Trainspotting 2: Altın vuruş
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Böylesine kült bir filmin devam filmi olan Trainspotting 2 Türkiye’de vizyona girmeyecek! Evet, inanılır gibi değil ama ne yazık ki bu kadar önemli bir filmi vizyona sokmamaya karar vermiş birileri

Bundan yirmi bir sene önce orijinal filmi izlediğimizde 20’li yaşlarımızda olan çoğumuz için hayat her yöne devam edebilecek gibiydi. Böyle bir dönemde ‘Hayatı seç!.. Ama neden böyle bir şey yapmak isteyeyim ki? Yaşamayı seçmemeyi seçiyorum. Başka bir şeyi seçiyorum. Sebep mi? Sebebi yok. Neden eroin varken insanın bir sebebe ihtiyacı olsun ki…’ diye bağıran bir filmden etkilenmemek imkânsızdı. Hele ki izlediğiniz dönemde İstanbul’un underground tayfasındaydıysanız etkisi çok daha fazlaydı. Pek çok arkadaşımızı Tommy gibi Trainspotting sonrası dönemde kaybettik. Elbette ki eroin güzellemesi yaptığı düşünülen filmin suçu değildi bu ama o dönem gençlerin daha hızlı ve yıkım dolu bir hayat yaşamasında oldukça büyük rol oynamıştı. Sonuç olarak Trainspotting insanların hayatında öyle veya böyle yer etmiş bir film. İnsanlar bu filme değer veriyorlar. Anlayacağınız Trainspotting sadece sıradan iyi filmlerden değil. Dolayısıyla Trainspotting 2 (T2) de değil. T2 bizlerin de aradan geçen yirmi senesiyle ilgili, cesaretiniz varsa bu son nostalji altın vuruşunu bir kez deneyimleyin.

Protesto ediyorum

Ama pardon bunu bu ülkede bir sinema salonunda yapmanız mümkün değil. Eğer !f’te bilet bulup izleyemediyseniz ne yazık ki böyle bir şansınız yok. Neden? Çünkü böylesine kült bir filmin devam filmi olan T2 Türkiye’de vizyona girmeyecek! Evet, inanılır gibi değil ama ne yazık ki bu kadar önemli bir filmi vizyona sokmamaya karar vermiş birileri. Filmin dağıtımcısı Warner Bros. Türkiye bir türlü telefonlara bakmadığı için resmi açıklamaları nedir öğrenemedim. Ama her ne olursa olsun insanları bu filmden mahrum etmeye hakları yoktu. Bu filmi bu ülkeye uygun mu görmediler, yoksa salon ve bilet satışı tahminlerinin sonuçlarını beğenmediler yoksa !f’te gösterildi bahanesine mi tutundular bilemiyoruz. Bize, gençlerimize sadece Recep İvedik’leri layık gören bu vizyon sistemini, bu filmi vizyona sokmayanları en derin duygularımla protesto ediyorum. Yazık bu ülkedeki aydın gençlere yazık.

Sen bu arada ne yaptın?

!f basın gösterimi sayesinde eski arkadaşlarımız Mark, Simon (Sick Boy), Spud ve Begbie ile garip bir buluşma yaşadık. Aslında bakarsanız izlemesi çok kolay bir film değildi benim için. Bu filmin üzerimizde etkisinden ziyade hissettireceği nostaljiden çok çekindim. Ve korktuğum başıma geldi... Önce fırsat vardı, ardından ihanet... Üzerinden seneler geçti. Çok fazla şey değişti ama çok fazla şey de aynı kaldı. İlk filmin sonunda kaçan Mark’ın şehre geri dönüşü ile Spud, Sick Boy ve Begbie ile yarım kalan hesapları kapattıkları bu film bir kez daha bizleri keder, kayıp, neşe, intikam, nefret, dostluk, aşk, özlem, korku, pişmanlık, eroin, özyıkım ve intiharla örülü dünyasının içine çekti. Filmin bu saydığım çekim güçleri nostalji ile birleşince yüksek dozda sancılı bir sorgulama ve sadık devam izleyicisinin kendi geçirdiği yirmi yılı değerlendirmesini sağladı. Sen bu arada ne yaptın? O gün o filmi izlediğin dostun şu an nerede? Ben ne yaptım bu yıllarda, ne umdum ne buldum, nereye gidecektim neredeyim...

Dostlarla buluşma

Danny Boyle, Welsch’in iki romanını harmanladığı bu filmi büyük bir ustalıkla çekmiş. İlk filmden gösterdiği ikonik sahnelerle filmin etki alanını son derece genişletmiş, iki filmi aynı anda izliyormuşum gibi hissettim. Ancak bu nostaljik sahnelerin şu an izlediğinle ilk filmi kıyaslamanı sağladığı için bir yandan da beraberinde bir sorun getirdiğini düşünüyorum. Bir diğer ufak eleştirim, T2’nin zaman zaman tek başına ayakta durabilecek bir hikâyesi yokmuş gibi hissettirmiş olması. İlk filmin gücü ile kendini yeniden var etme havası daha ağır basıyordu. T2 nostalji ve geriye dönüp bakmak, karakterlerin kararlarını sorgulamaları ve yaptıkları hatalarla yüzleşmeleri ile ilgili. Filmin ilkinden iyi olup olmadığı hiç önemli değil. İkonik karakterlere dönüşmüş olan Trainspotting kadrosu yani eski dostlarımız bu ikinci filmle hafızalarımızın en derinlerine yerleşmiş oluyorlar. Bu film öznelleştirdiğimiz duygularla ilgili, bu karakterlerle kurduğumuz bağ ile ilgili bir film. Sinema tarihinin gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden olarak anılacak olan ilk filmi, özellikle zamanında, izlemiş herkes, kitabını okumuş herkes bu filmi mutlaka izlemeli. Bu kesiğin kapatılmasına yani bir kapanışa ihtiyacınız var.