Anasayfa GÜNCEL Taşrada genç kadın olmak: Gündelik hayat mücadele alanı

Taşrada genç kadın olmak: Gündelik hayat mücadele alanı

“Mahallede ağaçları süslemiştik. Bu, nedense birilerine dert olmuş, sökmeye çalıştılar süsleri. Ama sonra, mahalledeki kadınlar tepki gösterdi ve süsleri geri taktı. Bu dayanışma müthişti. O ağaç bütün kente gülümsedi”

Büyükşehirlerde yaşayan, mücadele eden kadınların deneyimleri kendilerine daha çok yer buluyor medyada. Peki, taşrada küçücük bir şehirde genç bir kadın olmak ne demek? Başak Çorman 23 yaşında Sivas’ta Kimya bölümü öğrencisi, “Neden muhafazakâr bir yerde üniversite okumaktan çekineyim ki” demiş ve düşmüş yola, hayatının belki de en tuhaf günleri oraya alışmakla geçmiş, “Bir ağacı süslemiştik alt tarafı, herkesi rahatsız etmişiz. Mahalleli destek vermese, sürüleceğiz sanki kentten” diyor. İzmir’den Uşak’a giden Su Çifçi ise şöyle anlatıyor hayatını: “Genciz bir kere, gezelim tozalım da istiyoruz hani… İyi de her film gelmiyor ki buraya. Hayat akşam 9’da bitiyor. Biz de bir araya gelip film izliyoruz. Ne olmuş yani…” Ezgi Eriman, Artvin’de yaşayan genç bir kadın: “Giydiğim bir etek için ‘Burası küçük yer, böyle giyilmez’ dedikleri oluyor ama aslında Ankara’da da giyilmez onlara göre. Çünkü o etek hiç giyilmez. Senin yerine karar almaya çalışıyorlar” diyor.

Şehir bana ayak uydursun

Başak, Sivas’ta okuyan bir üniversite öğrencisi. Kente gelirken hiç tereddüt etmemiş. “Biz neden bir şehir muhafazâkar diye oraya gitmeme kararı alalım ki? Aksine gidip oraları değiştirmemiz gerekiyor, dedim ve düştüm yola. Ama o iş öyle görüldüğü gibi de kolay olmadı” diyor ve ekliyor: “Şehre ayak uydurmak yerine nasıl mutluysam öyle yaşayayım dedim. Saçlarımı maviye boyadım mesela, nasıl iyi hissediyorsam o şekilde giyindim ama bunların her birini yapabilmek için tek tek mücadele etmem gerekti. Ayıplama sesleri arasında yürümek mi dersiniz? Apartman baskısından ev değiştirmek mi? Hepsini yaşadık aslında…”

tüm şehre gülümsedi

“Peki ya diğer kadınlarla buluşurken neler çıktı karşına?” diye soruyoruz, “Mahallede ağaçları süslemiştik. Bu nedense birilerine dert olmuş, sökmeye çalıştılar süsleri. Ama sonra, mahalledeki kadınlar tepki gösterdi ve süsleri geri taktı. Bu dayanışma gerçekten çok hoştu. O ağaç bütün kente gülümsedi. Cesaretlendik tabi. Dileriz dayanışmamız daha da büyür ve istenmeyen ot yerine su verilen fidanlar oluruz” diyor.

“Kentteki öğrenci sayısı arttıkça şehrin yapısı belli bir oranda değişti” diyor Başak ve şöyle devam ediyor: “Kültürel etkinlikler yok denecek kadar az. Her film burada gösterime girmiyor. Devlet tiyatrosunun oyunları sınırlı. Son 4 senedir bahar şenlikleri yapılmıyor. Otobüslerin geç saate kadar olmaması bir nevi bizleri evlere ve kampüslere kapanmaya zorluyor.”

Kültürel faaliyetler yok

Uşak’tan Su, İzmir’den üniversite okumaya gitmiş oraya. “Zor adapte oldum” diyor ve şöyle anlatıyor hissettiklerini: “Sanki gözetleniyorsunuz. Bir şehirde akşam 9’da hayat biter mi? Hiç mi kafe bar olmaz? Genciz, biz de eğlenmek, yaşıtlarımızla daha fazla bir araya gelmek istiyoruz. Böyle olunca, bir film gösterimi bile o kadar önemli oluyor ki…”

Çünkü o etek hiç giyilmez

“Artvin küçücük bir yer” diyor Ezgi, “Bazen düşünüyorum, burası mı küçük, onlar mı her şeye karışıyor? Giyeceğin şeye senin yerine karar verme mekanizması kurmaya çalışıyorlar. ‘Mesela, giydiğim bir etek için burası küçük yer, böyle giyilmez’ dedikleri oluyor ama aslında Ankara’da da giyilmez onlara göre. Çünkü o etek hiç giyilmez.”

Cerattepe ile güçlendik

Artvin’deki kadın mücadelesini soruyoruz Ezgi’ye, “Cerattepe mücadelesi kadınların öncülük ettiği bir mücadeleydi. Bu mücadele kadınların olmasıyla daha anlam kazanan bir yapıya büründü. Çok güç aldık birbirimizden. Şimdi de aslında o güçle hazırlanıyoruz 8 Mart’a. Bizden önce üniversite kadın mücadelesi verenler yokmuş. Biz ilkiz bir bakıma” diyor.

***

Kamusal alanda kadının adı yok

Ağrı’dan genç bir öğretmen Ayşe. “Her yerde olduğu gibi yaşadığım yerde de kadın olmak zor, bazen çok zor. Zor olması çoğunlukla dinsel ve toplumsal normlar, genel ahlak yargıları üzerinden uygulanan baskıya dayanıyor” diyor. “Kadın erkek eşitliğinin varlığı bir yana, bunun dillendirilmesinin bile sorgulandığı bir coğrafya burası” diye devam ediyor söze, “Kadınların kamusal alandan tamamen soyutlanmış olduğunu söylesem abartmış olmam. Kız çocukları ev işlerinde çalıştırılırken oğlan çocukları serbest ve genelde sokakta büyüyor. Bu durum çok kanıksanmış.”

“Bekâr bir kadınsan tamamı erkek – üstelik evli- esnaflar seninle flört edebileceğini düşünüyor ve açıkça taciz edilebiliyorsun mesela” diyor Ayşe, “Ya da kıyafetlerin dolayısıyla tacizi hak eden konumuna düşürülebiliyorsun. İnsan bir süre sonra bunu giyersem taciz edilirim düşüncesiyle devam ediyor hayatına.

‘Gülmek’ bir mücadele…

Kadınların birbirine sıkı sıkıya bağlı olmadığı ve birbirine sığınmadığı yerlerde de bunun bireysel olarak aşılması pek mümkün değilmiş gibi geliyor bana” ifadelerini kullanıyor. Ayşe, “Yine de kadın olmak her yerde güzel ve her yerde zor. Biz de bu zorluğun ve güzelliğin farkındayız” diyor ve sözlerini şöyle sonlandırıyor: “İnadına kadın olarak var olmak, gülmek, eğlenmek, istediğini giymek, istediğimiz yere gitmek bile bizim için ayrı birer mücadele alanı diyebilirim. Var olma ve eşitlik mücadelesi burada gündelik hayatın ayrıntılarında. Ağır ağır işleyebiliyorsun hayatı. Ve bu yavaşlığın farkında olarak yaşıyorsun.”

***

Hikâyelerimizin ortaklığından korkuyorlar

Efruz Kaya, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde son sınıfta okuyor ve 6 bin öğrencinin okuduğu bölümüne açık trans kimliği ile devam eden tek öğrenci konumunda. Efruz, açık kimlikle avukatlık yapabilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmek istediğini ve maddi imkânlarının ameliyata yetmediğini belirterek kampanya başlatmış, sesini sosyal medyadan duyurmuştu. Kampanyaya kısa sürede pek çok insandan destek geldi. Peki sonra ne oldu? Efruz’un hayatında neler değişti? “Bütün kadınların hikâyesi aynı” diyor ve ekliyor: “Yapmaya çalıştıkları şey şiddet hikâyelerini kişisele indirgemeye çalışmak. Bize ‘Ben böyle yapsaydım başıma bu gelmezdi, bunu yaşayan bir tek benim, bu benim kaderim’ diye düşündürtmeye çalışıyorlar. Yok abla, iş hiç de öyle değil”.

• Trans bir kadın olarak, beden uyum süreci ameliyatı için bir bağış kampanyası başlattın. Açık kimliğinle avukatlık yapabilmek için cinsiyet değiştirme ameliyatı geçirmek istediğini söyledin. Neler yaşadın sonrasında, nasıl destekler aldın? Şimdi neler yapıyorsun? Mezun oldun mu mesela?

Kampanya sonrası benim için gerçekten şahane bir deneyim oldu. Sesimin birçok farklı mecrada duyulduğu kulağıma geldi. Kötü yorumların hemen hiçbirine cevap vermem gerekmedi. Çünkü insanlar benim yerime cevap veriyorlardı. Bu gerçekten çok güçlendirici bir şey. En önemlisi de küçük büyük birçok farklı sosyal ortamdan gelen trans erkekler, trans kadınlar benimle iletişime geçtiler ve bir dayanışma ağı kurmuş olduk. Bence kampanyanın en büyük başarısı bu oldu. Şu an bir dernekte mülteci ve göçmen LGBTİ+ bireylere danışmanlık hizmeti veriyorum. Okul bu sene bitecek umarım. Sonrasında insan hakları mücadelesini farklı mecralarda sürdürmeye devam edeceğim.

‘Vazgeçmeyin aşkım!’

• Malatya’dan İstanbul’a hukuk okumaya geldin. Pek çok deneyim yaşadın bu süreçte. Neler biriktirdin? Transların mücadelesi için neler söylemek istersin? Hem onlara hem de diğer kadınlara 8 Mart için neler söylemek istersin?

Bir kadın olarak benim yaşadıklarım da aslında sesini yükselten, başkaldıran her kadının yaşadıklarından çok da farklı değil. Tabii ki hepimiz farklı deneyimler yaşıyoruz; fakat hepimizin hikâyesinin ortaklaştığı bir nokta var: Patriyarkal ve cisnormatif sistem şiddeti. Tüm kadınlara söylemek istediğim, vazgeçmeyin aşkım! Sizi düşüren, yıldıran tüm yüklerinizden kurtulun gitsin. Tüm dünyaya ve özellikle imtiyaz sahiplerine haykırmak istediğim şey ise şu: Biz öyle sandığınız gibi çıtkırıldım hanımefendiler değiliz! Ayakları yere basan, farkındalığı yüksek, haklı talepleri olan ve bu taleplerde ısrarcı güçlü kadınlarız.

• Senin hikâyen bir umut öyküsü gibi de görünüyor bize… “Eğer çok güçlü olursam kimse bana zulmedemez diye düşünüyordum” diye çıktığın yolculukta aslında bunu başarmış da görünüyorsun… Ne dersin?

Yapmaya çalıştıkları şey hep şiddet hikâyelerini kişisele indirgemeye çalışmak. Bize “Ben böyle yapsaydım başıma bu gelmezdi, bunu yaşayan bir tek benim, bu benim kaderim” diye düşündürtmeye çalışıyorlar. Yok abla, iş hiç de öyle değil. Sokağa çıkıp iki tane kadınla konuşsan sana senin hikâyeni anlatabilirler. Çünkü yaşananlar çok sistematik ve sisteme dair. İnanın aynı şeyleri yaşayan binlerce kadın var. Bunları görünce insan kendini suçlamayı bırakıyor. Ayrıca yan yana geldikçe düşsen bile seni kaldıracak bir arkadaşının olduğunu görüyorsun. Bu, insana harekete geçme ve devam etme gücü veriyor. Gelin bu 8 Mart’ta da patriyarkaya karşı feminist isyanı yukarı taşıyalım. Şimdiden alanda karşılaşacağımız veya kalabalıkta denk gelemeyeceğimiz herkese kucak dolusu sevgiler.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,725AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Erdoğan’dan İmamoğlu’na tehdit: Cezası belli bir süreyi aşarsa başkanlığı düşecektir

AKP' Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sosyal medya ve TV...

HDP’den AA ve İHA’nın servis ettiği ‘Abdullah Öcalan’ haberine yalanlama

Abdullah Öcalan'ın 23 Haziran seçimleri için HDP'ye yönelik "Tarafsız kalın" çağrısı yaptığı...

YKS sonuçlarının açıklanacağı tarih belli oldu

ÖSYM Başkanı Halis Aygün sosyal medya hesabından Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) ilişkin...

İmamoğlu’ndan Yıldırım’a ‘Sayıştay raporu’ yanıtı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu'na Çatalca...

Beşiktaş, Umut Meraş için Bursaspor ile anlaştı

Yeni sezon transfer çalışmalarını sürdüren Beşiktaş'ta yönetim, Adriano'dan boşalan sol bek mevkisine...

Binlerce İBB personeli AKP adına sandık müşahidi yapıldı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne ait iştirak şirketlerinde çalışan personel ve taşeron işçiler 23 Haziran seçimleri...

ABD Senatosu’ndan ‘Suudi Arabistan’ kararı

ABD Senatosu, Başkan Donald Trump yönetiminin Suudi Arabistan'a yapmayı planladığı silah satışını...

İran: ABD’nin saldırganlığını BM’ye taşıyacağız

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, ülkesinin ABD ile savaş istemediğini ancak İran'ın sınırlarını,...

Bakaya ve yoklama kaçağı 460 bin kişi bedelliden yararlanacak

Askerlik süresini altı aya indiren, bedelli askerliği kalıcı hale getiren yeni askerlik...

ABD: S-400’ler üzerinden Türkiye’ye yaptırım uygulamak geçerli bir seçenek

ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 savunma sistemi almasıyla ilgili bir açıklamada...

Sonraki haber