alpertasbeyoglu

Türk Ticaret Kanunu’ndaki değişiklikler neden zorunlu? (2)

Geçen yazımda, yeni Türk Ticaret Kanunu’na ilişkin yorumlarımı ve eleştirilerimi yazmıştım… Devam ediyorum… 1957 yılında yürürlüğe giren ve bugüne kadar uygulanan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu; 50 yıllık uygulamada zaman zaman küçük değişikliklere uğradı, ancak ekonomik ve sosyal hayatın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak geldi. Uyuşmazlıkların çoğalmasıyla pek çok uyuşmazlık yargıya taşındı. 6 kitaba ayrılan ve 1535 maddeden oluşan yeni TTK’nın başlıca zorunlu hedefleri de şöyle sıralanıyor:


1- “Türk işletmelerinin uluslararası ticaret, endüstri, hizmet, sermaye ve finans piyasalarının, sürdürülebilir rekabet gücüne haiz güvenilir aktörleri olmalıdır….” Bu hedef açısından, sermaye şirketlerinde özellikle de anonim şirketlerde kökten değişikliğe gidilerek, teknik bir kavram olan finansal raporlama esas alınıyor. Tasarı’nın 88 inci maddesi ile de bu yönde, gerçek ve tüzel kişilerin ticari defterlerine, küçük ve orta ölçekli işletmelere, ticaret şirketlerinin finansal tablolarıyla konsolide hesaplara, Türkiye Muhasebe Standartları Kurulu tarafından yayımlanan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS) ile uyumlu Türkiye Muhasebe Standartlarının uygulanacağı hükme bağlanıyor. Bu hedef doğrultusunda ayrıca, anonim ve limited şirketlerde şirketin bir organı olan ve haklarında herhangi bir eğitim şartı aranmamış bulunan denetçiler yerlerini artık bağımsız ve uzman denetçilere bırakıyor, (bkz. Tasarı m.400, 635).


2- Son on yılda öne çıkan yeni bir kavram olan şeffaflığın sağlanması. Sermaye şirketlerinin, birer internet sitesi sahibi olması ve sitesinin belli bir bölümünü bilgi toplumu hizmetlerine ayırması zorunlu kılınıyor, (bkz. Tasarı m.1524).


3- “Sürdürülebilir pay sahipleri demokrasisinin sağlanması açısından şirketlerdeki güç boşluğunu önleyecek tedbirlerin alınması. Bu açıdan, yönetim kuruluyla genel kurula on-line katılma ve oy kullanma imkânı getirilmekte (Tasarı m.1527); ayrıca, kurumsal yönetim ilkelerine yer veriliyor.


4- Dördüncü zorunlu hedef, AB müktesebatı ile uyum sağlanması.


5-Türkiye’nin uluslararası toplumun kurallarına uyan ve onun dilini konuşan bir parçası haline gelmesi. Bu hedef doğrultusunda, Tasarı, deniz hukuku başta olmak üzere, kapsamına giren milletlerarası sözleşmelere uygun hükümlere ve mekanizmaları içeren bir yapıya kavuşturuluyor.


ŞEFFAFLIK EKONOMİNİN CAN SUYU OLMALI
Değerli okurlar, Türkiye’nin bu konuda kaybedecek bir günü bile yokken söz konusu tasarının seçim sonrasına kalması bu alanda en az 3 yılın kaybedilmesi anlamına gelir. Gerek halka açık olmayan şirketlerin para toplaması gerekse şirket yönetimi ve yakınlar gibi hakim ortakların usulsüz borçlanmaları nedeniyle yakın tarihte Türkiye’de büyük skandallar yaşandığını unutmamak gerekir. Biliyorsunuz, bankaların boşaltılması olayını yaşayan yoksul halk; 15 yıla yakın bir süre içinde 10 banka üzerinden 30 milyar dolara yakın miktarı sırtlanmıştır. Böyle bir kamburu hiç kimse taşımamalı… Hükümet, yeni TTK konusunda, iş dünyası ve muhalefetin mutabık kalmasından yararlanmalı. Geçen yıl kasım ayında düzenlenen Dünya Muhasebe Kongresi’ne katılan Başbakan Erdoğan ve ana muhalefet lideri Baykal’ın da TTK’yı çıkarma sözü verdiklerini anımsatarak, “Şeffaflık ve denetim bir seçim daha bekleyemez” diyorum…

BİZİ TAKİP EDİN

359,938BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,886TakipçiTakip Et
7,854AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL