Televizyondan televizyon nasihatleri
YANKI YAZGAN YANKI YAZGAN

Haziran başında Gülben Ergen’in televizyon programına konuk olduğumda iyi hazırlanmış sorulara cevap olarak çocuklarının gelişimine titizlenen anne-babalar için fikirlerimi paylaştım. Konu genellikle çocukların sürekli ya televizyon seyrettirilmesi ya da bilgisayar oyunları başında meşgul tutulması gibi, evlerin bitmeyen tartışma konuları üzerine odaklandı. Dile getirdiğim fikirlerin bir kısmını kuvvetle savunsam da, her zaman geçerli bir nasihat gibi algılanmalarını istemem.

Ancak, televizyon ya da gazete başlığı gibi kanallardan anlaşılabilir ve ikna edici mesaj vermek istiyorsanız, ne kadar kendinden emin biçimde ve sizinkinden başka doğru yokmuşcasına saçmalarsanız, tavsiyeleriniz en doğrusu sayılıyor.

Her canlının hayatında en az bir kere doğru bir söz söyleme kapasitesi olduğunu düşünürsek, ‘canım adam doğru söylüyor’ dedirttiğiniz bir genelgeçer cümleniz sayesinde, diğer doğruluğu kendinden menkul sözleriniz de doğru sayılıyor.

Aşağıya sıraladığım (Gülben Ergen programının bantkaydından özetlediğim) öneri ve tavsiyeleri lütfen bu söylediklerimi gözönüne alarak ve aranıza mesafe koyarak okuyun; aklınızın yatmadıklarının üstünü, aklınızın yattıklarının altını çizin.

Televizyon, hızlandırılmış zaman, hayalkıran
• Reklam ve kliplerde, gerçek yaşamdaki hızdan çok daha hızlı akacak biçimde bir araya getirilmiş görüntüleri seyretmeye küçük çocukların dikkat mekanizmaları hazır değil.
• Çocukların adım adım, an an yaşanan bir hayatı izlemeye özellikle 3 yaşından önce çok ihtiyaçları vardır.
• Çocuğun televizyon başında harcadığı zaman, okul çağına vardığında dinleme ve okuma için gereken dikkat becerilerinden büyük bir parça çalar.
• Televizyon küçük çocuklarda gerçeklik duygusundan kopukluğu pekiştirir, hayal gücünü sınırlar.
• 0-3 yaş, çocuğun hayatında yakınların, yetişkinlerin çok önemli olduğu bir dönem.
• Çocuklarla yakın ilişki: Göz göze, diz dize. Bütün duyulara hitap eden ilişkiler için.
• Düşe kalka büyümek, düştüğün yerden kalkmayı öğrenmek, kalkabileceğine inanmaktır.

Bilgisayar, emek, sosyal ilişki
• Evlerde televizyonun, bilgisayarın başköşede ne yeri var?
• Bilgisayar oyunlarının bağımlılık geliştirici özellikleri olduğunu biliyoruz.
• Gündelik hayatta, karşılıklı sosyal ilişkinin yerini hiçbir şeyin tutamaz.
• Selamsız sabahsız gençlik oluşmasında bilgisayar, televizyon gibi tek taraflı aktivitelerin rolü büyük. Televizyona el sallayan bir bebeğe ekran bir karşılık vermez, selamını karşılıksız bırakır.
• Makinelerin hayatımızdaki yerini biz kontrol etmezsek, onlar bizi kontrol eder.
• Sporun çocuklara getirdiği ana kazanım, belli bir noktaya emek harcayarak ulaşma duygusudur.
• Emek harcayarak ulaşmak hak edilmişlik hissini verir. Çocuk, hak edilen başarının tadını unutmaz.
• Emek duygusunun, değer bilirliğin yolu sonuca ulaşmak için fiziksel ya da zihinsel bir emek harcamaktan geçiyor.
• İki yaşındaki çocuklar genellikle kendilerini bir biçimde belli etmenin bir yolunu ararlar.
• Çocuğun büyüme sürecindeki bir temel ihtiyacı başarının başkaları tarafından, özellikle anne tarafından tescil edilmesidir.
• Anne baba arasındaki tutarsızlık, annenin veya babanın kendi kafasındaki tutarsızlık, çocuk için kafa karıştırıcı olur. Kafası karışan çocuk kendi bildiğini yapar, dışa kapanır.
• Tehlikeli olmayan yaramazlıklarda sessiz kalmak veya nesneyi sessizce ortadan kaldırmak bağırıp çağırmaktan daha etkilidir.
• Çocuğa verilen sözün arkasında durun. Arkasında duramayacağınız sözler vermeyiniz.
• Ev kazaları için yapılacak birinci iş, uyarmadan önce önlem almaktır.

TV’siz yemek, sessizlik, tahammül
• “Sadece televizyon karşısında yemek yiyor benim çocuğum” diyen anneler şunları düşünebilir: Benim çocuğumun ihtiyacı ne? Ben bu ihtiyacı karşılıyor muyum? Televizyon olmasa, bozuk olsa, elektrik kesilse ben ne yapardım?
• Çocuk, güvenebileceği insanı sever. Anne ve babanın ilk işi güvenli bir ortam oluşturmak, güvenli ilişkiyi kurmaktır.
• Bilgisayar, televizyon gibi araçlar evin gözden ırak olmayan ama başköşesi de olmayan herkesin görebileceği bir yerinde olmalı ve ortak (sıra ile, bölüşerek) kullanılmalıdır.
• Gelişim için sessizliğe, yalnızlığa tahammül edebilmeyi amaçlayabiliriz. Kendi kendine kalmayı öğrenmek, başkaları ile birlikte olmayı öğrenmek kadar önemlidir.
• Sofra saati ailenin bir arada olduğu bir zamandır. Yakınlık yaratır. Paylaşmayı ve hakkınızın ötesine geçmemeyi öğrenirsiniz.
• Sofrada televizyon seyretmeyin, sofrada sofradakilerden başkasıyla (telefon, sms vb) iletişim kurmayın.
• Birlikte olma fırsatlarını engelleyen ‘modern araçlar’ı atamıyorsak, daha akıllıca kullanmayı öğrenelim.
• Çocuk, çevreye ve çevresindekilere zarar veriyorsa, yapması gerekeni yapamayacak kadar hareketliyse, bu, bir problem olabilir.
• Sakarlık yaygın bir kusurdur; sakarlığı gidermenin yollarından bir tanesi çocuğu yavaşlatmaktır.
• Çocuğun koşmasında sakınca yok; ama, çocuğun nereye neden koştuğu hakkında fikir sahibi olmasını sağlayabilirsiniz. Ev içinde rastgele koşuşturmak yerine, bir hedefe doğru koşmak kaza riskini azaltır.



Twitter dünyası
Harvard Business Review’dan tweet atanlara 3 nasihat, hepsine katılıyorum:
• Sırf varlığınızı hatırlatmak, ‘ben buradayım’ demek için “n’aber dünyalılar?” gibi boş boş mesajlar yollamayın.
• Vızıldanmayın, şikâyetlenmeyin. ‘Ondan şikâyet, bundan şikâyet’ insanları bezdirir, moralimizi bozar.
• “Ben neredeyim, n’apıyorum şimdi?” Şöhret filan değilseniz kime ne, ne yaptığınızdan.

@yankiyazgancom’da bu hafta en çok RT edilen tweet: Her türlü zorbaya duyurulur: zorla güzellik olmaz. Güzellikle zorlayın, zorba olmayın.


 

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlarınız