Toplumcu gerçekçiliği tartışmak

Ahmet Telli şiirini başından beri sevmedim. Bu şiir bende samimiyetine ilişkin daima bir kuşku uyandırdı. O yüzden de son kitabına kadar bazı kitaplarını okumadım bile. İnsan hep aynı şeyi okuyunca canı sıkılıyor elbette. Yücel Kayıran’ın Radikal Kitap’ta Telli’nin son şiir kitabı “Nidâ” üzerine yazdğı yazıyı okuduktan sonra bu kitabı okumam gerektiği düşüncesine kapıldım. Zira, Kayıran yazısında Telli’nin bu kitabıyla şiirinde “ontolojik zemin arayışına” girdiğini yazıyordu, ki bu hem onun şiirinde bir değişimin söz konusu olduğunu ima ediyordu ve hem de Türk toplumcu-gerçekçi şiirinde neredeyse 70 yıldan beri (40 Kuşağı’ndan bu yana) hiç ortalarda görünmeyen yaşayan bir öznenin nihayet toplumcu şiirimize girmiş olduğunu düşündürüyordu. Bu nedenle kitabı alıp hemen okumaya başladım. Sonuç tam bir hayal kırıklığı oldu tabii ki.
Bu arada şunu da belirtmem gerekiyor. Çok ama çok önemli bu. Bir şiirin toplumcu-gerçekçi, halkçı ya da bireyci olmaktan çok ve önce, şiir olması gerekiyor. Eğer yazılan şey, şiir olma niteliklerine haiz değilse neden söz ederse etsin, ister devrimden, ister isyandan, ister ezilmişlikten, yoksulluktan söz etsin, ister bireysel sancılardan, acıdan, umutsuzluktan, bunaltıdan, uyumsuzluk ve yalnızlıktan söz etsin o şey şiir değildir, şiir sayılamaz. Demek ki öncelikle şiir olması gerek ortada. Eğer şiir başarısızsa ortada söz konusu edilebilecek bir şey de kalmaz. Yani salt toplumcu-gerçekçi bir içeriğe sahip diye yazılan başarısız bir şiir kendiliğinden önem kazanmaz. Şiir zaten içeriğine göre de değerlendirilemez. Önemli olan içerik ile içeriği taşıyan biçim arasındaki bütünlük, uyum ve organik ilişkidir. Bu çerçevede ele alındığında da Telli’nin şiiri sınıfta kalıyor. Bir de şu var: Nedense ülkemizde toplumcu olduğunu iddia eden şiir en başından diğer şiirlere karşı bir üstünlük kuruyor, zira toplumculuk bireyin şiirini yazanlara göre daha etik, daha saygıdeğer, daha önemli bulunuyor.
Bireyin şiirini yazanlar ise toplumcu-gerçekçiler tarafından en başından yoz olarak kabul ediliyorlar. Sanki bireyin şiirini yazanlar bu toplumun içinde yaşamıyorlar, bu sancıyı çekmiyorlar ve kendi sancıları da bu toplumun sancısı değilmiş, sanki bu sancı toplumun sancılarını işaret etmiyormuş gibi. Bir şiirin toplumcu olmasından önce toplumsal olması önemlidir. Eğer toplumcu şiir yaşantıdan kaynaklanmıyorsa, şiirde yaşayan bir özne-insan yoksa, insan, toplum ve düşünce kavramsal bir kurgulamadan öteye geçemiyorsa toplumsallaşamaz da; toplumun o an içinde bulunduğu koşullar hakkında sahici bir işaret veremez. Yapaydır.
YENİLMİŞLİK DUYGUSU
Ben toplumcu-gerçekçi  şiire karşı değilim. Olamam da. Zira mensup olduğum sınıf alt sınıftır. Ezilen sınıftır. Kendiliğimden küçük burjuvaya, kapitalizme, egemen ezen sınıfa muhalifim. Ama ne yazık ki şiir söz konusu olduğunda 80’li yılların toplumcuları 40 Kuşağı’nın bile gerisinde kalmıştır. Nerde Ahmed Arif, Arif Damar, Enver Gökçe, nerde Ahmet Telli, Ahmet Erhan, Veysel Çolak vs 4§0 Şiiri’nin sahip olduğu bütün zaaflara 80’li yıllarda yazılan toplumcu şiir de sahiptir. Bu şairlerde de yaşayan bir özne yoktur. Yaşamdan kopukluk asıldır. Yenilmişlik duygusu hâkimdir. Cehalet almış başını gitmiştir. 80’lerde yazılan toplumcu şiir başarısızdır, başaramamıştır. Bir nebze de olsa Yaşar Miraç ile Akif Kurtuluş’u dışarıda bırakabiliriz. (II. Yeni şairlerinin 70’li yıllardaki toplumcu eğilimlerle yazdıkları şiirler söz konusu ettiğimiz bu şairlerden katbekat üstündür. Kim Cemal Süreya ya da Turgut Uyar’ın toplumcu şiirlerinin başarısız olduğunu söyleyebilir. Zira onlar her şeyden önce iyi birer şairdiler ve şiirleri yaşantıdan kaynaklanıyor, yaşamdan fışkırıyordu. Kurgusal değildi. Hayali bir şiir dünyasının egemenliğinde değildi.)
Şimdi gelelim “Nidâ”ya. Bu kitaptaki bütün şiirler toplumculuğa aykırı bir şekilde formalist ve her bir şiir kendine, kendi biçimine ve içeriğine mahkûm. Ayrıca şiirlerde yaşantı/yaşam izi yok. Sanki bütün imgeler kitabî, yaşamdan değil de daha önce yazılmış şiirlerden, dizelerden yola çıkıyor. Şiir toplumculuğa aykırı bir biçimde kendine gönderiyor da yaşama nüfuz etmiyor, yaşama açılmıyor. Acı, sevinç, başkaldırı, eylem, hasret, özlem vs bir gerçeklik olarak değil de salt birer solgun kavramlar olarak yer alıyor şiirlerde.
Şiirlerde can yok. Şiirler kendilerine mahkûm derken şunu kast ediyorum: Şiirler ilk dizenin hâkimiyetinde yol alıyor. Dikkat edilirse eğer, bütün şiirleri ilk dizelerin yönlendirdiği, ilk dizenin zincirleme olarak soğuk bir mantıkla takip eden dizeleri çağırarak, onları önceden belirleyerek yüzeyde doğrusal olarak ilerlediği görülüyor. Çağrışımlar ilkel ve kolay bir en yakındaki kelimeyi (imgeyi bile diyemiyorum) çağırıyor. Halbuki şiir mantığı atlatır, onu ters yüz eder, duyuları şaşırtır, derine iner, yatay değil, dikey bir işlemdir. En yakındaki çağrışıma/imgeye dayanmaz iyi şiir, en uzaktaki çağrışımı yakınlaştırır. Böylece 1. hamleden sonra diyelim 8. hamleyi yapar, 2.sini değil. Ayrıca kitap klişe söyleyişlerden de geçilmiyor. Ölü.
Bir de şu var: Kitabın birçok şiirinde bariz bir Hilmi Yavuz etkisi gözleniyor. Şimdi soruyorum size: Şair-i azam saray şairi Hilmi Yavuz’un Divan şiiri edalı şiir tarzına yaslanarak nasıl olur da halkçı bir şiir yazılabilir? Adı üzerinde: Hilmi Yavuz yeni-Divan şairi, bunu gizlediği de yok. Ama Ahmet Telli’nin Divan şiirinin sesine, kelime tutumuna yaslanması tam bir çelişki oluşturuyor. Kitapta asıl yaslanılması gereken Halk şiiri geleneğimizden izler aradım. Bir taneye bile rastlayamadım.
Aslında kimin nasıl bir şiir yazdığı çok da umurumda değil. Ben kendi işime bakarım. Ama eğer bir şiir belli bir iddia taşıyıp o iddiayı yaygınlaştırmaya çalışıyor, toplumu ve şiiri yanlış yönlendirmeye yalteniyorsa burada devreye sorumluluk duygusu girer. Ahmet Telli’nin şiiri 80 sonrası yazılan hem toplumcu hem de bireyci şiirin zaaflarını yansıtıyorken bunları işaret etmek boynumun borcuydu. Eğer Telli kendi halinde kalsaydı bu yazı yazılmazdı. Ne var ki tipik bir şiir olan Ahmet Telli şiiri alttan alta toplumculuğu kullanarak hak etmediği bir yeri işgal etmeye çalışıyor. Ne var ki orayı doldurmuyor.

BİZİ TAKİP EDİN

360,158BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,088,365TakipçiTakip Et
7,986AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL