Türkiye nereye gidiyor? - 2
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

17 yıldır Türkiye için methiyeler düzülüyor. İktidar “gerçek/ötesi” algı yönetimini başarıyla uyguluyor. Sanal bir yaşamın içine sıkıştırılmış bir vaziyetteyiz. Bir zamanlar moda deyim çağ atlamaktı. Şimdi dünyanın 17. büyük ülkesi olduğumuza inanmamızı istiyorlar!... Acaba gerçek onların dediği gibi mi?...

Lafı uzatmadan Türkiye’de yaşanan iç karartıcı durumdan birkaç örnek verelim;

- Türkiye’de 15 yılda 15 bine yakın kadın cinayeti işlendi.

- Kadın cinayetleri AKP döneminde % 1400 arttı.

- Çocuk istismarı vakaları son 10 yılda % 700 arttı. Daha vahim tablo ise, çocuğa yönelik cinsel suçların sadece % 5’i kamuoyunca biliniyor, % 95’i ise gizli kalıyor.

- Ensest vakalarının ise sadece binde biri ortaya çıkıyor.

Tedbirsizlik ve bilgisizlik nedeniyle olan kazalara bakalım;.

- Çalışma hayatında sıfır kaza denildi: Türkiye’de 16 yılda iş kazalarında 21 bin kişi öldü. Türkiye bu alanda dünya üçüncüsü oldu.

- Trafik Kazaları: 2007-2017 arası yaşanan 10 milyon kaza sonrasında 51 bin yurttaşımız öldü. 2.7 milyonu da yaralandı.

Türkiye, nüfusa göre dünya trafik kazaları sayısında ilk 50, ama ölümlü trafik kazalarında ilk on ülke arasında...

Dahası;

- Pamukova tren kazasında 41 yolcu ölmüştü.

- Isparta uçak kazasında 57 yolcuyu kaybettik..

- Afyonkarahisar cephanelik patlamasında 25 Mehmetçik şehit oldu.

- Soma Maden Faciasında 301 işçimizi yitirdik.

- Mecidiyeköy asansör kazasında 10 işçi feci şekilde can verdi.

­- Aladağ’daki öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 öğrenci yanarak öldü.

- Şırnak helikopter kazasında 13 askerimiz şehit oldu.

- TÜPRAŞ İzmir Rafinerisi’ndeki patlamada 4 çalışan öldü.

- Çorlu tren faciasında göz göre göre 24 yurttaşımızı kaybettik.

- En son Hakkâri’de hala nedeni belli olmayan mühimmat deposu patlamasında 7 asker şehit oldu...

17 Yılda yukarıda sıraladığım olayların benzerlerinden daha fecisi terör olaylarında yaşandı... Bu günkü iktidarın döneminde terör, özelikle bombalı terör, binlerce yurttaşımızın ölümüne ve güvenlik güçlerinin şehadetine neden oldu...

Sıfır terörle işe başlayan AKP, terörün azmasına yarayacak her uygulamayı bilerek ya da bilemeyerek yaptı... Dahası; İktidarı ele geçirmek adına birlikte ülke yönettiği ve muhalefetin uyarılarına rağmen her türlü tavizi verdiği FETÖ, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle yüzlerce yurttaşımızın ölümüne neden oldu...

Biat arayışı liyakati yok etmiş. Devlet yönetilemez olmuş, kazalar ve feci olaylar durdurulamaz hale gelmiştir. Vahim sonuç ise; ahlak ve iş etiği anlayışını kaybetmemizin yanı sıra toplumsal dayanışma, birlik ve beraberlik gücü de yok olmaktadır!... Yurttaşlar farklılıkları nedeniyle ayrıştırılıyor, hatta birbirlerine düşmanlaştırılıyorlar… “Dindar ve kindar gençlik” yetiştirme hedefi, ülkeyi kaosa götürüyor…

Bütün bu felaketlerin tekrar yaşanmaması için bu güne kadar ne yapılmıştır? Cevap yok!... Aslında hiçbir yaşamsal konuyla ilgili de açıklama yok!..

Oysa bu gün Türkiye’nin en önemli sorunu ekonomi ve dış politika!... Neler oluyor, devlet ne yapıyor bilemiyoruz. Yurttaş nasıl yönetildiğine dair bilgi alamıyor!..

Önceden milletvekilleri TBMM’de önemli olaylar ve toplumsal sorunların öğrenilmesi ya da açığa çıkarılmasıyla ilgili halk adına iktidarı irdeler, sorgular, denetlerdi. İktidar Meclise bilgi verir, toplum gerekli önlemi alırdı. Şimdi Meclis’in denetleme, gidişatı engelleme yetkisi yok…

Kısaca; Toplumsal kurum ve kuruluşlar, siyasi partiler, üniversiteler, STK ve medya kör hale getirildi, kararlara katılımı önlendi.. . Otoriter ve baskıcı bir anlayış, Cumhuriyet’le elde edilen tüm hak ve özgürlükleri sınırlanmaya toplumsal iradeyi zayıflatmaya çalışıyor. Gelinen tehlike işte burası!...