Tek ses, tek medya
16.10.2016 10:11 BİRGÜN PAZAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizim Rabia’mız dediği “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şiarına tek ses, tek medyayı da ekleyebiliriz

ELİF ILGAZ

Geçtiğimiz günlerde DİSK Basın-İş’in düzenlediği bir toplantıya katıldım. Basın özgürlüğü için ne yapmalıydık, onu konuşacaktık. Geldiğimiz durumun vahametinden bahsederken umutlu cümleler kuramamanın sıkıntısını yaşadım. Yaklaşık 6 yıldır sürekli aynı şeyleri söylemenin ve geçen her günün ardından biraz daha geriye düşmenin karamsarlığı içinde çözüm üretmeye çabaladım. Beceremedim.

BirGün gazetesi benden bu yazıyı istediğinde de göğsüme yine o günkü gibi bir ağırlık oturdu... Söylenecek yeni sözüm var mıydı?

Sadece son on güne baktığımızda yaşadıklarımız basın özgürlüğü mücadelesinde ne kadar zor durumda olduğumuzu aslında.

Medya-iktidar ilişkisi... RedHack, başta Aslı Erdoğan ve Alp Altınörs olmak üzere sol muhaliflerin serbest bırakılmaması durumunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’a ait e- postaları sosyal medyada yayınlayacağını duyurdu. Ve verdiği süre dolunca da yayınladı. Hemen akabinde habere yayın yasağı getirildi. RedHack’in sosyal medya hesapları askıya alındı, internet üzerinden yayınlanan haberlere ulaşım engeli getirildi. Peki neydi o e-postalarda yazanlar? Aydın Doğan’ın damadı ve Doğan Medya Grup Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ’ın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın damadı da olan Bakan Berat Albayrak’ı düzenli olarak bilgilendirip, ‘bağlılıklarını’ sunması. 1 Kasım seçimleri ardından Hürriyet’in yayın politikasındaki değişikliğe şahit olmuştuk zaten. İddia edilen bu e-postalarla da sürecin nasıl işlediğini öğreniyorduk. Mehmet Ali Yalçındağ yayınlananların ‘günlükleri’ olduğunu söylese de, görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Elbette ki bu yaşananlar, benzer ilişkilerin yürüdüğü ana akım medyada haber olarak yer almadı.

Aynı günlerde Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ’yle aralarında İMC ve Hayatın Sesi’nin de olduğu 12 televizyon kanalı ve 11 radyo istasyonu kapatıldı. Oysa işçilerin biriktirdiği paralarla kurulan Hayatın Sesi, onların sorunlarını dile getiren ender mecralardan biriydi. Şimdi onların sesi de sustu. Barış sürecinde kurulan ve bölgeden en doğru haberleri ulaştırmayı amaçlayan, farklı seslere farklı isimlere yer vererek ana akıma alternatif habercilik yapan, İMC TV de sustu. Amaç muhalefeti susturmaktı biliyoruz ama Kürtçe yayın yapan çocuk kanalı Zarok TV’nin ve sadece türkü yayınlayan Yön FM’in niye kapatıldığını anlayamadık.

Gelelim sayıları giderek azalan muhalif medyanın durumuna. Bir gazetenin gelirlerinin en başında yer alan kalemlerden biri; resmi ilanlardır. Son olarak geçtiğimiz günlerde Basın İlan Kurumu’nun yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, muhalif medyanın resmi ilan almasının da önü kesilmeye çalışıldı. Yapılan değişikliğe göre; gazetenin bir çalışanına Terörle Mücadele Kanunu kapsamında dava açılmış ise, gazetenin bu isimle ilişiğini kesmesi yani işine son verilmesi, aksi halde Basın İlan Kurumu ilanlarının dava sonuçlanıncaya kadar kesilmesine olanak tanındı. Birçok muhalif medya kurumunu, OHAL KHK’leriyle kapatarak halkın haber alma özgürlüğünü engelleyen iktidar, bu yönetmelik değişikliğiyle kapatılmayan gazeteleri de ekonomik olarak zor duruma sokuyordu.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası başlayan FETÖ operasyonları bir süre sonra tüm muhalif sesleri susturmaya dönüştü. Gözaltılar, soruşturmalar ya da görevden almalarla ilgili doğacak mağduriyetleri sormayan, sorgulamayan gazeteciler ihtiyaç var şimdi. Soran sorgulayan gazetecileri ise her an içine atılacakları yeni bir ‘torba’ bekliyor.

İşte tam bu noktada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizim Rabia’mız dediği “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” şiarına tek ses, tek medyayı da ekleyebiliriz.

Evet, başta bahsetmeye çalıştığım karamsarlık hali bu. Ama burada duralım.

Az sayıda gazete ve alternatif mecralar

Hala ana akım medyada olup da gerçeğin peşinde koşan meslektaşlarımız var. BirGün gibi sayıca çok az da olsa habercilik yaparak varolma mücadelesi veren muhalif gazeteler var. Sayıları her geçen gün artan, haber siteleri var. Haber imkanları kısıtlı olsa da farklı görüşleri ve sesleri bulabileceğimiz yeni alternatif mecralar oluşuyor.

Ben de bir süredir televizyon izlemek yerine, kendi yayın akışımı programlayıp, seçtiğim içerikleri bilgisayardan ya da ipad’den izliyorum.

Bir yılı aşkın bir süredir yayın yapan Yavuz Oğhan’ı takip ediyorum mesela. Sadece habercilik yapıyor. Gündeme dair sorulması gereken tüm soruların yanıtlarını haberin muhatabına soruyor. Hafta içi her gün 17.30-19:00 arası bidebunuizle.com’dan izleyebilirsiniz. Ya da radyodan İstanbul 106.4 frekansında dinleyebilirsiniz.

Zamanı denk getirebildiğimde HalkTV’den, getiremediğimde ise yine youtube üzerinden, haber heyecanını hiçbir zaman yitirmeyen, Medya Mahallesi’nin deneyimli gazetecisi Ayşenur Arslan’ı ve konuklarının yorumlarını takip etmeye çalışıyorum.

Ana akım medyadan ‘soru sorduğu’ ve yaşananları sorguladığı için çıkarılan isimlerden Ruşen Çakır’ın imkansızlıklar içinde başlattığı ve her geçen gün hayranlıkla takip ettiğim medyascopetv’yi gün boyu periscope ya da medyascopetv sitesinden izliyorum. İzleyemediklerimi ise podcast olarak dinlemeye çalışıyorum. Konu ve konuk çeşitliliği, içerik yoğunluğuyla iyi bir kaynak aynı zamanda.

Sorunun temeli sermaye-iktidar ilişkisi olunca, farklı mecralardan seslerini duyurmaya çalışan meslektaşlarımı görüp, umutsuzluğa kapıldığım anlardan utanıyorum. Bu anlamda bende en çok mahcubiyet yaratan isim Ünsal Ünlü. Bir seneyi aşkın bir süredir hafta içi her sabah 9’da periscope üzerinden program yapıyor. Önce gündeme dair ardından da gazetelerin yazdıkları ya da yazamadıklarını konuşuyor. Her sabah aynı disiplin ve motivasyonla ‘günaydın’ diyerek bir buçuk saate yakın yayın yapıyor. Bugüne kadarki tüm yayınlarla birlikte diğer bilgileri unsalunlu.com.tr adresinden bulabilirsiniz.

Size burada verdiğim örnekler benim takip ettiklerimden birkaçı. Bu isimlerin siyaseten görüşlerine katılmayabilirsiniz ya da eleştireceğiniz çok yönleri olabilir ama ana akımdan duyamayacağınız sorulara yanıt ararken bulabilirsiniz kendinizi.

Son söz olarak, bu tek seslikten kurtulmak ve haber almak istiyorsanız, sayıları giderek azalan ve bir kardelen gibi bizim umudumuzu ayakta tutan hakikatin peşindeki gazetecileri takip edelim seslerini duyurmaya, destek olmaya çalışalım. Çünkü “kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz”