TFF, GS, Özbek, Demirören, Terim, Arda, falan-filan ve futbol
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Ülkelerin gelişmişlik düzeyleri hakkında fikir sahibi olmak için, herkes tarafından kabul edilen bazı parametreler vardır.

Bizim, sanırım bu parametrelerle ilgili en ufak bir kaygımız yok. Ki, burada herkes hem fikirdir.

Mesela, bizim futbol ile ilgili pozisyon almamıza neden olan parametre kavgalardır.

Kim kiminle hangi atmosferde ve hangi ortamda kavga ediyor. Bizi bağlayan gerçekler bunlardır.

Bakın: İki kavga futbola yön verdi!

Arda’nın uçaktaki koltuk baskını ile Terim’in sipariş gecikmesi yüzünden kebapçı baskını, futbolda, herkesin bu iki kavganın etkilerine göre pozisyon almasını sağladı.

Önce:

Arda’nın önceden dizayn edilmiş uçaktaki koltuk baskını sonrası, Terim, 1-0 öne geçerek durumu lehine çevirmişti.

Sonra:

Fakat, Terim’in Adana kebap siparişi ile ilgili kebapçı baskını durumu tamamen değiştirdi.

Durum bu sefer Arda’nın lehine dönmüştü.

Zaten Ankara’daki pozisyona göre, ikili averajda Arda avantajlı durumdaydı.

Terim’in geçmiş siyasi ilişkileri ile Arda’nın yeni siyasi ilişkileri Ankara’da farklılıkları netleştiriyordu.

Olayların birinci etkisi Milli Takım’da göründü.

Önce Arda istifa etti! Sonra Terim istifa etti. Terim’in istifası Milli Takım için ciddi açmaz içeriyordu. Çünkü müsabaka dönemi ve hoca şart!

Ama diğer yandan bu olaydan en çok etkilenen takım Galatasaray’dı?

Çünkü Terim istifa ettiyse gideceği tek duvar var Galatasaraydır.

Dursun Bey hazır ‘Riva Projesi’ nedeniyle Ankara ile arayı düzeltmişken, başka sorunlar yaşamak istemiyordu. Galatasaray’ın kullanabilecek hazır paraya ihtiyacı vardı. Bu proje ile beraber desteğe de ihtiyacı vardı!

Şimdi, bu hesapların hepsi masanın üstünde dururken Terim’in gündeme gelmesi olacak şey değildi.

Çözüm şarttı...

Çözüm Lucescu’ydu...

Zaten medyada sıkıştığında sürekli bu isim ile gündemi kurtarmaya çalışırdı... Şimdi gerçekten kurtarıcı oldu.

Dursun Bey, her konuda anlaşıp imza aşamasına geldiği Lucescu ile Romanya’da buluşmuşken, benim tahminime göre hatırı sayılı bir telefon yüzünden ve birtakım güzel haberden dolayı Lucescu ile çay içip vedalaştı.

Daha o vedalaşırken ve çay soğumadan Demirören Lucescu’ya ulaştı ve ikinci bardağı beraber içerek anlaşmayı imzalattı.

Şükürler olsun ki milli Takım işini halletmişti. Milli Mesele başka mevzu...

E, Galatasaray?

Dursun Bey, para konusunda sıkıntı yaşamadığı için seyirciye verebileceği en iyi uzlaşma hediyesi olan transfer işine girişti.

Para sorunu yok!

Ama gene de sorun vardı: Tudor’un performansı?

Olası başarısızlıklarda transferler de seyirciyi durduramaz.

İkili avarajda Terim’in önünde olan Arda, bu iş için en etkili çözüm olabilirdi.

Sponsor desteğiyle Barcelona’ya giden ve başarılı olamayan Arda, tekrar sponsorlar desteğiyle Galatasaray’a gelmesi onu da (ki, Arda’nın Barcelona’daki başarısızlık durumu ayrıca tartışılmalı) ve Galatasaray’ı rahatlatacaktı.

Masadaki Dursun Bey’i rahatlatacak yol bu...

Ha bu arada:

Gomis’e 3 yıllık toplam: 15 milyon avro. Belhanda’ya 4 yıllık toplam: 21.4 milyon avro. Maicon’a 4 yıllık toplam: 15.8 milyon avro. Filho’ya 3 yıllık toplam: 10.9 milyon avro. Ndiaye’ye 4 yıllık toplam: 18.5 milyon avro. Reges’e 3 yıllık toplam: 15.1 milyon avro. Feghouli’ye 5 yıllık toplam: 23. 5 milyon avro.

7 oyuncunun toplam bonservis ücreti: 38.5 milyon avro.

7 oyuncunun 1 yyıllı toplam maaşı: 20.1 milyon avro.

7 oyuncunun 1 yıllık toplam maliyeti: 58.6 milyon avro olup...

Sattıkları oyunculardan:

Semih’ten: 2.5 milyon avro.

Bruma’dan: 12.5 milyon avro.

Sneijder’den: 4.5 milyon avro.

Toplam: 19.5 milyon avro olup...

7 oyuncunun sözleşmeleri bitene kadar alacakları toplam maaş bedeli: 79.2 milyon avro.

7 oyununun toplam bonservis bedeli: 38.5 milyon avro.

Toplamda: 117.7 milyon avro Galatasaray’ın cebinden para çıkacaktır.

Ha tekrar bu arada:

Galatasaray Mayıs 2017 faaliyeti dönem sonunda 297 milyon TL zarar ettiğini açıkladı.

Bunlar bizim için küçük ayrıntı (!) olmasına rağmen hatırlatmakta ve hatırlamakta yarar var.

Siyasetin kullanma aracı haline getirilen futboldaki gelişmeler, her türlü ‘rant’ uğruna sadece tribünlere oynamaktan başka bir sonuç vermesi zaten mümkün değildir.

Ekonomideki sıkıntı içerisinde, futbolun cari açığı tetikleyen bir unsur haline gelmesine rağmen, popülist politik unsur olarak finansal açıdan sübvanse edilmesinin nedeni: Spora olan hayranlığımız değil tabii ki... Bunun tek nedeni toplumsal hipnoza olan yatkınlığıdır.

İki tane maço kavganın etkileri hangi ülkede bu kadar geçerli olur?