Türkan Saylan’ın cenazesine dikkat!

Geçtiğimiz haftayı Bilge Köyü’nde yaşanan katliamın etkilerini gözlemlemek için Güneydoğu’da geçirdim. Mardin’de son bulan güzergâhım boyunca, ‘buradan’ anlamaya çalıştığımız bölge halkıyla uzun uzun sohbet etme olanağı buldum.
Bu Salı Hal-i Medya’da Güneydoğu izlenimlerimi sizlerle paylaşacaktım. Ancak tam yazıyı gazeteye gönderecekken Türkan Saylan’ın ölüm haberini aldım ve bütün planlarım değişti.

Haftalık yazmanın dezavantajı bu. Gündemde öne çıkan onca önemli olaydan birini tercih etmek zorundasınız. Ben de içinde çok ilgi çekici ayrıntıları barındıran gezi yazımı bir kenara koyup arşivime döndüm. İki hafta önce yazdığım ama yine zorunlu bir seçim sonucu ıskartaya çıkardığım Türkan Saylan’la ilgili yazımı buldum. Seçtiğim başlık ‘Türkan Saylan’a çok iyi bakın’ dı.

Makalemde genel olarak, her vesileyi Ergenekon sanıklarının savunmasında kullananların, Türkan Saylan’ın ölümünü ve de cenazesini çeşitli provokasyonlara zemin hazırlayacak bir propaganda malzemesi olarak kullanabileceklerini anlatmıştım.

Ne yazık ki kötü haber çabuk geldi. Saylan’ın yakınlarına ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Bir ölüm üzerine konuşmak elbette ki kolay iş değil. Ne var ki altını çizdiğim tehlikeyi işlemekten geri duramayacağım. Buna ister gazetecilik refleksi deyin isterseniz de iflah olmaz ‘liberallik.’ Tercih sizin. Ama ben demokratım diyen bir yazarın, bir gazetecinin insanların duygusal zafiyetlerini kullanarak yaratılan havaya aldırmadan ve hatta bazen ‘insafsız’  yaftası yemeyi bile göze alarak yazması, konuşması gerektiğini düşünüyorum.

Kaldı ki ulusalcılar, toplumun bir kesimdeki Ergenekon körlüğünü yaygınlaştırmak için ölüleri de dirileri de fütursuzca kullanıyorlar. Türkan Saylan’ın Ergenekon soruşturması kapsamında yasalara uygun olarak evinin aranması üzerine koparılan fırtınayı anımsayın.

Veli Küçük gibi kimsenin savunmaya yeltenemeyeceği suçları ayyuka çıkmış isimleri, itibar sahibi isimlerin adlarıyla aklamaya, davayı sulandırmaya çalışan Ergenekon avukatlarının yarınki (Salı) gazete manşetlerini tahmin etmek hiç de zor değil:

“Ölüler darbe yapamaz”

Türkan Saylan ile ilgili son yazımı 21 Nisan’da yazdım. ‘ Türkan Saylan altın da biz tunç muyuz’ diye sordum. Yazımda savunduğum görüşleri hâlâ ısrarla savunuyorum. Türkan Hocanın Ergenekon’un neresinde olduğunu doğal olarak bilemiyorum. Ancak Ergenekon taraftarlarının, hocanın ölümü gibi acı bir olayı bile davayla eşitlemek için ellerinden geleni yapacaklarından adım gibi eminim.

Soruşturmanın ilk gününden beri örgütün, yalnızca cezaevinde yaşamını yitiren Kuddusi Okkır, Nurseli idiz, Sisi ya da hastalıkları nedeniyle tahliye edilen isimlerden ibaretmiş gibi bir savunma stratejisi izlemeleri bunun en açık kanıtı. Dikkat edin, suçlarını itiraf edenlerin ya da tüm deliller aleyhine olan afişe isimlerin adını anmıyorlar bile.
Her soruşturmada olduğu gibi, elbette Ergenekon soruşturması sürecinde de savcılar her yurttaşın ifadesine başvurabilirler. Bu kişilerden bazıları gerçekten suçlu olabilir ve tutuklanabilirler. Bazılarıysa suçsuz olabilir ve beraat edebilirler. Asgari mantık, davaya konu olan suç örgütünü analiz ederken suçları kanıtlamadığı için beraat edenler üzerinden değil, suçları kanıtlarla desteklenen isimler üzerinden yürümeyi zorunlu kılar.

Türkan Saylan vefat ettiği için hakkında açılan dava düşecek. Dava sonuçlanmadan Saylan hakkında net bir sonuca varamayacağız. Ancak şüphesiz gerek kendisinin gerekse başkanı olduğu derneğinin adıyla Ergenekon’un dehlizlerinde karşılaşacağız ve Saylan ister vicdanlarımızda aklansın isterse örgütle irtibatı ortaya çıksın, sonuç Ergenekon örgütünün ‘hayal’ olduğu anlamına gelmeyecek.

Türkan Hocaya, eğitime verdiği destekten ve diğer faaliyetlerinden ötürü muhabbet besleyenler, eğer gerçekten Sayın Saylan’ın anısına saygı duyuyorlarsa Ergenekoncuların oyununa alet olmalılar. Hocanın toplumun geniş bir kesiminde saygınlık uyandıran ismini Ergenekon örgütüyle eşitleme politikalarına karşı uyanık davranmalılar.

Bugünkü cenaze bu açıdan büyük önem taşıyor. Birilerin bu acı gün üzerine çok çok önceden ince hesaplar yaptığından şüphe bile duymuyorum. Aldığım duyumlar ve acı haberden dakikalar sonra cenaze töreninin öğrencilerin de katılımını sağlamak amacıyla bir gün öne çekilmesi bu kanımı güçlendiriyor.

Burnuma kötü kokular geliyor. ‘Tehlikenin farkında mısınız’ diye soranların ne kadar tehlikeli olabileceklerini aklınızdan çıkartmayın.

***

MEDYAZADE
Nedir bizim bu DTP’ li sözde mebuslardan çektiğimiz. Savcı kibar bir şekilde “Gelin bir ifadenizi alayım” diyor. Bunlar inadım inat yakam iki kanat. Neymiş efendim anayasaya uyacakmışız. Bütün vekillere uygulanan yasalardan yararlanmak istiyorlarmış. Gidin bir ifade verin ölür müsünüz? Bakın bu yüce devlet size mebus olma hakkı tanıdı. Rahat rahat konuşuyorsunuz mecliste. Kimse size karışıyor mu?

Sayın meclisimizin sayın başkanı çırpınıyor. “Yav arkadaşlar” diyor “Biraz kolaylık yapın. Yoksa eski günlere mi dönmek istiyorsunuz?” Anlamazlar Toptan kardeşim, anlamazlar. Mebus oldular ya sanıyorlar ki bir CHP’li, Bir MHP’li ne bileyim bir AKP’li vekil kadar makbul sayılacaklar hukuk karşısında.

Savcılarımıza bir tüyo vereyim. Madem bu sözde vekilleri meclis kapsından almak sorun yaratıyor, memleketin lokantaları, sokakları, parkları ne güne duruyor canım.

Hem biz Kürtler sözde mebus olamaz demedik özde mebus olamaz dedik. Hem bilmez misiniz herkes eşittir ama bazıları daha eşittir bu topraklarda.

BİZİ TAKİP EDİN

359,923BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,087,163TakipçiTakip Et
7,876AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL