Tehlikeli bir “kudurma” olayı hakkında
OSMAN ÖZTÜRK OSMAN ÖZTÜRK

Olayın öznesi bir ‘gazete’; hedefi “Hekimler için insanın canı, sağlığı en üstün değerdir” diyen Türk Tabipleri Birliği.

Ülkemizde nefret söylemini kullanan medya türünün en şiddetlisi.

Kadınlara, laiklere, farklı cinsel yönelimi olan bireylere, Ermenilere, Yahudilere, Kürtlere, CHP üyelerine, Kemalistlere, sosyalistlere, bir dine inanmayanlara kadar, iktidar erkinin istediği gibi düşünmeyen, davranmayan, yaşamayan herkes onun hedefinde…

Son bir haftadır, manşetlerinin, köşe yazarlarının zehirli nefret dili ve iftiralarının yönelimi bu kez TTB.

TTB’yi, bulunmadığı mecralarda bulunmuş, yapmadığı açıklamaları yapmış gibi gösterip; “5’li Çete iyice kudurdu”, “TTB’den yapılan açıklamalarda terör örgütü PKK övüldü” şeklindeki manşetleri, yazıları ile TTB’ye karşı toplumda kin ve nefret yaratmaya kendisini adamış durumda.

Sadece gazetenin basılı ve internet sayfaları değil, köşe yazarları aracılığı ile TRT programları da bu zehirli faaliyete aracılık ediyor.

10 Ekim 2010 öncesinde Anadolu’da Vakit, sonrasında Yeni Akit adını kullanan gazete bütün bunları neden yapıyor?

Evet, TTB hekimlerin mesleklerini insani koşullarda, insan haklarına uygun biçimde yapabilmesi için sürekli çaba yürütüyor,

Hekimlerin, sağlık çalışanlarının öldürülmeyeceği koşulların yaratılmasını, yaşamları tehdit altında olmaksızın sağlık hizmeti vermelerinin güvence altına alınmasını talep ediyor,

Hastaneler, sağlık kuruluşları silahlı çatışmaların odağı haline getirilmesin, hekimler can korkusu altında 10 günlük nöbete zorlanmasın istiyor,

Ülkemizde yüz binlerce insanın çatışma ortamında, korku içinde evlerine kapatılmasına, zorla göç ettirilmesine; çocukların, kadınların kısaca sivillerin öldürülmesine, adeta bir iç savaş ortamının sürdürülmesine son verilsin, diyor,

Hükümete bu konudaki sorumluluklarını hatırlatıyor,

Ölüme karşı yaşamı, hastalığa karşı sağlığı, taciz, işkence ve kötü muameleye karşı insanlık onurunu savunuyor.

İnsan haklarının evrenselliğini dikkate alarak elinden geldiğince katkılarını yapmaya çaba gösteriyor;

Tıpkı Suriyeli sığınmacıların sağlık başta olmak üzere haklarının gerçekleştirilmesi için konuyu Dünya Tabipleri Birliği’nin gündemine taşıyarak 2016 yılı Şubat ayında uluslararası bir toplantıya ev sahipliği yapması gibi,

Tıpkı İsrail Gazze’ye gıda ve ilacın erişimine dahi tahammül etmeyip, açık denizde bir yardım gemisine saldırarak silahsız insanları vahşice öldürmesi olayında dünyadaki hekim örgütlerini, kamuoyunu harekete geçirmek için yaptığı çağrılarda olduğu gibi.

Tıpkı Gazze’deki sivil halka yönelik saldırıların durdurulması, sağlık hizmetlerinin korunması için uluslararası kamuoyuna çağrıları gibi.


Tüm tarafları acilen çatışmaların durdurulması, silahların susturulması ve yaraların sarılmasına, sorunların demokratik siyaset ve müzakere ortamında çözülmesine ve barış içinde bir arada yaşama ikliminin oluşturulmasına katkı vermeye, sorumluluk almaya davet ediyor.

Çünkü geçmişten biliyoruz ve bugün tanık oluyoruz ki; çatışma ortamlarında en çok çocuklar, kadınlar, siviller örseleniyor, yaralanıyor, ölüyor.

Yine üzülerek görüyoruz ki; yaşamın ve toplumun tüm alanlarına yayılan çatışmalar sırasında barınma, beslenme, sağlık ve yaşam hakkının ihlal edilmesinin yanında, sağlık bakımına ihtiyacı olan yaralıların ve hastaların tıbbi hizmetlere ulaşması imkansızlaşıyor.

Sağlık çalışanlarına ve sağlık kurum ve kuruluşlarına yönelik kabul edilemez ve aleni olarak ulusal ve uluslararası hukuk, etik ve ahlaki değerleri hiçe sayan tutum ve davranışlar sonucu sağlık çalışanlarının can güvenliği yanında mesleki bağımsızlığı, yansızlığı da ortadan kalkıyor.

Şiddetin şiddeti, öfkenin düşmanlığı ve nefreti körüklediği bugünlerde insan yaşamının ve sağlığının anlamını yitirdiğine, birbirini düşman olarak gören, ellerine geçirdikleri ölüm kusan silahları en etkili şekilde kullanırken ortaya çıkan vahşet görüntülerine insanlığımızdan utanarak tanık oluyoruz, çaresizliğimiz ve üzüntümüz çoğalıyor.

İktidar edenler başta olmak üzere hepimizin ortak sorumluluğu ve görevinin her insanımıza kendisini bu ülkenin, toplumun onurlu ve eşit bir yurttaşı olarak hissedeceği ve özgür ve kendi olarak yaşayabileceği ortam ve olanaklarının yaratılması olduğunu biliyoruz.

Hekimlik ve insanlık adına savunup yaşanılır kılmamız gereken değerlerin savunuculuğu nedeniyle TTB’nin Yeni Akit gazetesinin, bir kısım yazarlarının ve benzeri düşünceye sahip olanların nefret söyleminin hedefi haline getirildiğini biliyoruz.

Nefret söylemi sahibi gazetenin yazarı Hüseyin Üzmez’in çocuk tacizine ilişkin yargılanmasında sanık lehine usulsüz rapor düzenleyen Adli Tıp Kurumu işlemine TTB’nin çocuğun haklarını, toplumun geleceğini korumak için bilimsel raporlar hazırlaması, kamuoyunu bilgilendirerek harekete geçiren açıklamalar yapmasının da payı olabileceğini biliyoruz.

Bununla birlikte insancıl bir yaşamı ancak nefret söylemlerini etkisizleştirerek, barışı yaşanılır kılarak yan yana kurabileceğimizi biliyoruz.

Meslektaşlarımızın ve halkımızın dikkatine sunarız.

•••
Yandaş Akit’in bir süredir TTB’yi özellikle hedef aldığına geçen hafta değinmiştim.
Hafta içinde TTB’den cevap geldi.
Cevap o kadar güzel ve zarifti ki…
Okumayanlar için paylaşmak istedim.