Tıpkı tepki gibi
KAAN SEZYUM KAAN SEZYUM

Sosyal tepkilerimizi birçok farklı şekilde veriyoruz. Çoğu toplum kendi imkânlarınca bu tepkileri veriyor. Bir olay oluyor mesela, hemen kuklalar yakılmaya başlanıyor. Bir şeyleri insan olarak yakmayı çok seviyoruz. Bir şeye sinirleniliyor –mesela The Beatles-, hurra toplum çıldıray bir şekilde The Beatles plaklarını, fotoğraflarını yakmaya başlıyor. Bir şey yakmak çok popüler.

İnsan ateşin yanında kendini güvende hissediyor herhalde ilk günlerinden beri. Mağarada soğukta oturmak yerine ateşin yanında ısınmak her zaman his olarak iyi geldiğinden midir acaba bir şeyleri yakmak, merak ediyorum... Bayrak yakan var protesto olarak mesela. Kimisi de bayrağı yanarsa kendisinden geçiyor. Mesela bizim coğrafyalarda Amerikan Bayrağı yakmak çok popülerdi bir aralar. Her ülkede protestolarda bayraklar çıkar, üzerlerine benzin dökülür ve yakılırdı. Oysa Amerikalıya göstersen ‘Kardeş bayrağını yakıyorlar’ desen, adam sana ‘Ya ben onu don olarak bile giyiyorum, benim bayrağımı yaksan bana ne yazar?’ diyebilir. Yani tepkinin etki ettiği yeri de bulmak lazım biraz. Yoksa havanda su dövüyor gibi olmak olası... Tepki ve tepkinin gittiği yer önemli demek ki.

Kukla yakmak mesela. Fotoğraf ve suret yakmak da acayip bir gelenek. Neredeyse karabüyü ya da vudu gibi bir ayin. Kuklaya kusulan öfke, heykel yıkmak, sureti yok etmeye çalışmak da çok ilginç geliyor. İnsanın kendisinden sinirlenip aynaya yumruk atması gibi. Elin kesiliyor ama başka aynada yine aynı suratla karşılaşabiliyorsun.

Bizde ise alternatif protestolar, alternatif tepkiler var. Mesela para birimine sinirlenip, ‘Parasıyla değil mi’ dercesine para yakanlar var. Bu da ilginç. Sonraları buna uyanıp sahte para yakmaya başladılar protestolarda ama o da ilkinin kafasını vermez herhalde. Birisinde bildiğin para yakıyorsun. En düz hesap masrafın adette 4 lira. İnsan yakmadan düşünür...

Mesela bir ülkeyi protesto ediyorsun, tepki olsun diye ‘Abi ben coğrafya ve kültür bilemediğimden başka bir ülkenin vatandaşına dalsam olmaz mı?’ diye sorarcasına, o ülkeyle ilgili önüne gelen ilk mekana dalıp, kim ne varsa dövüyorsun... Neyse zaten bu davranış bildiğin şiddet. Bunun ilerleyen halleri maalesef korkunç sonuçlar doğuruyor. Biz yine tepkilerden gidelim...

Mesela bir ülke var. Sembolü ‘lale’... Sen gidip lale bıçaklıyorsun. Laleye bıçak çekiyorsun. Bir yandan da çok hoş bir davranış.

Evrenin tüm noktalarından birbirine bağlı dev bir organizma gibi görüp, buradaki laleye verdiğin zararla, oradaki laleleri korkutmak istercesine. Eko tepki ama saçma bir davranış. Buradaki lalenin başka bir ülkenin dış işleri politikasıyla ne alakası olabilir?

En sevdiğim tepkiler ise meşrubata olan öfke dalında gözlerimi yaşartıyor... Sokaklara dökülen şişe şişe kolalar, gazozlar... Bazen şişeler bıçaklanıyor. Yine şiddet. Bazen Noel Baba kılığına girmiş kendi ülkenin vatandaşını, büyük ihtimalle yan komşunu kovalıyorsun. Sembolleri yıkmak için korkunç bir savaş. Düşünceler ve nefret değişmiyor. Maksat senin gözünün önünde durmasın onlar.

Mesela sevmediğin, hoşuna gitmeyen bir site var. Sen ona girip hakkında yazanı değiştirmek, bilgiye bilgiyle karşılık vermek yerine yine neredeyse gidip sitenin sunucularını bıçaklıyorsun. Neredeyse diyorum, çünkü yaptığın şey o. O siteye erişimini kesiyorsun. Bravo çok iyi oldu, semboller yok oldu. Kafamızı iyice kuma gömelim ki, hakkımızda söylenen hiçbir şeyi duymayalım.

Twitter’da da benzeri tavırlar sergileyen insanlar oluyor. Bir proefeser var, ben de takip ediyorum –isim vermem, sızdırmam-. Bu bizim profeser bilim diyor, teknoloji diyor, güzel şeyler diyor. Ama birisi ‘Hocam şurada şöyle demek yerine şunu mu desek daha iyi olur?’ diye soruyor. Pröfesör hemen sizi blokluyor. ‘Görme beni kardeş, hakkımda olumsuz bir şey yazana tahammülüm yok benim’ diyor...

Profesürler böyle yapıyor, biz ne yapalım ey halkım?

Bir tepki biçimi daha var mesela o da çok enteresandır, bunu purofesörler bile yapmıyor. O da kendine tepki. Ne yapıyorsan tam tersini söylüyorsun. Ne yapıyorsan tam tersi. Ertesi gün de tam tersini yapıp, tam tersini söylüyorsun. Böyle sürüyor gidiyor.
Sevgileriniz daimi, ayaklarınız hep sıcak olsun.