Türkiye ağustosun ardından eylülde de cari fazla verdi: Aslan damat
13.11.2018 09:28 EKONOMİ
Ekonomi eylül ayında da cari fazla vermeye devam etti. Türkiye ekonomisi eylül ayında 1 milyar 850 milyon dolar cari fazla verdi. Yandaş medya bu rakama mucize diyerek durumu çarpıtırken rakamlar tam tersini söylüyor

OZAN GÜNDOĞDU

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) derlediği verilere göre eylül ayı cari dengesi hesabında petrol ve enerji ithalatı hariç tutulduğunda ise cari fazla rakamı 5 milyar 75 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ekonomi ağustos ve eylül aylarında cari fazla verirken 2018 yılının ilk 9 ayında yaklaşık 30 milyar dolarlık cari açık gerçekleşti.

Türkiye ekonomisi ithalata bağımlı yapısı yüzünden üretim yapabilmesi için ithal girdilere ihtiyaç duyuyor. Mevcut ithal girdiler ise cari açığı arttırırken bu açık borçla finanse ediliyor. 2014’ten itibaren Amerikan Merkez Bankası FED’in faizleri artırmaya başlamasıyla beraber, Türkiye verdiği cari açığı finanse edebilmek adına faizleri arttırmak zorunda kaldı. Fakat bu durum başta inşaat olmak üzere kredilerle tüketebilen piyasayı durgunluğa sürüklerken, finanse edilemeyen cari açık ülkeyi kur şoklarına açık hale getirdi.

Cari fazla verdiğimiz diğer yıllar
Türkiye ekonomisinin dışa bağımlı kısır döngüsü içinde kur şokları yaşandığı takdirde ithalat yapamayan ekonomi sert düşüşle karşılaşırken bir yandan da cari fazla veriyor. İşte geçmiş krizlerdeki büyüme ve cari fazla rakamları;

► 1994 Krizi: 1993’te verilen yüksek cari açığın finanse edilememesi ekonomik kırılganlığı arttırdı, açık finanse edilemeyince kur fırladı, ithalat düştü, cari fazla verildi.

turkiye-agustosun-ardindan-eylulde-de-cari-fazla-verdi-aslan-damat-530321-1.


► 1999 Krizi: 1998 yılı Güneydoğu Asya ve Rusya krizlerinin etkileri yıl başından itibaren Türkiye’de hissedilmeye başladı. 17 Ağustos Depremi ile imalat sanayi altyapısı çöktü, ithalat azaldı, üretim küçüldü, cari fazla verildi.

turkiye-agustosun-ardindan-eylulde-de-cari-fazla-verdi-aslan-damat-530322-1.

► 2001 Krizi: 2000 yılının sonundaki bankacılık krizi, 2001 şubat ayında büyük bir kur şokunu tetikledi. Lira sert düşüşte iken, ithalat geriledi, üretim azaldı, işsizlikte rekor artış gözlendi ve cari fazla verildi.

turkiye-agustosun-ardindan-eylulde-de-cari-fazla-verdi-aslan-damat-530323-1.

AKP döneminde borçla büyüdük
2002 sonrası AKP hükümetleri döneminde cari açık rekor seviyelerde artış gösterdi. Bununla beraber ortaya çıkan cari açık sayesinde büyüme hız kazandı. Ancak her yıl katlanan cari açık borçla kapatılırken her yıl borçlanmak için katlandığımız faizler halkın sırtına biniyor. İşte AKP dönemindeki cari denge rakamları...

turkiye-agustosun-ardindan-eylulde-de-cari-fazla-verdi-aslan-damat-530324-1.

***

EKONOMİNİN KISIR DÖNGÜSÜ

turkiye-agustosun-ardindan-eylulde-de-cari-fazla-verdi-aslan-damat-530325-1.

***

Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu: Ekonomik daralmanın yansıması

Türkiye ekonomisi eylül ayında 1,8 milyar dolar cari fazla verdi. Yıllardır cari işlemler açığı sorunu olan ekonomi için döviz harcamalarından daha fazla olumlu bir gelişme olarak görebiliriz. Ne var ki bu, Türkiye ekonomisinde ihracatın ciddi rekabet gücü kazanmasından, ithalatın ise yurtdışı üretiminden karşılanmasından kaynaklanmıyor. Bu, Türkiye ekonomisinin ciddi şekilde daralmasının bir yansıması. Aynı olguyu 2001 Krizi ve 2009’da Küresel Finansal Kriz sırasında gözlemledik. Eylül ayında cari fazla verilmesine karşı, merkez bankası rezervlerinin 3,5 milyar dolar azaldığı görülüyor. Türkiye’nin artık dış kaynak bulamaması, net dış borç ödeyicisi konumuna düşmesidir. Yabancı kaynaklar ile yabancıların tasarrufuyla büyüyen ekonominin, bunun dayandığı birikim ile ekonominin tıkandığını gösteriyor. Zaten azalan ithalat harcamasının alt kalemine baktığımızda tüketim malı ithalatının %41 civarında gerilediği görülüyor. Bunu, daha az yabancı ürün tüketiyoruz diye karşılarız. Dolayısıyla sermaye malı ithalatının %26 daralması, yatırımların tamamen durmasının ara malı ithalatının %13’lük düşüş göstermesi üretimin ciddi şekilde yavaşlamasının sonucudur.

Döviz kurunun aniden alçalıp yükselen tansiyon gibi, hızla yükselip düşmesi diğer ifade ile volatility’nin (oynaklığın) artması ekonominin büyümesini olumsuz etkiliyor. İthalatçılar, döviz kuru daha yüksekken; dolar 6’nın, avro 7’nin üstündeyken yaptıkları ithalatı şimdi de TL cinsinden satmakta zorlanıyor. İhracatçılara gelince aşırı değer kaybeden TL karşısında, dolar ya da avro cinsinden fiyat kurdukları için şimdi değer kazanan Türk Lirası ile maliyetleri karşılamakta güçlük çekiyorlar. Bu nedenler ile ne yazık ki cari dengenin fazla vermesine sevinemiyoruz. Dahası cari fazlaya karşın Merkez Bankası rezervlerinin 3.5 milyar dolar azalması Türkiye’nin dış finansman darboğazının en somut kanıtıdır.