Anasayfa ARŞİV Türbanlı gazeteci aranıyor

Türbanlı gazeteci aranıyor

Elbette ki kadın diye de eklemeliydim başlığa. Ama lafı uzatmanın alemi yok. Zira medyada çoksesliliğin kendisinden çok imajının en ivedi ihtiyaca dönüştüğü bugünlerde kimsenin gelen iş teklifinin ayrıntılarını öğrenmeye de ihtiyacı yok sanırım. Talep net, icabetin gerektirdiği dönüşüm süratli olmalı değil mi?  Alan razı satan razı kısacası. Bana da bize düşeni, doğru kelam etmeyi yerine getirmek kalıyor sadece.
Aslında bildiğiniz üzere medyada çokseslilik tartışmanın kökü ta eskilere dayanıyor. Ancak daha önceleri bu tartışmalar imajlar üzerinden değil, masaya yatırılan aktörlerin düşünceleri ve görüşleri üzerinden yürütüldüğü için,  özgürlükler alanına dahil edilebilecek argümanlarla konuşuyorduk. Bu durumun diğer bir nedeni de konjonktürün, sağcı-muhafazakâr erkeklerin türban, solcu-liberal erkeklerin ve kadınların kalpak takmaması gibi konulara takılıp kalmamızı zorunlu kılmamasıydı.
Bu yüzden Alev Alatlı’nın Zaman’da, Ali Bayramoğlu’nun Yeni ?afak’ta, Nazlı Ilıcak’ın Sabah’ta ya da Hasan Celal Güzel’in Radikal’de yazması demokrasi eksenindeki tartışmalara konu oldu.
Ancak, son dönemde sol liberal aydınların önünü açtığı çevre-merkez tartışmalarına kayıtsız kalamayan ana- akım medyanın, türbanlı kadın gazeteciler ve yazarlar üzerinden kurgulamaya çalıştığı sığ ve indirgemeci çokseslilik görüntüsünün kodlarının yarattığı dizimsel anlam, bariz bir oksimoron olarak gündemimizde belirdi.
Merkez medya ülkedeki değişen dengeler gereği dört elle sarıldığı ‘hoşgörü’ vurgusunun etkisini arttırmak için, son yıllarda toplumdaki kutuplaşmanın en önemli simgelerinden biri olan türbanı fütursuzca kullanıyor. Çünkü hepimiz gibi onlar da Yazgülü Aldoğan ve Kezban Hatemi gibi ‘türbansızların’ karşıtlığının uzlaşmasından ziyade, Balçiçek Pamir ve Nihal Bengisu Karaca ikilisinin aynı mecrada söz söylemesinin daha etkili olduğunun farkındalar.
Yeni kurulan bir gazetenin alanındaki yetkinliğine ve formasyonuna bakmaksızın (yetersizdir demiyorum asla. Bu başka bir konu.) giyinişinin simgesel düzeydeki anlamından ötürü türbanlı bir kadın yazar arayışına girmesini, vitrindeki türbanlı yazarı dışında, İslamcı kesimden başı açık başka bir tane daha yazara tahammül edememesini, göstergebilime de kafa yaran bir gazeteci olarak ben başka türlü okuyamıyorum.
Yalnız değilim değil mi? Sizler de televizyonda birbirinden ‘çok farklı’ anchormanlerin hemen hemen hepsinin, konuklarını ele aldıkları dosya konularıyla alakalarından ziyade, ‘başı açık sarı saçlı kadın konuğun yanına illa ki bir türbanlı kadın kuralı’na sıkı sıkıya riayet ettiklerini fark etmemiş olamazsınız.
Medyada sergilenen, hepsi de örtünme pratiklerine dair imajlar üzerinden çizilmiş tablolar sergisinde gezdikçe aklıma Adorno’nun o müthiş tespiti düşüyor:
“19. Yüzyılda Almanlar düşlerinin resmini çizdiler, ortaya sebze resimleri çıktı. Fransızlarınsa bir sebze resmi yapmaları yetiyordu ortaya çıkan sonucun düşleri gibi olması için”
Peki, toplumsal ön yargıların zorunlu kıldığı simgeler düzeyinde yüzeysel olarak uzlaştırılmaya çalışılan karşıtlıkların daha sağlıklı bir zeminde yan yana getirilmesi, izlemekten bıktığımız bu zevksiz tablonun değişmesi nasıl mümkün olabilir?
Yanıtın, hızla küreselleşen dünyada çözümü mekanik bir perspektifle şekillendirilen geleneksel çokkültürlülük tezlerinin tartışılmasından geçtiğini düşünüyorum.
Çağdaş Sosyal Bilimler felsefine alternatif tezleriyle katkı sunan Brian Fay kulak verelim:
“Sadece farklılığı tanımayı ve ona saygı göstermeyi vurgulayan yaygın çokkültürlülük anlayışının nihai sonucu farklı grupların tecridi olacaktır.”
Fay’ın da altını çizdiği gibi, yalnızca sosyal bilimler alanında değil, gündelik yaşantımızda da benlik- başkası, bizler-onlar, benzerlik-farlılık, içerdekiler-dışarıdakiler gibi tüm katı ikili kategorilerin tartışılması ve hatta reddedilmesi önemli bir adım olabilir.
Gazetelerde ve televizyonlarda boy gösteren türbanlı kadın yazarların,  Fay’ın önerdiği gibi, belli bir ideolojinin simgesi, yerlerine ‘eşdeğerlerinin’ yerleştirebileceği birimler olarak değil, eylemlilikleriyle, öznel görüşleriyle değerlendirilecek özneler olarak algılanması, bir oradan bir buradan mantığıyla yaratılan göstermelik ve dahası rahatsız edici (ki en çok kadınlar için olsa gerek) çokseslilik parodilerine bir son verebilir.
Kim bilir belki o zaman, yazarlarımızın, gazetecilerimizin gazetelerdeki fotoğraflarında ve televizyondaki görüntülerinde başlarını kadraj dışında bırakarak bile düşlerimizdeki çoksesli ve çokkültürlü bir Türkiye tablosu ortaya çıkartabiliriz.
Sizler de, ancak kasap dükkânlardaki çengele asılmış koyunlara fon olabilecek bu natürmort tablodan sıkılmadınız mı?
***
MEDYAZADE
Fatİh Altaylı’nın, gazetesi Habertürk’ü herkeslere eşit mesafede tutmak için gösterdiği çabayı takdir etmemek mümkün değil.
Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın 32. Gün programında yaptığı şaşırtıcı açıklamaların ardından elleri daha bir rahatlamışa benziyor. Çünkü gazete, Ergenekon davasında bir iddianame olduğunu ve bu iddianamenin çok ilginç ayrıntılar içerdiği ‘nihayet’ okurlarıyla paylaşmaya başladı. Demek ki emekli de olsa bir askerden icazet bekliyorlarmış. Ama yine de dozajı çok iyi ayarlıyor Fatihcim. Bunun için gazetenin 11 Mayıs Pazartesi tarihli nüshasına bakmak yeterli mesela:
Gazete manşet üstünden ‘Darbe Sunumu yapıldı mı’ diye sormuş ve Ergenekon iddianamesinden bahsetmiş. Manşetini ise ‘Danıştay’dan 4 Ciddi Uyarı’ diye atmış. Ne müthiş bir denge!
Tebrik ediyorum Fatihcim, sen ‘iki yanlış bir doğru etmez’ diyen sözde aydınlara aldırma. Herkese kanıtladın Habertürk’ün yalnızca ‘Türkiye’nin tek değişik gazetesi’ değil aynı zamanda da en dengelisi olduğunu.

- Reklam -

SON HABERLER

Gösteri ve imaj

Geçen hafta da savaş üzerine yazmıştım, ne yazık ki bu hafta da...

İngiltere ve Hollanda’da AP oylaması başladı

İngiltere ve Hollanda’da, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri için oy verme işlemi başladı.

Antalya’da prova yapan akrobat 12 metre yükseklikten düşerek hayatını kaybetti

Antalya Belek'te bir eğlence merkezinin bahçesindeki sirk çadırında akrobat ölümü yaşandı. 

Edebiyatın ve sosyolojinin ortak gücü sözcükler

TOLGA ARASEdebi eserleri yalnızca edebiyatla açıklamaya, anlamaya...

Ev dönüşüyor, atlaslar da

HIDIR ELİGÜZELSüreyyya Evren, Can Yayınları’ndan çıkan son...

Bodrum’da yine su borusu patladı

Bodrum'un Torba Mahallesi'nde patlayan su hattı paniğe ve zarara yol açtı. Torba,...

İktidar medyası: Canan Kaftancıoğlu’na 11 yıl hapis isteniyor

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nu sosyal medya paylaşımlarıyla hedef gösteren iktidar...

Askerlik ile ilgili yeni düzenleme Meclis Başkanlığı’na sunuldu

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın geçen gün açıkladığı Yeni Askerlik Sistemi ile...

Prof. Dr. Selçuk Şirin ‘Yetişkin Çocuklar’ı ve eğitimi anlattı: Babalar çocuk yetiştirmede yok!

Newyork Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selçuk Şirin ile yeni kitabı Yetişin...

9 yaşındaki çocuğun ölümü ile ilgili inşaat müteahhitine tutuklama

Çocuğun inşaat alanındaki çukura düşerek hayatını kaybetmesiyle ilgili gözaltına alınan müteahhit tutuklandı.

Sonraki haber