Türkiye için zor zamanlar
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

Galip sayılır bu yolda mağlup. RT Erdoğan’ ın konuşmasını seyreden moralinin kaybetmiş kadar bozuk olduğunu fark etmiştir. Önümüzdeki günlerde resmi açıklama evet kazandı olacak olsa bile durum öyle gelişmeyecek.

Devletin bütün olanaklarını arkasına almasına, her türlü hukuksuzluğu yapmasına, hayırcılara en ağır baskıları uygulamalarına karşın, üstelik 15 temmuza rağmen o da şaibeli bir kıl payı farkla kazanan, galip sayılır mı?
Yüksek Seçim Kurulu oylar sayılmaya başladıktan sonra aldığı hukuk dışı kararla halkoylamasına en büyük lekeyi sürdü. Bu saatten sonra evet oyu verenler için bile sonuç şaibeli. İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır, Adana, Antalya, Mersin hayır derken sonucun evet çıkmış olabileceğine insanların inanmasını beklemek saflık. Şu saat itibarıyla bile (pazar gece 23 00) oylama sonucunun ne olacağı belirsiz.

Hayır çıkarsa bu çok ama çok önemli. Ancak önemi demokrasiden yana güçlere moral vermekten öte değil. İktidar ise paniğe kapılacak. Evet sonucu resmi olarak kabul edilirse Cumhuriyet rejiminin yeni bir döneme gireceği açık. Bu topraklar demokratik parlementer sistem yerine otoriter mutlakçı bir yönetime dönmüş olacaklar.

Çıkan sonuçtan bağımsız olarak RTEakpmhp bloğunu çok ama çok zor günler bekliyor. AKP MHP bloğundan beklenen sonucun neredeyse % 10 altında bir oy alabildiler. Burada henüz görünür olmayan değişimin izleri var.

RT Erdoğan karşısında, kolayca yönetebileceği ve kendisini meşru bulan bir ülke bulmayacak artık. Tersine ne isterse evet diyen bir kitle ile ne yaparsa yapsın ona karşı olan bir kitleyi bir arada yönetmek zorunda kalacak.

Eğitim düzeyi arttıkça kendisine karşı çıkan bir kitleyi yönetmeye çalışmak zorunda. Bu etkenler nedeniyle istese de demokrat olamayacak, tersine her geçen gün daha da otoriter/ baskıcı bir yönetime evrilmekten kaçamayacak. Üstelik baskı ve şiddetini önce AKP içine çevirmek zorunda; temizlemek zorunda olduğu çok “haini” var.

RT Erdoğan’ ı sadece yönetilemez bir toplum değil, ekonomik sorunlar ve uluslararası ilişkilerdeki yalnızlık da bekliyor. Üstelik uluslararası düzeyde artık bir orta doğu despotu olarak görülecek. Kendisi ile ilgili en iyi ve ılımlı sıfat “Müslüman Putin” olabilecek. Bu sıfat iyi midir, kötü müdür, böyle anılmaktan mutlu mu olur yoksa kaygılanır mı bilinmez.

Türkiye sağı artık tek parti altında toplanacak gibi görünüyor. Bu sonuçlardan sonra ister Bahçeli ile ister muhaliflerle olsun MHP’ nin bildiğimiz haliyle varlığını sürdürmesi çok zor görünüyor. Belki de “batı tipi ırkçı/ sağcı” bir küçük partiden başka bir yapıya yer kalmamış durumda. AKP’ den atılacak olanlar ile MHP’ ye giremeyenlerin kurmayı deneyecekleri sağ parti seçeneğinin geleceği pek mümkün görünmüyor.

Halkoylaması Kürtler için belki de ilk kez doğrudan sonuca etki edemedikleri bir seçim oldu. Üzerlerindeki büyük baskı, açık faşizme maruz kalmış olmaları, lider kadrosunun cezaevinde olması, evet bütün bunlar onların aktif bir özne olmalarını engelledi. Yine de şu soruyla karşı karşıyalar. Yeni anayasal düzenle uzlaşarak başlarının çaresine bakmanın yolunu mu arayacaklar, yoksa Türkiye soluyla bütünleşmek için samimi bir çaba harcamaya karar verecekler mi?

Sağın temsilcisi AKP ile solun temsilcisi CHP şeklinde bir bölünme olacağı görünüyor. Bu durum CHP’ nin de kendi içinde bir hesaplaşma içine girmesini kaçınılmaz kılıyor. Sadece liderin değil, lider ve çevresindeki kadronun da yetkiyi daha sol bir CHP için devretmeleri gerekecek. Yapmamaları sadece partiyi daha da küçültmekten başka bir işe yaramayacak.

Peki bizler Hazirancılar için durum ne? Haziran Hareketi için bu günün tarihi 17 nisan değil bir anlamda 30 haziran olarak görülmeli. Ne demek istiyorum? Haziran üstüne düşeni öyle ya da böyle yapmaya çalıştı ve devrimci muhalefeti bu düzeye kadar taşıdı. Haziran, bizim yolumuzda bir aşamaydı, şimdi onun ruhunu daha büyük, kapsayıcı bir bedene taşımanın yollarını aramak zorundayız.

Laik cumhuriyet 90 yıl boyunca hatasıyla sevabıyla içinde olduğu coğrafyanın dayattığı kadere karşı çıkmıştı. Bu gün yenildiğini söylemek mümkün değil. Ama önümüzdeki dönem en dibe vurduğunda bile doğrulup doğrulamayacağını da gösterecek.

Sol, zaten zor zamanların ahlakını temsil eder. Çalışalım, çalışalım…