Teşvik Yasası hazırlanırken

Hiç kuşku yok ki, bir hükümetin ekonomiyi yönlendirmede en güçlü ve önemli araçlarından birisi, hatta birincisi vergidir. Ekonomi, öncelikle ve ağırlıklı olarak vergi ile yapılandırılır.
Daha önce sadece kalkınmada öncelikli yöreler için çıkarılan (2982, 5084 sayılı yasalar gibi) genel uygulama özellikli yasalardan, beklenilen verimin sağlanamadığı açıktır. Basına yansıdığı kadarı ile bu defa teşvik yasasının doğru bir seçimle desteklenecek sektörler esas alınarak hazırlanmakta olduğu anlaşılmaktadır.
Ancak, her teşvik yasasında olduğu gibi bu defa da yasa hazırlanırken ülkenin geri kalmış yörelerinin ve desteklenecek sektörlerin belirlenmesinde tamamen siyasi çıkara dönük isteklerle milletvekillerinin etkin olması ve yasanın başlamadan başarısız olması tehlikesinin bulunması en büyük açmazdır.
Yasayı hazırlayanların bu tür yasalardan şimdiye kadar beklenen yararın sağlanamamasını da göz önünde bulundurarak milletvekillerinden gelecek amaca uygun olmayan öneri ve baskılara karşı oldukça kararlı bir tavır ortaya koymaları, yasanın başarısı için son derecede önemlidir.
Öte yandan, ülkenin kanayan yarası Güneydoğu sorununun çözümü de çok sayıda gencecik cana mal olan askeri harekâtlardan değil, bu bölgemizde ekonomik kalkınmanın sağlanması, özellikle ve öncelikle bu bölgelerdeki işsizliğin ortadan kaldırılmasından geçmektedir.
Yeni Teşvik Yasası’nın, sektörel destek verilmesini öngörmesi ne kadar doğru olacaksa, yurdun doğusunun oralarda üretilen üretim girdilerinin değerlendirilmesine olanak sağlayacak yatırımlarla kalkındırılmasını amaçlanması da o kadar doğru olacaktır.
Bir de daha önceki yasalarda devlet teşviki, ücretler üzerinden ödenecek sigorta primleri ve vergi tutarları bakımından sınırlı olarak uygulanmıştır. Ayrıca, bu bölgelerde teşvik bağlantılı gerçekleştirilecek yatırımlardan sağlanacak kazançlar belli bir süre ile vergi dışı bırakılmıştır. Bu tercihler, uygulamayı işverenler için çekici olmaktan çıkarmış ve getirilen sistem onların çalıştırılan personel bakımından yasal olmayan yollara başvurmalarına da neden olmuştur.
Esasında, yıllardır yurdun doğusunda bulunan illerimizden toplanan vergi gelirleri, birkaçı dışında vergi toplama maliyetlerini dahi karşılamamaktadır. Toplanan vergi, kendi maliyetini karşılamıyorsa uygulama verimli değildir. O halde devlet, bu bölgeler için çıkarılan teşvik yasalarını daha çekici kılabilmek ve beklenilen yararı sağlamak adına yasanın uygulanma süresince bu bölgelerde hiç olmazsa yasa kapsamındaki iş ve işlemler gereği alınması gereken bütün vergilerden vazgeçemez mi?
Böyle bir tercih, siyasi yönetimin bu bölgemize diğer bölgelerimizden farklı bakmadığının, oraların da yurdun batısı gibi kalkınmasını gerçekten ciddi ve kararlı bir şekilde istediğinin göstergesi olacak, şimdiye kadar dile getirilen bu konudaki olumsuz söylemleri havada bırakacaktır.
Bu defa, teşvik yasasından beklenen yararın sağlaması her zamankinden daha önemlidir. Bu bilinçle fırsat iyi değerlendirilip kaçırılmamalıdır.

BİZİ TAKİP EDİN

359,930BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,087,076TakipçiTakip Et
7,874AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL