Türkiye, kadına şiddetten hüküm giyen ilk ülke oldu
10.06.2009 13:00 ARŞİV
AİHM, aile içi şiddet konusunda açılan ilk davada, Türkiye’yi 36 bin 500 avro ödemeye mahkûm etti. Mahkeme, eski eşinden...

AİHM, aile içi şiddet konusunda açılan ilk davada, Türkiye’yi 36 bin 500 avro ödemeye mahkûm etti. Mahkeme, eski eşinden şiddet gördüğü için savcılığa başvurduğu halde korunmayan Nahide Opuz’un ayrımcılığa uğradığına hükmetti
Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM), aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle ceza alan ilk ülke oldu. AİHM aile içi şiddet konusunda Ankara'ya karşı açılmış ilk davayı sonuçlandırdı. Mahkeme, Türkiye'nin, şiddet gören Nahide Opuz'u, savcılığa başvurduğu halde, kocasından koruyamayarak ayrımcılık yapttığına hükmetti. Bu yüzden Ankara'nın, Nahide Opuz'a 36 bin 500 avro ödemesine karar verildi. Böylece Avrupa'da ilk defa bir devlet AİHM önünde kadın vatandaşlarına ayrımcılıktan hüküm giydi.
Mahkeme, Türkiye’yi Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin yaşam hakkını düzenleyen 2. maddesini, kötü muamele ve işkenceyi yasaklayan 3. maddesini ve ayrımcılığın yasaklayan 14. maddesini ihlal etmekten mahkum etti. Dava, Diyarbakırlı Nahide Opuz tarafından 2002'de açılmıştı.

ESKİ EŞİ ANNESİNİ ÖLDÜRMÜŞ
Opuz, eski eşinin kendisine ve annesine yönelik kötü muameleleri karşısında devletin yeterli önlem almadığı iddiasıyla Ankara'dan şikayetçi olmuştu. Annesi kocası tarafından öldürülen Opuz'un avukatları, mahkemenin aile içi ve kadına yönelik şiddeti "işkence ve kötü muamele" olarak nitelemesini ve devletin ayrımcılık yaptığına hükmedilmesini istiyordu. Türkiye ise Opuz'un iç hukuk yollarını tüketmediğini savunuyordu. AİHM'in kararı, bundan böyle açılacak benzer davalarda emsal olarak görüleceği için Türkiye için son derece kritik.

HALEN SERBEST
1972 Diyarbakır doğumlu 3 çocuk annesi Nahide Opuz, 1995 yılında evlendiği eşinin kendisi ve annesini dövmesi ve ölümle tehdit etmesi üzerine Diyarbakır Cumhuriyet başsavcılığına şikayette bulunmuştu. Bir çok kez şiddete maruz kalan Opuz ve annesinin açtığı davalar sonuçsuz kalmıştı. Opuz’un annesi 11 Mart 2002 yılında eski eşi tarafından silahla vurularak öldürülmüştü. Opuz'un avukatı Meral Danış Beştaş, Opuzun eski eşinin halen serbets dolaştığını, müvekkilini bu nedenle 'koruduklarını' söyledi.
Üç kadından biri şiddet görüyor
2006-2007 yılları arasında yürütülen Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet araştırmasının sonuçlarına göre, her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor. Hayatı boyunca eşinden en az bir kez fiziksel şiddet görmüş kadınların oranı Türkiye genelinde yüzde 35, doğu genelinde ise yüzde 40. Eğitim düzeyi arttıkça fiziksel şiddet gördüğünü söyleyen kadınların oranı azalıyor. Okuma yazma bilmeyen kadınlar arasında en az bir kez fiziksel şiddete uğradığını söyleyenlerin oranı yüzde 43 iken, yüksek öğrenim görmüş kadınlar arasında bu oran yüzde 12.
***
KADINLARA HUKUKİ DESTEK MERKEZİ, KARARI DEĞERLENDİRDİ:
Koruma mekanizmaları işlemiyor
SEVGİM DENİZALTI

AİHM'in kararını yorumlayan Kadınlara Hukuki Destek Merkezi’nden (KAHDEM) Avukat Habibe Yılmaz Kayar, kararın devletin şirrete karşı çıkarılan yasaları uygulayacak mekanizmaları kurmakla yükümlü olduğunu teyit ettiğini söyledi.
Kayar şöyle konuştu: "Bu dava Türkiye’den ilk başvuruydu. Benim de bir başvurum var ama henüz sonuçlanmadı. Bu kadına yönelik şiddet konusunda Türkiye’nin yükümlülüklerine uyması gerektiği, sadece yasa çıkarmakla bu görevin bitmediği; Türkiye’nin yasanın uygulanması, yurttaşların can güvenliği ve şiddetten korunma hakkının fiilen uygulanması için gerekli mekanizmaları kurmakla yükümlü olduğunu gösteren bence çok iyi bir karar.
Türkiye’de koruma kararlarının iç hukuk yolu yok. Bu kararlar Yargıtay denetiminden geçmezler. Bu yüzden de bizim şikayetçi olduğumuz pek çok konuda eksiklikler taşıyor. Bazen korunmanın reddi yönünde kararlar çıkabilmekte. Delil istenebilmektedir. Türkiye’de mesai saatlerinin dışında koruma mekanizması yoktur. Başvuruların zamanında yanıtlanmaması da ayrı bir sorun. Evli olmayan kadınların pek çok kez taleplerinin reddedildiğini görüyoruz. Koruma kararlarının zamanında verilmediğini görüyoruz.

‘KOLLUK GÜÇLERİ ETKİN TAKİP YAPMIYOR’
Aile içi şiddete karşı geliştirilen yasanın metninde birçok sorun var. Bu sorunlar yasanın adından başlıyor. Yasanın “Ailenin korunması” değil  “Aile içi şiddetten korunma” yasası olması gerekiyor. Aileden korunma deyince, aile üyeleri dağılmasın, şiddet uygulayanla mağdur aynı ortamda bulunsun gibi bir yoruma gidiliyor.
İkincisi, uygulamada çok ciddi sorunlar var. KAHDEM olarak 11 ilde aile mahkemelerinin işleyişine ilişkin yaptığımız bir araştırmada 4320’nin, yani şiddetten koruma yasasının uygulanmasıyla ilgili sorunları tespit ettik. Koruma kararları genellikle şiddet gerçekleşmeden verilmiyor. Oysa 4320 sayılı yasanın amacı şiddet oluşmadan bir kişinin korunabilmesidir. Verilen kararların etkin kontrolünün yapılmadığını görüyoruz. Uygulama yönetmeliğinde, kolluğun, koruma kararı alındıktan sonra mağdurun bulunduğu yerde korumanın etkin olup olmadığını kontrol etme yükümlülüğü vardır. Fakat kolluğun böyle bir takip yaptığına ben hiç tanık olmadım."