Trump dans etmesin de kim etsin?
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Trump’ın ilk yurtdışı gezisini yaptığı Suudi Arabistan’da yaptığı kılıç dansı her yönüyle ibretlik. Kibirli mültimilyarder başkanın normalde yüzüne bakmayacağı Suudlarla petrol ve silah uğruna yaptığı dans emperyal ikiyüzlülüğün daniskası adeta.

O Trump ki işbaşına gelişinin hemen arifesinde Ortadoğu ve Afrika’daki yedi Müslüman ülkeye vize yasağını hayata geçirmiş, ağırlığı Müslüman göçmenler olmak üzere yabancıları sınır dışı etme tehditleri savurmuş bir isim.

Dans eden sadece Donald Trump değildi. Dışişleri Bakanı Rex Tillerson ve Beyaz Saray’ın baş stratejisti Steve Bannon da ellerindeki kılıçlarla peşi sıra dansa eşlik edenlerdendi. Bannon kim mi? Trump’ın vize yasağı kararını yani Bannon Yasası’nı hazırlayan ırkçı başdanışman.

Beyaz Saray’daki bu üçlünün çıktığı Ortadoğu seferinde keyiflerine diyecek yok. İran’a karşı Sünni Arap NATO’sunun kuruluşu ilan edildi, Suud monarşisi silaha boğuldu, Sisi-Kral Selman ikilisi üzerinden bölgesel çıkarlar daha da güvenceye alındı.

Bütün bunların üstüne İsrail’e selam çakıldı, Sünni NATO üzerinden radikal İslamcı radikalizm ve Selefi aşırılıkla mücadelenin yükü de Körfez Monarşilerine fatura edildi.

•••

Trump ve şürekâsının Ortadoğu turunda keyfine diyecek yok! Nasıl olmasın ki? Havuç-sopa politikası kusursuz işliyor. Bir taraftan bölgeye zorla nizam verilirken, diğer taraftan imal edilen korkular üzerinden tarafların rızasıyla Ortadoğu silah cephaneliğine çevriliyor.

Trump’ın ABD’si kimi zaman Suudi Arabistan’da olduğu gibi İran ile korkutarak, kimi zaman Suriye’de YPG örneğinde olduğu gibi yanına çekmek için, kimi zaman da Türkiye örneğinde olduğu gibi müttefikini kaybetmemek adına silah satmaya, kasasını doldurmaya devam ediyor.

Son birkaç hafta içerisinde hem Suriye Kürtlerine hem Türkiye’ye hem de Suudi Arabistan’a milyar dolarları bulan silahları verirken, silah endüstrisi adeta bayram yaptı.

Son birkaç hafta içerisinde ABD’nin Ortadoğu’daki silah trafiği bize oynanmak istenen oyunu oldukça net özetliyor.

YPG’ye ağır silahlar: ABD önce Suriye’de Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) ağır silahlarla donatma kararı aldı. Silahların sevkıyatına başlandı. Verilen silahlar ise şunlar: Havan mermileri, ısı güdümlü füzeler, doçka ağır makineli tüfekler, otomatik silahlar, ağır otomatik silahlar, zırhlı araçlar ve tanklar.

Türkiye’ye İHA’lar: Ankara’nın tepkisinin ardından bir hafta sonra Oval Ofis’te gerçekleşen Trump-Erdoğan zirvesinde Washington teselli namına Türkiye’ye yeni silahlar satma kararı aldı. Trump, “Türkiye’nin istediği silahlar için çalışacağız” diyerek 109 Skorksy helikopteri, silahlı İHAlar, fırkateyn ve okyanus römorkörü karşılığında Erdoğan’ın gönlünü aldı!

Suudi Arabistan’a füze sistemleri: Trump bir hafta sonra ise ilk yurt dışı gezisini yaptığı Suudi Arabistan’a tek bir kalemde 380 miyar dolarlık silah sattı. Suudlara satılan silahlar ise İran korkusu tetiklenerek yapıldı, her zaman olduğu gibi. Trump’a “kılıç dansı”nı oynatan da işte bu devasa anlaşmaydı!

Güney Kore’ye füze rampaları: Trump benzer taktiğe kısa bir süre önce Ortadoğu’ya uzak olmayan bir coğrafyada da başvurdu. Kuzey Kore korkusunu tetikleyerek Güney Kore’ye THAAD füzesavar savunma sistemi yerleştirmeye başladı.

•••

Kandan, gözyaşı ve acıdan beslenen emperyalistlerin dans etmesi anlaşılır bir şey. Bölge ülkeleri/halkları birbirilerine karşı silahlandırılırken ABD emperyalizmi zevkten dört köşe oynamayacak da ne yapacak?
Anlaşılmaz olan yan yana yaşayanların birbirilerine karşı silahlanma yarışına girmesidir. ABD’nin bölgeyi silahlandırması halkların yararına değil. Emperyalizmle iş tutulmaz. Bu silahları boşuna dağıtılmıyor. Dağıtılan silahların yakın gelecekte yeni savaş ve ölümlere yol açacağı acı tecrübelerle sabit.

Bu durum Türkiye için de, Suriye Kürtleri için de, Suudi Monarşisi için de, Kore’nin Güneyi için de böyle. Emperyalizmin doğal kanunudur; Satılan her silah yeni acılar, savaşlar, katliamlar, düşmanlıklar demektir. Ve bu kısırdöngüden de kazançlı çıkan bir tek emperyalistler olmuştur. Dün İngiltere’ydi, Fransa’ydı, İtalya’ydı bu, bugün ise ABD’dir.

Bu fasit daire içerisinde Trump ve şürekâsı dans etmesin de kim etsin?