Tunus’tan mektup var
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Tunus-Manouba Üniversitesi çağdaş tarih profesörü ve Tecdit partisi üyesi dostum Habib Kazdaghli’nın
Tunus-Manouba Üniversitesi çağdaş tarih profesörü ve Tecdit partisi üyesi dostum Habib Kazdaghli’nın ülkesindeki son gelişmeleri aktardığı mektubunu sizlerle paylaşmak istedim...

Sevgili Defne,

Tunus’ta başlayan halk ayaklanmalarının ardından, ülkemizdeki gelişmeler umut verici. Bildiğin gibi, (geçici) Cumhurbaşkanı Fuat Mebazza önce 3 Mart’ta 24 Temmuz’da genel seçimlerin düzenleneceğini açıklamıştı. 7 Mart’ta ise, yeni geçiş hükümetini açıkladı, biliyorsun bu  Bin Ali’nin ülkeyi terkettiği 14 Ocak’tan beri üçüncüsü. Seçim sonrası oluşturulacak meclisin ve kabinenin birincil görevi Tunus’un yeni Anayasasını hazırlamak olacak. Ancak genel seçimlerden önce bizi önemli bir görev daha bekliyor: yeni Seçim Yasası. Bu yeni yasal çerçeveyi siyasi parti temsilcileri ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ülkenin ileri gelen hukukçuları bu ay sonuna kadar hazırlayacak. Böylece, biraz uzun süren tereddüt dönemi sona eriyor ve yol haritası belirginleşiyor. Yeni Tunus’un temelleri atıldı, sıra yarının Tunus’unun inşasına geldi.

Bugün artık en önemli soru, hangi ittifakın ülkeye yararlı olacağını belirlemektir. Benim şahsi kanım, siyasi kanadın geniş bir bir toplumsal cephe ile kalkınma ve demokrasi için omuz omuza çalışması gerektiğidir. Bu nedenle de yeni düzenlenecek seçim yasası eskisi gibi tek parti sistemini kayıran bir çerçeveden çıkartılıp, iki turlu, çoğunluk ve nispi yapı üzerine kurulu, seçim bölgelerinin ve listelerinin yeniden belirlendiği bir yapıya kavuşturulmalıdır. Genel olarak totaliter rejimlerin sonunu takip eden günlerde yeni partilerin hızla çoğaldığı gözlenir. Tunus’ta da şu anki durum farklı değil. 40’a yakın yeni (ve eski) parti seçimlere katılmak için başvurdu. Bu yeni oluşumların kendilerini nasıl tanıtacakları, nasıl bir finansman kaynağı oluşturacakları, medyanın nasıl bir rol üstleneceği, avukat ve hakimler gibi önemli meslek grubu mensuplarının seçime katılıp katılmayacağı henüz açıklığa kavuşmayı bekleyen konular arasında.

Öte yandan, duymuşsundur, bazı gruplar oturma eylemi yaparak devrimin radikalleşmesini istediler. Bu son derece doğal bir gelişme olsa da, sorun ülkeyi ve ekonomiyi felce uğratacak bu taleplerin (iş durdurma eylemleri, grevler vs.) yarattığı bu kaos ortamının eski rejime yarayacağıdır. Bunun örneğini geçtiğimiz 25-26 Şubat günleri yaşadık. El Kazbah meydanında eski rejim yandaşlarının örgütlediği çatışmalarda en az üç kişi yaşamını yitirirken, birçok işyeri yağmalandı ve akabinde Başbakan Ganuşi istifa etti. Bu istifayla birlikte ortaya “sessiz çoğunluk” adlandırılan bir grup çıktı. Bu grup aylardır süregelen tartışmalar sırasında çekimser kalmayı bırakıp, artık gelişmelere taraf olmak istiyor sanırım. Sözcüleri El Kazbah’da olanları eleştirdikten sonra, devrimi desteklemekle birlikte, halkı sükunet içinde çalışmaya devam etme çağrısında bulundu. Böylece, 5 Mart günü büyük bir şenlik düzenlendi ve farklı gruplar arasında barışçıl bir yakınlaşma yaşandı. Ardından 8 Mart’ta kadınlar gösteri yaparak, Arap dünyasının en eski ve gelişmiş kadın hakları ülkesi saydıkları Tunus’un bu konuda geriye dönüş yaşamasına izin vermeyeceklerini göstermiş oldular. Aynı günlerde köktendinciler Büyük Tunus Sinagogu’na saldırıp, genelevler bölgesini ateşe vermeye kalkıştılar. Başta kadın hakları ve çağdaş eğitim olmak üzere, Tunus’ta uzun mücadeleler sonucu kazanılan hakların, aşırı grupların içine kapalı kimlik arayışlarıyla doldurdukları tehlikeli sularda kaybolmaması için mücadelemiz sürecek.

Şimdilik hoşçakal, atalarımın ülkesi Türkiye’ye selamlar.

Habib Kazdaghli