Tarsus kazısının gizemi…
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Gelin sizlere Tarsus’ta aylardır büyük bir gizlilikle yapılan kazının gizeminden bahsedeyim biraz.

Şimdi öncelikle bu noktada aslında herkes kazı alanında tek bir olgunun gerçekleştiğini, yani bir tek şey olduğunu düşünüyor. Oysaki Tarsus medeniyet üzerine medeniyet kurulmuş, kadim bir yerleşim. Hal böyle olunca haliyle oradaki kazıda da tek bir şey bulunduğunu söylemek çok yanıltıcı olur.

Katman katman bir kazı düşünün. Kazdıkça çıkıyor, kazı elinde avucunda ne verdiyse veriyor, verdikçe veriyor. Aynı Unakıtan’ın eşinin rüyasında “Rabbim Cleveland dedi” demesi gibi, fırsatları çıkarttıkça çıkartıyor.

Kazıyla ilgili en güncel gerçeklik, kazı alanının bir deniz aşırı vergi cennete açıldığı. Vergi cennetinde dereler vergi iadesi olarak akıyor. Denizler ise kerizlerden yapılma. Kerizlerin üzerine bastıkça bir o kıtaya, bir bu kıtaya gidebiliyorsunuz. Hem vergi cenneti, hem de teleport gibi bir ortam var.

Bu nokta kazının alttan 7 katında. O katta teleportlu vergi kapısının sağında ve solunda bulunan avukat mumyalarından da anlaşılacağı üzere burası en azından Dante’nin İlahi Komedya’sını yazdığı zamandan beri faal.

Kazının ikinci katında özel bir gaz sızıntısı var. Bu gazı sadece kazı alanında şişelere doldurabildiklerinden, bu noktada artık güvenlik çok daha artmış durumda. Bu gaza yetkililer “Namus Gazı” demişler. Yeşil renkli bu gazdan içinize biraz çekerseniz, artık sizden kendine güvenlisi, sizden emniyetlisi ve sizden zengini yok demektir. Mesela bu gazdan Enerji Bakanı’mıza ikram edildiği söyleniyor. Hatta geçenlerdeki “Hedefimiz Cumhuriyet tarihinin en yüksek yerli kömür üretimine ulaşmak” açıklaması bu gazın etkisi altında yapılmış olabilir. Çünkü bildiğiniz gibi kömür artık dünyada tercih edilmeyen, gerek çıkarılması sırasında oluşan ufak tefek fıtrat sorunları, gerekse çevreye kattığı olumsuz değerler açısından felaket gibi olan, en ilkel yakıt türlerinden biri. Yani 2017’de bu lafı edebilmek için çok farklı bir kafa yapısında olmak lazım. Ama Namus Gazı sayesinde bu sorunlar tamamen ortadan kalkıyor… Namus Gazı geliyor, veriyor gazı. Bakan’ın aypodunda şöyle bir parça çalıyormuş:

Ülke kapkara olsun / Yeter ki cepler dolsun / Bana ne bana ne bana ne, her şey çok saçma / Amazon’dan paket gelirse aman sakın açma…

İşte Namus Gazı’nın başka bir etkisi daha. Yerli ve Milli otomobili yıllar sonra yeniden üretmeye niyet ettik. Bence süper bir olay. Ha bundan önce “Otomobil yapıcaz” diye harcanan 40 milyon Yuro var ama biliyorsunuz ki 40 milyon Yuro, kimilerinin evinde kalan paraların anca küsüratı olabiliyor. Demet Akalın’ın bile taşınırken eski evinde poşet içinde 1 milyon lira unutmasından bunu kolayca anlayabiliriz zaten… Neyse yerli araba için 5 babayiğit çıktı, bakalım ne zamana, na fiyata ve ne hızda bu otomobili yollarda göreceğiz. İşte tam bu esnada Namus Gazı’nın hediye olarak gittiği ekipler kafadan 1000 araç, 5000 araç siparişi vermişler. Harika ve duygulandırıcı bir davranış. Hatta Sivas Belediyesi 100 adet yerli araba siparişi vermiş. Daha ne zaman çıkacağı belli değil, o zamana kadar Sivas hangi partinin olur o belli değil, araçların fiyatı belli değil (Ne malum belki acayip süper bir yerli araba yapacağız ve Tesla P95 gibi ya da bir Aston Martin olacak fiyatı?) ama 100 araba siparişi belli… Yalnız işin güzel tarafı şu anda bu araçlardan ön sipariş vermek için kaporaya da gerek yok. Ben de kendime düşeni yaptım 333 adet sipariş verdim. Arabalar çıkana kadar umarım maddi durumum toplar.

Ha bir de Namus Gazı’nı çok solursanız saçlarda dökülme, algıda bir miktar bulanma olabilir. Siz siz olun fazla almayın. Sonra “Bizi blok fülütle cahil bıraktılar” gibi açıklamalar gelebilir.

Bir yandan da Namus Gazı artık bulutlara ve havaya karışmış durumda. Ne söylerseniz oluyor. Mucize gibi ülke. Daha ne istiyorsunuz?

* Tarsus’un diğer katlarını haftaya anlatacağım. Hatta, bir katta UFO yatırı var bi, çok acayip ortam var. Işıklar, sesler, renkler ve sevgilerle.