polis zoru ile engellenmesinin Türkiye’nin demokratikleşmesini engellediğini vurgulayan Tosun, “Bizi engelliyorlar çünkü biz; demokratikleşme ihtimalini ve hukukun üstünlüğü ihtimalini temsil ediyoruz. Bizi engelliyorlar çünkü biz; hakikati yalnızca hakikati söylüyoruz. Bizi engelliyorlar çünkü biz; uğruna mücadele ettiğimiz insanlık değerlerine sahibiz” dedi.

“TANIŞ VE DENİZ ÖNCE TEHDİT EDİLDİ SONRA KAYBEDİLDİ”

Bu haftaki eylemde 18 yıl önce gözaltında kaybedilen iki Kürt siyasetçi Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in akıbetini soran Tosun, HADEP İlçe Başkanı Tanış ve İlçe yöneticisi Deniz’in hikayesini şöyle anlattı:

“25 yaşındaki Serdar Tanış, 2000 yılının Eylül ayında Silopi’de HADEP ilçe teşkilatını açmak üzere parti genel merkezince görevlendirildi. Çalışmalara başlayan Tanış, Şırnak İl Jandarma Alay Komutanı General Levent Ersöz ve Silopi İlçe Jandarma Karakol Komutanı Yüzbaşı Süleyman Can tarafından ağır tehditlere maruz kaldı.

Tüm baskı ve tehditlere rağmen 3 Ocak 2001 tarihinde Silopi’de HADEP ilçe teşkilatı açıldı ve Serdar Tanış İlçe Başkanı oldu. Baskı ve tehditlerin giderek artması üzerine Serdar Tanış Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e, Adalet Bakanlığı’na, İçişleri Bakanlığı’na ve bütün resmi makamlara gönderilmek üzere bir yazı hazırladı. Yazısında maruz kaldığı tehditleri anlattı, can güvenliğinin sağlanması ve siyaset yapma hakkının engellenmemesi talebinde bulundu.

25 Ocak 2001 tarihinde Astsubay Taşkın Akgün, Serdar Tanış’ı telefonla arayıp Silopi Jandarma Komutanlığı’na gelmesini istedi. Serdar Tanış, ilçe yöneticisi 27 yaşındaki Ebubekir Deniz’le birlikte Silopi Jandarma Komutanlığı’na gitti ve onlardan bir daha haber alınamadı.

5 gün boyunca onların Silopi Jandarma Komutanlığı’na geldikleri inkâr edildi. Kamuoyu baskısının artması üzerine Şırnak Valisi Hüseyin Başkaya, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in 25 Ocak’ta Silopi Jandarma Komutanlığı’na geldiklerini ama yarım saat kalıp tutanak imzaladıktan sonra oradan ayrıldıklarını açıkladı.”

“LEVENT ERSÖZ BENİ ARADI VE OĞLUMU YAŞATMAYACAĞINI SÖZLEDİ”

Baba Şuayip Tanış kamuoyuna yaptığı açıklamada, “Oğlum, ilçe teşkilatını açmaya çalışırken Levent Ersöz bizi sürekli tehdit etti. Beni Şırnak İl Jandarma Komutanlığı’na götürdüler. Levent Ersöz, ‘Oğlun bu işten vazgeçsin, yoksa sizin için iyi olmaz.’ dedi. Oğlum parti çalışmaları için Diyarbakır’a gittiğinde Levent Ersöz beni telefonla aradı. ‘Oğlun Serdar, Şırnak topraklarına ayak basarsa yaşatmam.’ dedi. Oğlum geldiğinde Silopi İlçe Jandarma Karakolu’na çağırıldı. Gitti ve bir daha da dönmedi” dedi. İnsan hakları örgütleri, aydınlar, Birleşmiş Milletler (BM ) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Komisyonu Tanış ve Deniz’in akıbetinin araştırılması için devreye girdi. Ancak hiçbir sonuç alınamadı” ifadelerini kullandı.

AİHM KARARINA RAĞMEN DAVADA HİÇBİR İLERLEME SAĞLANMADI

Hukuk sürecine değinen Tosun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşınan davada, Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in kaybolmasında devletin sorumluluğunun olduğu tespitini yapıldığını ve AİHS’nin 38-2-3-5-13. Maddelerinin ihlal edildiğine oybirliği ile karar verdiğini aktardı. AİHM kararına rağmen iç hukukta belli olan faillere cezalandırılmasına yönelik hiçbir adım atılmadığına işaret eden Tosun, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 31.07.2012 tarihli ve 212 no’lu celsesine ait duruşma tutanağında geçen iddialara rağmen hiçbir ilerleme sağlanmadığını belirtti.

Tosun, son olarak, hakikat ve adalet talebimiz gerçekleşinceye kadar gözaltında kayıpları aramaktan ve Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini vurguladı.

‘CANIN BABAM ÖZLEMİN O KADAR BÜYÜK Kİ SIĞMIYOR İÇİME’

Açıklamanın ardından Cumartesi Anneleri’nin bu haftaki buluşmasına katılamayan Ebubekir Deniz’in kızı Ceylan Deniz’in babasına atfen yazdığı mektup okundu. Gözaltında kaybedilenlerin simge ismi olan Hasan Ocak’ın kardeşi Maside Ocak’ın okuduğu mektupta Deniz, şunları kaydetti:

“Canım Babam, senden ayrılalı tam 18 sene oldu. Seni bizden almadan önce yeni doğmuş kardeşim şimdi kocaman yakışıklı bir erkek oldu. Senin yokluğuna, olmayışına bir türlü ne yüreğimiz nede gözümüz alışıyor. Bazen yemek yerken bilmeden sana da kaşık getiriyoruz. Sonra duvardaki resmine bakıp saatlerce dalıp gidiyoruz. Seni fazla hatırlamıyorum çünkü sen gittiğinde daha 5 yaşındaydım. Babaannem çocukluğunu, gençliğini anlatıyor. En son anıların, gülüşlerin bize masal gibi geliyor. Bir vardın ve şimdi yoksun. Tatlı bir rüya gibi… Seninle ne sarılabildik ne de öpebildik canım babam! Düşünün ki Geçen her gün bir umut bir bekleyiş ve bir hayal kırıklığıyla gün son buluyor. Öyle günler aylar yıllar yıllar geçiveriyor. Belki Bizim masalımızda güzel sonla biter umuduyla yaşıyoruz. Hiç beklemediğim bir günde bir anda yerin izin belli dediler. Birkaç parça bile o kadar çok mutlu edecekti ki beni saatlerce söylenen mezar başında bekledim. Geldiler, kazdılar, birini çıkardılar. Belki de Serdar’dır dediler. İşte dedim en azından derdimi anlatacağım, ağlayacağım bir mezar olacak. Belki senin kokunu duyacağım dedim. Belki de benim babam… Günler belkilerle geçti en son baban değildir dediler. Bir yanım ya yaşıyorsa diye umutlanırken diğer yanım izin vermedi çünkü tanıyordu bu bilinmezliği, umutsuzluğu biliyordu. Özlemin içimizde o kadar büyüdü ki sığamıyor içimize canım babam! Ne oldu sana işkence mi ettiler yoksa bir mermiyle mi öldürdüler? Çok canın yandı mı? Bilseydim son gidişin olduğunu sarılırdım bırakmazdım. Bilseydim seni bizden alacaklar, bende gelirdim! 18 yıldır senden bir haber alabilme umuduyla yaşıyorum. kaç yıl geçerse geçsin seni aramaktan vazgeçmeyeceğim.”

‘BABAMI ARAMAKTAN VAZGEÇMEYECEĞİZ’

Mektubun okunmasının ardından Serdar Tanış’ın oğlu Diyar Tanış söz aldı. Babası ve arkadaşı kaybedildiğinde henüz 1 yaşında bile olmadığını anlatan Tanış , “2001 yılında ailemin bütün çabalarına rağmen ne belli olan failler hakkında somut bir işlem yapıldı ne de akıbetleri hakkında bir bilgi alabildik. Umarım bir gün bağımsız bir yargı çıkar ve babam ve on binlerce faili meçhul aydınlığa kavuşur. Biz yaşadığımız sürece babam ve arkadaşlarının akıbetlerinin açığa çıkartılma mücadelesini sürdüreceğiz. Babamı aramaktan vazgeçmeyeceğim” diye konuştu.

TANRIKULU YAŞANANLARI ANLATTI

Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz gözaltında kaybedildiğinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı ( TİHV) Diyarbakır Temsilcisi olan CHP Milletvekili Sezgin Tanrıkulu o dönemde ilişkin tanıklığını aktardı. Serdar Tanış ile Ebubekir Deniz’in kaybından önce HADEP Şırnak İl Başkanı Resul Sadak ve arkadaşlarının gözaltına alındığını belirten Tanrıkulu, o dönem yaşananları şöyle anlattı:

“Siirt İl Kongresi’nden gelirken Şırnak il sınırları içerisinde araçlarında arama yapılmıştı. Araçlarında silah, bomba, örgütsel dokuman bulunduğu şeklinde tutanak tutulmuştu ve gözaltına alınmışlardı. Devlet güvenlik mahkemesi savcılığından aldığımız izinle Osman Baydemir ile birlikte Şırnak’a gittik. Başsavcı bize bir savcı verdi ve Tugay Komutanlığı’na gittik. Tugay Komutanı Levent Ersöz bizi bekliyordu. Avukat Mesut Beştaş ile birlikte kendisiyle görüştük. 90’lı yılların başında da Levent Ersöz Şırnak’ta tugay başında görev yapıyordu. Tam da Şırnak’ın yakılıp yıkıldığı dönemde. Şırnak’a neden geldin diye sorduk kendisine. O da dedi ki; ‘Şırnak gelişmiş büyümüş ama insanların kafası değişmemiş, ben bu insanların kafasını değiştirmeye ve koparmaya geldim’. Kısa bir süre sonra 25 Ocak’ta kayıp vakıasını öğrendik.”

‘ONLAR SAĞ BULMA UMUDUYLA DEMEDİK AMA BAŞARAMADIK’

Serdar Tanış ve Ebubekir Deniz’in gözaltı kaybının ardından Silopi’ye gitme kararı aldıklarını anlatan Tanrıkulu, “Ayın 29’unda Silopi’ye gittik jandarma komutanlığına Süleyman Can yüzbaşı ile görüşmek istedik. Nöbetçi astsubay eşinin rahatsız olduğunu söyledi ve bizi görüştürmedi. Sonra savcıya gittik görüştük, o zamanlar adalet bülteni yayınlanıyordu. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları yayınlanıyordu. Yaşama hakkına ilişkin, işkence yasağına ilişkin yazılar yer alıyordu, kütüphanesinde bunlar da bulunuyordu ama hiç birisi açılmamıştı. Savcıdan bilgi almaya çalıştık ama kendisi bilgi vermekten kaçındı ve imalı bir şekilde ‘burada boşuna aramayın Şırnak’a tugay komutanlığına gidin’ dedi. Biz de Osman Baydemir’le birlikte Şırnak’a gidip başsavcı ile görüştük. Tugay komutanı bizimle görüşmedi. Savcıdan gözaltı merkezlerini gezmesini bizzat oraya gitmesini istedik. Başsavcı gözaltı olup olmadığı konusunda faks çektiğini ve cevabını beklediğini bunun dışında başka bir şey yapamayacağını ifade etti. Yetkisi olduğu halde gözaltı merkezlerini çekmedi. O tarihten sonra da biz iki siyasetçinin gözaltında yaşadıkları konusunda bir fikir sahibiydik. Bunun için basına hiçbir açıklama yapmadık, onları sağ bulabilmek adına ama maalesef başarılı olamadık” dedi.

‘18 YIL SONRA AYNI DERİN ZİHNİYET GÖREVDE’

1999 yılında yakalanan Abdullah Öcalan’ın ateşkes açıklamasıyla büyük bir barış beklentisi umudunun doğduğunu belirten Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’nin Kürt meselesini silahsız çatışmasız çözümü konusunda bir beklenti var. Bir barış beklentisi var. Kürt meselesinin siyasetle çözümü konusunda bir irade ortaya konmuş, ama Silopi’de Şırnak’ta bu iradeye karşı zorla kaybedilme vakaları var. 18 yıl sonra yine Türkiye’de aynı derin zihniyet ne yazık ki görevde. 18 yıl sonra sivil siyaseti yok etmeye çalışanlar şimdide aynı amaçla yine sivil siyaseti öldürmeye çalışıyorlar. Eğer o gün faillerin bulunması konusunda başarılı olunsaydı, yargı üzerine gitseydi belki Kürt meselesinin çözümü konusunda adım atılabilirdi” diye konuştu.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,707AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Antalya’da 2 caretta caretta bıçaklanıp vurarak öldürüldü

Antalya'daki Belek turizm bölgesindeki sahilde, 2 caretta carettanın tüfekle vurularak ve bıçaklanarak...

İmamoğlu: Neymiş? “Azgın azınlık”, Lafa bak

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Ekrem İmamoğlu, '''Kimin parasını kime dağıtıyorsun?'...

Siverek’teki katliama ilişkin tutuklu sayısı 5’e yükseldi

Urfa’nın Siverek ilçesinde 4 kişinin öldüğü, 5 kişinin yaralandığı katliamda iki kişi...

Dalyan Kanalı ve Köyceğiz Gölü’nden 20 traktör atık çıkarıldı

Muğla'nın Ortaca ilçesindeki Dalyan Kanalı ve Köyceğiz Gölü'nden dalgıçlar tarafından 20 traktör...

Sala’nın ölümüyle ilgili İngiltere’de bir kişi gözaltına alındı

Arjantinli futbolcu Emiliano Sala'nın uçak kazasında hayatını kaybetmesiyle ilgili olarak İngiltere'de bir...

Ümraniye’deki İmamoğlu mitingine AKP’lilerden saldırı girişimi

İmamoğlu'nun Ümraniye'deki seçim mitingi için toplanan yurttaşlara AKP'li bir grup saldırı girişiminde...

BM’nin ‘Kaşıkçı’ raporunda cinayete dair yeni detaylar ortaya çıktı

Birleşmiş Milletler (BM) Yargısız ve Keyfi İnfazlar Özel Raportörü Agnes Callamard'ın Suudi...

Akşener’den Erdoğan’ın ‘yargı’ tehdidine ilişkin açıklama

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, "Pazar günü ya Sisi diyecekmişiz ya...

Fed, faiz kararını açıkladı

ABD Merkez Bankası Fed, piyasaların merakla beklediği faiz kararını duyurdu. Fed faizi...

Ankara Üniversitesi DTCF’de faşist saldırı

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde (DTCF) öğrencilere faşistler saldırdı.

Sonraki haber