Anasayfa BİRGÜN KİTAP Toplumun ‘gri alanı’ ve devrim

Toplumun ‘gri alanı’ ve devrim

Mike Davis, dünya çapında yoksulluğun haritasını çıkardığı ‘Gecekondu Gezegeni’nin devamı niteliğindeki yeni kitabı ‘Eski Tanrılar Yeni Bilmeceler’ ile 10 yıllık sessizliğini bozdu

Süleyman Arıoğlu

Mike Davis Türkiyeli okurun da yakından tanıdığı Amerikalı bir marksist tarihçi, aynı zamanda da kent kuramcısı ve aktivist. Davis kapitalizmin yarattığı toplumsal ve ekolojik yıkımın boyutlarını ortaya koyup analiz ettiği eserleriyle biliniyor. Şükrü Alpagut’un çevirisiyle Yordam Kitap’tan çıkan ‘Eski Tanrılar Yeni Bilmeceler’de Davis, günümüzün en hızlı büyüyen küresel sınıfı, ‘kayıt dışı proletarya’, toplumun devrimci dönüşümünü gerçekleştirebilir mi, sorusuna yanıt arıyor.

‘yeni lanetliler’

Eric Hobsbawm’ın 1995’teki bir röportajında kendisiyle benzer bir soruyu sormasından yola çıkan Mike Davis, öncelikli neoliberal küreselleşmenin tahrip ettiği günümüz dünyasının çarpıcı bir tarifini ortaya koyuyor. ‘Dünyanın lanetlilerinin’ anlamının yeniden belirlendiğini söyleyen Davis, konu edindiği kayıt dışı proletaryaya, esnek ve güvencesiz çalışanlarla, geçinmek için suç işlemek zorunda kalanları da eklemek gerektiğini söylüyor.

‘İş güvencesinin kırıntıları’

Çünkü Davis açısından bugünün dünyasındaki tablo şu: Neoliberal küreselleşme sürecinde küresel imalatın yer değiştirmesiyle, geleneksel işçi sınıfı inanılmaz boyutlarda ekonomik ve siyasal olarak güç kaybetti. Buna paralel olarak ücretler düştü, taşeronlaşma yaygınlaştı, otomasyonun etkisiyle istihdam aşındı, hizmet işleri güvencesizleşti, beyaz yakalı işler dijitalleşti, kamuda sendikalı istihdam geriledi. İstihdam daralırken ve yeni sömürü biçimleri devreye girerken de sermaye büyümeye devam etti. Neoliberal süreçte işçi sınıfının dayanışma kültürü aşındı ve zehirlendi. Bugün artık ana ekonomilerde bile iş güvencesinin son kırıntıları tehdit altında.

Neoliberalizmin kara tablosu

Davis, neoliberal küreselleşmenin, kentleşmenin sanayileşme ile, geçimin de ücretli istihdamla bağını kopardığını, ‘işsiz büyümenin’ bir sonucu olarak da devasa boyutlar kazanan göçle karşı karşıya olduğumuzu hatırlatarak şu tespiti yapıyor: “Göçmenlerin yeniden modern üretim ilişkilerine entegre edilmeleri olasılığını zayıf görüyor. Bu insanların gidebilecekleri yer, sefil sığınma kampları ve işsiz çevresel varoşlardır. Çocukları ise oralarda ancak fahişe olmayı ya da araçlı bombacı olmayı hayal edebilirler.”

Sermaye – ‘gereksiz’ milyarlar

Mike Davis bu noktada Marx’ın uyarılarını hatırlatıyor: “Üretici emeğin amacı üreticilerin varoluşu değil, artık değer üretimi olduğu için, artık emek üretmeyen her türlü gerekli emek kapitalist üretim açısından gereksiz ve değersizdir.”

marksizminin sorumluluğu

Kapitalizmin gözündeki bu ‘gereksiz insanlığın’ kaderinin, 21. yüzyıl marksizminin ana problemi haline geldiğini belirten Davis, Hobsbawm’ın uyarısını hatırlatıyor: “Bu kesimler birtakım kolektif kuvvet kaynakları, güç kaldıraçları ve uluslararası sınıf mücadelesine katılım zeminleri bulmadıkça, sosyalizm gelecekte pek az varlık gösterecektir.”

Üç önemli soru

Davis geleneksel işçi sınıfının ömrünü tamamladığı şeklindeki post marksist düşüncelere karşı. “Proletaryaya Elveda” diyen bu yaklaşımları korkunç bir hata olarak niteliyor. Ancak geleneksel işçi sınıfının eylemlilik olarak bir gerileme içinde olduğunu kabul ediyor. Davis’in merakı ise, bugünün marksizminin ana problemi dediği ve sayıları milyarlara ulaşan, ekonominin ve toplumun ‘gri alanındaki’ bu kayıt dışı kesimin, bir devrimi gerçekleştirip, gerçekleştiremeyeceği… İşte o andan itibaren de önünde şu üç temel soru beliriyor: 1- Ekonomilerin bu kayıt dışı kesimlerinde sınıf bilinci kazanma olasılığı nedir? 2- Teknolojik becerisi olmayanlardan ya da işsizlerden kurulu hareketler, toplumsal dönüşüm için başarıyla mücadele yürütmelerine olanak verebilecek güç kaynaklarını nasıl bulabilirler? 3- Geleneksel işçi sınıfı örgütlenmesi ile ‘gri alan’daki çok çeşitli insanlar arasında hangi birleşik eylem türleri mümkündür?

nasıl güç ve bilinç kazandı?

Davis bu sorulara yanıt bulmadan önce, öznenin etkinliği kavramını ortaya koymak için geçmişe yöneliyor. Marx’ın ve diğer sosyalist düşünürlerin paralel bir okumasını yapıyor, işçi sınıfının ekonomik ve siyasal kavgalarında, dayanışma kampanyalarında sınıfsal yetenek kazanmasının ve bilince erişmesinin izlerini sürüyor.

Sınıf oluşumunun tarihsel sosyolojisini yapan Davis, önemli saptamalarda bulunuyor. Örneğin, bazı eylemcilerin, işçilerin çıkar ve taleplerini uygulamada ve kuramda uzlaştırmasının, daha geniş ölçeklerde sınıfsal yetenekleri ortaya çıkardığını belirliyor. Ücret, oy hakkı, semt ve fabrika, sanayi ve tarımdaki mücadelelerde ve sınıf içi zıtlıklarda bu sınıfsal yeteneklerin dönüştürücü bir rol oynadığını ortaya koyuyor. Davis, işçi sınıfının işverenlerin türlü saldırılarına karşı koyarken kazandıkları yeteneklerin, krizlerde ve özgül konjonktürlerdeki etkisini, tarihteki çok sayıda örnekle okura sunuyor.

Marx’ın suskunluğu’

Davis, sınıf bilinci konusunda Marx’ın Fransız devrim tarihini incelediği metinlere dikkat çekiyor. Marx’ın meşhur Fransız üçlemesinde, bu konuyu, doğrudan toplumsal oluşumlar üzerinden ele almasının öneminin altını çiziyor. Ancak Marx daha sonra İngiliz kapitalizmini incelemeye yönelir. Kapital’de üretim ve dolaşım düzeyinde konuyu ele alır. Davis, ‘Ücretli Emek’ olarak tasarlayıp da yazamadığı üçüncü cildin, Michael Lebowitz’den alıntıyla “Marx’ın öznenin etkinliği konusunda en pahalıya mal olan suskunluğu” olduğunu ifade ediyor. Marx’ın parlak sezgisinin ise, konjonktürün rolünü saptaması olduğuna işaret eden Davis, 19. ve 20. yüzyıldaki ücret mücadeleleri ve oy hakkı hareketlerini inceliyor.

Sınıf savaşı çağı

Davis, kitabında 1838’deki ‘Halk Bildirgesi’ ile başlayan ve 1921’deki ‘Mart Eylemi’ denilen olayla son bulan yüz yılı ‘Sınıf Savaşı Çağı’ diye dönemleştiriyor ve sınıf oluşumlarının çok yönlü tablosunu ortaya koyuyor. Davis bu dönemin tarihsel uğraklarını analiz ederek, işçi sınıfının örgütlenmesinin tarihini, biçimlerini, yol ve yöntemlerini, aşmak zorunda kaldığı engelleri ve işyeri ölçeğinde militan işçilerin dönüştürücü rolünü ortaya koyuyor. Davis, kentleşme ve işçi kültürünü de analiz ediyor.

Davis kitabında Marx’ın ulus konusuna yaklaşımına ve iklim değişikliğine de yer veriyor.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,040AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Afganistan’da sel felaketi: 21 ölü

Afganistan'da aşırı yağışların yol açtığı sel felaketinde 21 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Turgay Demirel yeniden FIBA Avrupa Başkanı seçildi

Uluslararası Basketbol Federasyonu'nun (FIBA) Almanya'da yapılan Avrupa Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Seçimi'nde...

Öğrencilere şiddet uygulayan okul müdürü görevden alındı

Çankırı'nın Yapraklı ilçesindeki bir ilkokulda, İstiklal Marşı töreninde kürsüye çıkardığı öğrencilere şiddet...

CHP’li Öztrak: Sandığa yapılan darbenin sorumluluğu iktidarın sırtınadır

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Faik Öztrak, YSK'nin İstanbul Büyükşehir Belediye...

Mansur Yavaş, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin borcunu açıkladı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, "Büyükşehir Belediyemizin toplam borcu 9,5 milyar...

Akşener: YSK’nin açıkladığı şey gerekçeli karar değil darbe bildirisidir

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, YSK'nin İBB seçiminin iptaline ilişkin açıkladığı...

Nadal, Fransa Açık’ta rekor peşinde

Fransa Açık (Roland Garros) Turnuvası'nı 11 kez kazanan Rafael Nadal, Avustralya Açık'taki 11 şampiyonluğuyla...

AKP, 15 bin kişinin yaşadığı mahalleyi ‘terörist’ ilan etti

AKP Maltepe İlçe Başkanlığı tarafından Maltepe ilçe seçim merkezinin taşınması talebiyle hazırlanan...

AKP’li belediye 21 bin liraya tespih almış!

AKP’den 10 milyon 500 bin TL borçla Elazığ’ın Yazıkonak belde belediyesini devralan...

Fenerbahçe’den ‘UEFA’ açıklaması

Fenerbahçe Kulübünden yapılan açıklamada, "Kulübümüz Yargı Dairesine sevk edilirken, olası UEFA gelirlerinden kesilmek üzere...

Sonraki haber