Tarihi miras ve basınımız…
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Anadolu Ajansı’nın yanlış haberini ne yazık ki hiç araştırmadan kullanan eşsiz basınımız, İstanbul’un tarihi alanlarının UNESCO Dünya

Anadolu Ajansı’nın yanlış haberini ne yazık ki hiç araştırmadan kullanan eşsiz basınımız, İstanbul’un tarihi alanlarının UNESCO Dünya Mirası Listesinden çıkartılması tartışmasını da inanılması güç bir şekilde saptırmış oldular. Evet, İstanbul şimdilik dünya tarihi mirası listesinde, ama ŞİMDİLİK. İstanbul’u korumakla yükümlü sorumlulara son bir şans tanındı. Üstelik kara mizah gibi bir zamanlamayla. İstanbul Avrupa Kültür Başkenti ünvanını taşıdığı bir yılda.
25 Temmuz-3 Ağustos 2010 tarihlerinde Brezilya’nın Brassilia kentinde toplanan UNESCO Dünya Mirası Komitesi’nin uyarısını "İstanbul’un tarihi alanları artık tehlikede değil" diye yorumlamak nasıl bir yanıltmadır, anlaşılır gibi değil.  UNESCO’nun toplantı sonrası bildirgesi, bana ulaştığı gibi birçok meslektaşımın da eline geçtiğinden eminim. Peki neden bu toplantı notlarını okumaya kimse vakit ayırmazki ? Okunacak "rapor" sadece bir buçuk sayfa...
UNESCO raporunda yer alan uyarılara gelelim. Metnin tam tercümesinde şöyle bir uyarı var: "Taraf Devlet’ten 1 Şubat 2011 tarihine kadar, Dünya Miras Komitesi’nin 2011’deki 35. toplantısında incelenmek üzere, çevre etki değerlendirme raporunun sonuçları ışığında ve diğer konularda esaslı ilerleme olmaz ise söz konusu mirasın Dünya Tehlike Altındaki Miras Listesi’ne alınma olasılığını da göz önünde tutarak, yukarıda sayılan konulara dair ayrıntılı bir rapor sunmasını talep etmektedir.” Bir başka deyişle  UNESCO Komitesi, 1985’ten bu yana Dünya Miras Listesi’ne dahil olan İstanbul’un tarihi yarımadasının kabul görmüş evrensel koruma standartlarına göre korunmadığına ancak, “Tehlike Altındaki Miras Listesi”ne düşürülmeden önce son dakikada verilen taahhüt ve teminatların inceleneceğine karar verdi.
Yıllardır, hatta onyıllardır kentsel dokunun yok edilmesine göz yuman zihniyet, Star Gazetesinin 31 Temmuz başlığında olduğu gibi "İstanbul’un mirası iyi korunuyor" der elbette. Bakalım verilen 6 aylık süre,. Türkiye’den istenenlerin yerine getirmesine yetecek mi? Üstelik bazı mühletleri çok daha kısa. Örneğin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin sivil toplum temsilcilerinin ikazlarını yıllardır hiçe sayarak devam ettiği Marmaray kapsamındaki Haliç yüksek ayaklı metro asma köprüsü projesinin değiştirilmesi için tanınan sürenin, iki ay olduğunu (15 Ekim 2010’a kadar) hatırlatalım.
UNESCO’nun Dünya Tarihi Miras komitesinin sitesinde ülkelere göre kültürel ve doğal miras varlıklarının dağılımına bakmanızı tavsiye ederim (http://whc.unesco.org/fr/list/stat). 45 varlıkla İtalya başı çekerken, onu İspanya 42, Çin Halk Cumhuriyeti 40, Fransa, 35 Almanya 33, Meksika 31 varlıkla izliyor. Türkiye’de toplam 9 varlık listeye alınmış. Yunanistan’da 17, İran’da 12 varlık dünya mirasına kabul edilmişken Türkiye, Bulgaristan, Küba ve Hollanda ile aynı sayıda eserine sahip çıkabilmiş. ŞİMDİLİK.
Konuyla ilgili Türk basınında çıkan haberleri araştırırken, 10 Haziran tarihli "Turizmde Bu Sabah" adlı günlük online gazetede bulduğum şu manşet bence yazının sonu için biçilmiş kaftan. "İstanbul’a gelen turist sayısı azaldı." İstanbul Kültür ve Turizm Müdürlüğünün açıkladığı rakamlar uyarınca, 2010’un ilk dört ayında kente gelen yabancı turist sayısında yüzde 5 azalma kaydedilmiş. Avrupa Kültür Başkenti olmak bize  yaramadı anlaşılan!