Tiyatro4 ve “Shakespeare Öldü Aş Bunları”
05.03.2017 10:47 BİRGÜN PAZAR
Sahnelenen oyunla izleyici arasında farklı bir ilişki biçimi yakalamayı başaran bir metin “Shakespeare Öldü”. İzleyici aynı anda hem oyunun bir parçası hem de olaylara dışarıdan bakan bir göz gibi hissedebiliyor

Kerem Işık

Tiyatro salonunda ışıkların kararıp ‘oyunun’ başlaması gerçeklik algımızda bir yırtılmaya neden olur. Oradayızdır, hatta belki yalnızca birkaç saat önce oyunculardan biriyle sohbet etmiş, ona ‘asıl’ adıyla seslenmişizdir. Her şey bıraktığımız gibi sanırken kendimizi bir anda yabancı fakat yabancı olduğu kadar da tanıdık bir dünyanın içinde buluveririz. Sahnedeki performansın aslında yalnızca bir ‘oyun’ olduğunu bilir, bunun bir parçası olmak isteriz. Tiyatronun, hatta tüm sanat dallarının büyüsü biraz da budur zaten. Bizi, dibine kadar battığımız gündelik hayatın içinden çekip alarak başka bir zamana, mekâna taşır, dünyaya ve gerçekliğe farklı gözlerle bakabilmemizi sağlar. Hakkı verilerek ortaya konmuş sanat yapıtları, üstü örtülü olarak vaat ettikleri deneyimi çarpıcı bir zenginlikle ortaya koyarken bir yandan da alttan alta içimize işleyerek bizi değiştirir. Bu çarpıcı etkileşimin sonrasında, sanat yapıtında ortaya konan dünyayla aramızdaki kapı usulca kapandığında yine başladığımız yere, gerçek hayatın orta yerine fırlatılıveririz, fakat artık değişmiş, dönüşmüş biriyizdir. İzmir’de 2012 yılında Derya Efe ve Kağan Uluca tarafından kurulan bağımsız tiyatro topluluğu Tiyatro4 tarafından sahneye konan “Shakespeare Öldü Aş Bunları” (Paul Pourveur) adlı oyunu izledikten sonra da benzer hislere kapıldım.

Bireyin kendi kendini inşa etme süreci olarak gördüğüm yaşantımızda sanatın ve tiyatronun dönüştürücü gücü ve içinde bulunduğumuz zor zamanlarda bu güçten destek alarak nitelikli çalışmalar ortaya koyma uğraşında olan güzel insanların varlığı, umutsuzluğa kapılmaya hakkımız olmadığı yönündeki hislerime sağlam bir dayanak oldu.

”Tiyatro sanatı, yalnızca oyuncu ve seyirciden ibaret değil, diğer tüm bileşenlerin eşlik ettiği bir tasarım sürecidir” düşüncesiyle her projede yeni sanatçılarla çoğalarak dinamik kalmayı ve kolektif bir yapıyla ortak üretimde buluşmayı hedefleyerek yola çıkmış Tiyatro4 ekibi. Çağdaş metinleri yorumlamayı ve sahneye taşımayı tercih ediyorlar. Ekibin 2012 yılında kuruluşa tanıklık eden ilk oyunu, “Ben, Feuerbach” (Tankred Dorst) 2016 yılına kadar 4 sezon boyunca sahnelenmiş. Bu güçlü çıkışın ardından, 2014 yılında; iç savaşın yıkıntıları arasında, birbirini uzun süredir görmemiş iki kardeşin karşılaşmasını anlatan “Boş Şehir” (Dejan Dukovski) adlı oyun gelmiş. İki kardeşin son altı saatini anlatan bu trajikomik hikâyeyi 3D mapping (ışıkla boyama) tekniğiyle sahneye koyarak tasarım kavramına verdikleri önemi ortaya koymuşlar. 2016 yılındaysa, “Shakespeare Öldü Aş Bunları” (Paul Pourveur) adlı oyunla bir kez daha seyircinin karşısına çıkan Tiyatro4 ekibi çağdaş bir metin ve güncel bir temayla zamanımızın fotoğrafını çekiyor.

Sahnelenen oyunla izleyici arasında farklı bir ilişki biçimi yakalamayı başaran bir metin “Shakespeare Öldü”. İzleyici aynı anda hem oyunun bir parçası hem de olaylara dışarıdan bakan bir göz gibi hissedebiliyor. Bunun metnin ritmiyle bir alakası var kuşkusuz. Karşılıklı bir diyalog yok. Kısa, kopuk kopuk konuşmalar, “yeniden onar/benim dünyamı”, “düzgün yaşa, gelecek olanı düşün” gibi oyun boyunca farklı zamanlarda birer ‘mantra’ gibi tekrarlanan ifadelerle ritmik bir yapı üzerinde ilerliyor. Zihinlerimizde düşsel ve düşünsel kolajlar yaratarak modern dünyaya dair ironik bir yapı kuran oyun, küreselleşmenin yıkıcı sonuçları ve geçmişle şimdi arasında köprüler kurarak ‘hızlandıkça azalan’ günümüz toplumunda kendine bir yer belirleyip hayata tutunmaya çalışan bireylerin çabaları gibi meselelere dair ortaya koyacaklarını, Anna ve William adlı iki insanın arasındaki ilişkinin tarihçesi üzerinden anlatıyor. Bu çok katmanlı oyunun William ve Anna arasındaki ilişkiye odaklanan boyutu için takip etmesi en kolay kısım denebilir. Stratford-Upon-Avon’da - daha sonra dünyaca ünlü bir oyun yazarı olacak - William’ın bir ala geyiği öldürmesiyle başlayan oyun, Margaret-Ronald, Naomi-Noreena ya da Werner-Niels gibi ikiliklerle desteklenen William-Anna ikiliği üzerinden ‘şimdiyi’ geçmiş üzerinden açımlama çabasına ve başarısızlıkla sonuçlanan bir ilişkinin kötü gitme nedenlerini neredeyse bir polis soruşturması edasıyla ortaya koyma girişimine dönüşürken modern/post-modern göndermelerle aynı zamanda kültürel bir şölen halini de alıyor. Elbette ki bu dikkat çekici metnin çarpıcı bir performansa dönüşmesinde oyuncular Derya Efe ve Kağan Uluca’nın payı büyük. Kağan Uluca’yı daha önce Bornova Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda (BBŞT) sahnelenen “Cadı Kazanı” ve “Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi” adlı oyunlarda izleme şansı bulmuştum. Halen İzmir’de yaşayan ve “Arturo Ui”deki performansıyla 2012 yılında 3. Sahne Tozu Tiyatro Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Erkek Oyuncusu” (Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi - BBŞT) ödülüne de layık görülen Kağan Uluca, aynı zamanda “Şeref Meselesi” adlı dizide Nihat karakterini canlandırarak büyük beğeni toplamış. Mimikleri, sahneyi ‘dolduruşu’, sesini kullanma konusundaki yetkinliği ve büründüğü her rolü aynı inandırıcılıkla izleyiciye aksettirebilme becerisinden ötürü, tiyatromuzun çok önemli sanatçılarından biri olacağına dair hiç şüphem yok. Derya Efe’nin de üst düzey performansı sayesinde ortaya soluk soluğa izlenen, en ufak bir mimiği yahut mırıltıyı dahi kaçırmamak için gözlerinizi sahneden bir an olsun ayırmak istemeyeceğiniz bir oyun çıkmış. “Shakespeare Öldü Aş Bunları” oyununun gösterimleri hem İstanbul’da hem de İzmir’de devam ediyor, edecek.

Büyük tragedyaların kaynağında özgürlük yatar, der Sartre. Zor zamanlarda sanata sığınmamızın, onun çoksesliliğinde bize yol gösterecek bir anlam arama uğraşımızın altında yatan da özgürlüğe duyulan bu arzu olsa gerek. İçinden geçtiğimiz bu zor dönemde, kaliteli çalışmaları başarılı bir şekilde sahneye koyarak sanatın özgürleştirici çağrısını daha geniş kitlelere duyurma uğraşı veren Tiyatro4 ekibinin yanında olmak elimizde. Tiyatro4 ekibi ve yaptıkları çalışmalarla ilgili daha geniş bilgiye www.tiyatro4.com adresinden ulaşabilirsiniz. Şimdiden keyifli seyirler…