Torba yasa ve TMMOB...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
AKP iktidarının gündeme getirdiği son iki torba yasa imar, yapılaşma, meslek alanları ve çalışma hayatında önemli değişiklikler getiriyor. Tabii ki bu torbanın içinde AKP`nin rant politikalarının önünde en büyük engel olarak gördüğü TMMOB de var.
AKP aslında kendinden önceki ANAP, ANAYOL, REFAHYOL, ANASOL-D, Ecevit azınlık ve DSP-MHP-ANAP koalisyon’un hükümetlerinin yeni liberal entegrasyona yönelik çalışmaların eksik kalan yanlarını tamamlama görevini üstlenmiş bir parti olup bu yolda serbestleşme ve özelleştirmeleri büyük oranda gerçekleştirmiş bulunmaktadır.
Kamu sermayesinin özel sermayeye aktarılması işlemi tamamlandıktan sonra sıra küçük işletmelerin, küçük esnafın yok edilerek büyük sermayeye aktarılmasına gelmiştir. Mahallemizdeki bakkalın, kasabın, manavın yerini giderek süpermarketler, AVM’ler almıştır. Bir ya da birkaç doktorun çalıştırdığı küçük muayenehanelerin yerini özel hastaneler, dershanelerin yerini özel okullar, kolejler almaktadır. Şimdi ise sıra emeğini sermaye eden mühendis ve mimarlara yani serbest çalışan mühendis müşavirlere gelmektedir.
AKP bir yandan bütün bunları gerçekleştirirken diğer yandan da iktidarını olabildiğine pekiştirmek için devlet içinde örgütlenmeyi sürdürmektedir. Son zamanlarda çıkan YDY (Yamuk Devlet Yapılanması-AKP) ile PDY (Paralel Devlet Yapılanması-Cemaat) kavgasının önemli nedenlerinden biri de bu devlet içi örgütlenmeye yöneliktir.
Öte yandan AKP İslami faşizminin temellerini atmış olup hızla duvarlarını örmektedir. Dini kurallara göre işleyen bir üst yapı oluşturma çabasındadır. Dikkat edin son zamanlarda sosyal yaşamın hemen hemen her alanına yönelik fetvalar ve Cuma hutbeleri patlaması yaşanmaktadır. İş güvenliğine yönelik alınacak önlemlerde aşırıya kaçmanın Allah’ın gücüne gideceğinden tutun da alışverişe giderken ne yiyip içeceğimize, midye yemenin caiz olmadığına kadar bir dizi fetva ve hutbe…
Ayrıca kutu kafalıların akıllarının her daim kutularda olduğunu ve bu arada kendilerini de örgütlediklerini de es geçmeyelim.
Elbette bütün bu yağma, talan ve zulüm ortamında karşı çıkışlar direnişlerde olması kaçınılmazdır. Bu sürece karşı duran, direnen, dirsek gösteren, iktidarın yolsuzluk, yağma ve talan aracının tekerine çomak sokanlar için de bertaraf etmeye yönelik bir şeyler düşünülecektir. Bu bertaraf etme işlemi aslında bir tür dönüştürme çabasıdır. Yeni Memur bir Sen’ler, Hak-İş’ler yaratma çabasıdır. Yani kendine her daim biat edecek, Eğitim Şuralarında olduğu gibi kraldan çok kralcı olabilecek uydu örgütler yaratma çabası. İşte TMMOB’de hedefe konarak bu tür bir örgüte dönüştürülmeye çalışılmaktadır. AKP`nin rant projeleri önünde engel olarak gördüğü TMMOB’yi parçalayıp işlevsizleştirme projesine karşı TMMOB üyelerinin de en geniş direniş hareketini oluşturması elzemdir. Bunun için hemen bugünden içe dönük tüm tartışmaların terk edilmesi birinci önceliktir. Bu konuda SYRIZA ile koalisyon ortağı olan ANEL-Bağımsız Yunanlar’ın davranışı bir örnek  teşkil edebilir. Milliyetçi bir yapıya sahip ANEL, “Sol bu ülkenin şansıdır. Eğer SYRIZA başarısız olursa sol bu ülkede bir daha asla kendini toparlayamaz. Halbuki bu ülkenin sola ihtiyacı var. Bu yüzden SYRIZA’ya destek olacağız. Anlaşamadığımız konulardan başlamamıza gerek yok. Makedonya sorunu yıllardır var ve biraz daha bekleyebilir. Önce acil olan ve üzerinde uzlaştığımız konuları çözelim” diyerek ortak iş yapabilme kültürüne iyi bir örnek vermiştir.
Doğadaki sardalyaların köpekbalığına karşı nasıl bir araya gelerek şaşırtıp püskürttüğü, kirpilerin soğuk kış günlerinde dikenlerini birbirlerine batırmadan nasıl bir araya gelerek soğuktan korunmayı becerdiği gerçeğine gözlerimizi kapamamalıyız.
Geçen hafta Ankara’da toplanan EMO Danışma Kurulu, Necatibey’den Kızılay’a bir yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirdi. Bu yürüyüş esnasında bir yandan da bildiri dağıtılmaktaydı. Bir ara karşıdan gelen bir vatandaş “Ben de Oda’danım” diyerek kendisine uzatılan bildiriyi aldı ve yürümeye devam etti. Bunun üzerine ben de kendisine seslenerek,
“İyi ama arkadaş sen ters yöndesin. Oda Kızılay’a giderken sen Necatibey’e gitmektesin” dedim.
Sözün özü içinde bulunduğumuz zor günlerde sadece Oda’da olmak yetmiyor. Eğer Oda ile TMMOB ile aynı yönde gitmiyorsan, içe dönük tartışmaları dur duraksız ısıtıyorsan, küçük sudan nedenlerle aynı yönetimdeki arkadaşlarınla ha bire didişiyorsan Oda’da olmanın da bir anlamı olmuyor.  Zaman omuzlarımız arasındaki mesafenin kalkması gerektiği zamandı değil mi?