Trump'ın Pakistan histerisi
MUSTAFA K. ERDEMOL MUSTAFA K. ERDEMOL

Kimsenin herhangi bir konuda ondan akılcı bir yaklaşım beklediği yok ama ABD Başkanı Donald Trump’ın Pakistan’a yönelik son derece saldırgan tutumu artık iyice delilik kabul edilmeli.

Artık Oval Ofis’ten çok bilgisayar başında zaman geçirdiği belli olan Trump’ın tweet atmaya meraklı olduğunu bilmeyen yok. Yeni yılın ilk mesajında uzun zamandır kafasına taktığı Pakistan’ı hedef aldı Trump. Biliyorsunuz, ABD İslamabad’ı “çift taraflı” oynamakla suçluyor yıllardır. Trump’ın mesajı da bu suçlamaya tuz biber eken iddialarla dolu: “Pakistan’a son on beş yıldan fazla bir zamandır, aptalca denecek şekilde 33 milyar dolar verdik ama karşılığında bir şey alamadık; yalan ve sahtekarlıktan başka. Pakistan, liderlerimizi aptal sanıyor. Afganistan’ı ele geçirdiğimiz teröristler için cennete cevirdiler. Hepsi bu”.

Basit bir mesaj değil. Pakistan’a ABD baskısının bu yıl gittikçe artacağının işareti bu sözler. Hem Beyaz Saray’ın hem de Dışişleri Bakanlığı’nın Sözcüleri Trump’ın tweetlerinden sonra yaptıkları açıklamalarda Pakistan’ın “Afganistan’da ABD askerlerini öldüren teröristleri barındırdığını” söylediler. Demek ki Trump’ın sözleri aslında ABD’nin resmi görüşü durumunda.

Bu iddialar uzun zamandır ama dile getiriliyor. Ancak bu konuda ortada bir kanıt da yok elbette. Aslında Pakistan’ın kötü şöhretli istihbarat örgütü ISI’nın bölgede uğursuz roller oynadığı bir sır değil. Afganistan’da yıllar önce Taliban’ı ortaya çıkaranın, koruyup kollayanın ISI olduğu da. Kendi sınırlarına yakın bölgelerden Afganistan içlerine yolladığı terörist gruplarla Afganistan’da ciddi bir varlık haline gelmiş olan ISI, bölgedeki Taliban kaynaklı bir çok katliamdan da sorumlu. Daha sonra El Kaide’nin Afganistan ile Pakistan’da köklü hale gelmesinde de rolü var.

Ama tüm bunlar ABD’nin, çökmekte olan 20 ülke listesinde yer alan Pakistan’a saldırmasına gerekçe yapılamaz. Çünkü bunların çoğuna ABD de göz yumdu. Sovyetler Birliği’nin Afganistan’daki varlığına karşı olma gerekçesiyle, sonradan hemen hepsi İslamcı örgütlerde yer alan mücahitleri Pakistan’la birlikte eğiten ABD idi. Ancak son iddiaların ciddi bir kanıtı yok. Yani teröristlere Pakistan’da yer vermek gibi iddiaların.

Pakistan, Soğuk Savaş yıllarından beri ABD’nin en sıkı müttefiklerindendi. Pakistan’ın en büyük “düşmanı” Hindistan’ın Bağlantısızlar Hareketi’nin lideri sıfatıyla Sovyetlerle iyi geçiniyor olmasının Pakistan’ı ABD’nin gözünde değerli kıldığı bir gerçek. Son yıllarda zaman zaman aksayan bir müttefiklik bu ama geçen yıldan beri bir hayli “kötü gidiyor”. Nedeni Trump’ın iddiaları değil.

Pervez Müşerref döneminde ABD’nin “teröre karşı işbirliği” davetine olumlu yanıt vermemesi Pakistan’ı hedef yaptı. Pakistan bir aşiretler topluluğu, sistem ülkede aşşiretler düzenini dengede tutmak zorunda. Dolayısıyla ABD’nin “terörle işbirliği” diyerek kestirip attığı olgu ülkenin iç siyasetinde öyle kolayca “evet” denebilecek bir olgu değil. Müşerref bir ABD gezisinde dönemin Başkanı oğul Bush’a bunu anlattığında başarılı olamadık. Görüşmeden çıktığında da tüm dünyaya “ABD Başkanı benimle işbirliği yapmazsan ülkeni yok ederim” dedi açıklamasını yaptı.

Ülkeyi mahvetmedi ama Bush yönetimi, teröristler olduğu gerekçesiyle Pakistan’da insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği operasyonlarla çok sayıda sivili öldürdü. Okulları hedef aldı. Zaman zaman verdiği yardımları kesti. Pakistan’ın “ABD’nin teröre karşı işbirliği” teklifini reddetmesinin gerekçesi ülke içi dengeleri korumakla ilgili olduğu kadar, “egemen bir ülke olarak terörle” kendi yöntemleriyle ve hukuklarıyla mücadele etme isteğiyle de ilgisi var. Pakistan özellikle Pervez Müşerref döneminde “müttefik olmanın” karşılıklı dikkat edilmesi gereken kuralları olduğunu anımsatıyordu.

İkna edici olamamış demek ki. Kendisinden sonra gelenler de. Trump mesajlarından sonra harekete geçti hemen. Pakistan’a verdiği “güvenlik yardımı”nı şimdilik kestiğini duyurdu.

ABD’ye paçasını kaptıranın kurtulma şansı yok.