Televizyon tartışmaları herkesin havasını söndürebilir: Sayın Genel Başkan korkuyor musunuz yoksa?
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL
Gücünün doruğundayken rakibiyle televizyon tartışmasına çıkan Baba Bush’un başına gelen Recep Bey’i de korkutmuş olabilir

Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce, uzun bir süredir AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı televizyonda karşılıklı tartışmaya çağırıyor. Ama ne var ki Recep Bey uzun süre yanıt vermedi bu çağrıya. “Yanıt” her zamanki gibi onun yerine yandaş medyadaki kimi köşe yazarlarından geldi. Bunlardan biri “o bir dünya lideri; Reis, Muharrem İnce’ye kendisiyle hava atması fırsatı neden versin?” diye yazdı hatta.

Ancak çağrılara daha fazla kayıtsız kalamayan “dünya lideri” iki gün önce dayanamayıp konuştu: “Utanmadan sıkılmadan televizyona davet ediyor. Üzerimizden kalkıp reyting sağlayacak kendine. Biz seni muhatap alır mıyız?”

Genel Başkanın da, “ne mantık yahu” dediğim o köşe yazarından bir farkı olmadığını anlamış oldum böylelikle.

Bunlar ciddi ciddi, Muharrem İnce’nin böyle bir televizyon tartışmasıyla “kendi reytingini” artıracağına, “hava atacağına” inanıyorlar. Hayret doğrusu. Onlar buna inanadursunlar birçok insanın aklında, karşısında hep sadece kendisini dinleyenlerin olmasına alışmış olan Recep Bey’in böyle bir tartışmadan korkutuğuna dair bir inanç var. Oysa Muharrem İnce’nin “kendi reytingini” artırmasını göze alarak Recep Bey o çok güvendiği “belagat” sanatını konuşturup İnce’yi ezip geçebilirdi belki. İnce bunu göze alacak kadar cesur işte.

İlk reddeden o değil
Recep Bey yine de dert etmesin, tartışmayı redddeden ilk “başkan” kendisi değil. 1940 yılında dönemin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt Cumhuriyetçi Başkan Adayı Wendell Willkie’nin tartışma çağrısını reddetmişti. Geçen yıl aynısı İngiltere’de oldu. Genel seçimlerde yarışacak siyasi liderler, BBC’de canlı yayınlanan tartışma programına katılmışlardı. Başbakan Theresa May ise programa çıkmadı. Haliyle “korkaklık”la suçlandı. Kimler katılmamıştı ki... İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn, Liberal Demokrat Parti lideri Tim Farron, aşırı sağcı Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi (UKIP) lideri Paul Nuttall, İskoç Ulusal Partisi (SNP) Genel Başkan Yardımcısı Angus Robertson, Yeşil Parti Eş Başkanı Caroline Lucas ve Galler’in milliyetçi partisi Plaid Cymru lideri Leanne Wood katıldı. Eğitim, sağlık, güvenlik ve sosyal yardımlar gibi alanlar başta olmak üzere muhafazakâr hükümetin uyguladığı kemer sıkma politikaları odağında 90 dakika süren programda siyasiler, seçim vaatlerini anlatmış, tüm konuşmacılar, Theresa May’i “cesaret yoksunu” olmak ve “tartışmadan kaçmak ve korkmak”la suçlamıştı.

Bakın May’in programa katılmayışını kendi İçişleri Bakanı nasıl savunmuştu: “İyi bir lider olmanın bir parçası da iyi ve güçlü bir ekibe sahip olmaktır”. Recep Bey “dünya lideridir, ne işi var Muharrem İnce’yle” diyen yandaş yazar gibi bir Bakan bu da.

Bu arada biz sayın Genel Başkan’ın 16 yıl boyunca hiçbir parti lideriyle televizyonda karşılıklı tartıştığına da tanık olmadık hiç.

Neyse. Eğer Recep Bey, Muharrem İnce’nin “gel tartışalım” çağrısında olumlu yanıt verseydi, siyasi tarihimizde ilk kez televizyonda başkan adayları tartışmasına tanık olacaktık. Sağlık olsun.

Bir Amerikan icadı
Televizyonda başkan adaylarının konuşması bir ABD icadı. Ama televizyon yokken de tartışır mıydı bunlar seçim propapandası sırasında diye merak ettim. Newton N. Minow ile Craig L. Lamay’in yazdıkları “Inside the Presidential Debates: Their Improbable Past and Promising Future” adlı bir kitap almıştım bir zamanlar. Oradan aldığım notlar arasında mıydı bilmiyorum ama şunu kaydetmişim; 1858’de Abraham Lincoln ile Senatör Stephen A. Douglas parlamentoda tam yedi kez uzun uzun tartışmışlar adaylıkları sırasında. Öyle moderatör falan da olmadan.

Bu arada belirteyim, hani Recep Bey, muhtemelen önceden organize edilmiş üniversite öğrencileriyle buluşma toplantıları düzenliyor ya. Bunu aslında ABD’de ilk kez bir öğrenci akıl etti. 1956’da Fred Kahn adlı bir öğrenci dönemin bütün başkan adaylarına bir mektup yazarak üniversitesinde tartışmaya davet etti. Tüm adaylardan da olumlu yanıt aldı.
televizyon-tartismalari-herkesin-havasini-sondurebilir-sayin-genel-baskan-korkuyor-musunuz-yoksa-476473-1.

Kennedy–Nixon tartışması
Televizyonda ilk Başkan Adayları’nın tartışması 26 Eylül 1960’da yapıldı. Demokrat aday John F. Kennedy ile Cumhuriyetçi adayı Richard Nixon’ın televizyon tartışmasını yaklaşık 60 milyon kişinin izlediği söyleniyor. Tartışmanın ilk dakikalarında dış politika konusundaki birikiminden ötürü, bir de radyo konuşmalarında edindiği deneyimi ile Nixon kesin üstünlük sağladı. Ama televizyon, radyo gibi değil. Nixon tartışmayı daha uzun götüremedi, takım elbisesinin rengi siyah beyaz televizyonda daha da silik görünmesine yol açtı. Zaten televizyon için makyaj yaptırmayı da reddetmiştir, bu da görüntüsünü olumsuz etkilemiştir. Kamuoyu yoklamalarından yenik çıkmıştır sonuçta.

Baba Bush’a puan kaybettiren o hareket
1992’de Başkan George Bush Sr, televizyonda rakipleri Bill Clinton ve Ross Perot’la tartışmaktadır. Tartışmanın yıldızı Clinton’dır. Bush, tartışmanın bir yerinde kolundaki saate bakar. Bu kamuyou yoklamalarında ona büyük ama çok büyük puan kaybettiren bir hareket olarak değerlendirilir. Olmadık tutumlar olmadık sonuçlara yol açabiliyor yani. 2000 yılında da Al Gore ile George W. Bush (oğul Bush) televizyonda tartışmaktadırlar. Al Gore bir ara derinden bir iç çekince tartışmadan Bush galip çıkar. Kendinden emin olmak, hatta kendisiyle dalga geçebilecek özgüvene sahip olmak bu tür tartışmalarda puan getirici olabiliyor. 1984’de rakibi Walter Mondale ile televizyonda tartışırken Ronald Reagan’ın yaşıyla dalga geçmesi ( o sırada 73 yaşındadır) kendisine hayli puan kazandırmıştır.

Belki de iyi oldu
Hani düşününce, belki de genel başkanın herhangi bir rakibi ile bir televizyon tartışmasına katılmaması iyi de olabilir. Çünkü Reis, malum, asabi. Daha kötüsü “öfke”yi de bir “hitabet sanatı” olarak değerlendiriyor.

Muharrem İnce’yi “sanat”a kurban etmeyelim durduk yere.