Türkiye’nin Kırmızı Bülteni
AYÇA SÖYLEMEZ AYÇA SÖYLEMEZ

Wikileaks yine büyük bir kamu hizmeti yaptı, CIA’in başka bir ülkeye sahte kimlikle girecek ajanlarına verdiği talimatları içeren bir belgeyi sızdırdı. Belgenin gizliliği, müttefiki olduğu ülkelerin de göremeyeceği şekilde kodlanmış. Örneğin, Türkiye.

Belgede, Türkiye’ye girişle ilgili de talimatlar var. CIA diyor ki, Milli İstihbarat Teşkilatı birden fazla pasaport taşıyan yolcuları, gerçek amacını gizlemeye çalışan kişiler olarak değerlendiriyormuş. Diyelim ki değerlendirdi. Ne yapacak? CIA ajanlarını sınırdan geri mi çevirecekler? Yoksa gözaltına alıp sorgulayacaklar mı? CIA, MİT’i fazla mı ciddiye almış? Sanmam. MİT’in, yani Türkiye yönetiminin, Ortadoğu’da ABD’nin polisi gibi davrandığını CIA bilmiyor mu?

“Yeni Türkiye”, “Osmanlı torunları” nutukları atıldığı sıradan bir günde, CIA’den istihbaratçıları taşıyan uçaklar Türkiye’deydi. Yasadışı bir şekilde - alıştıkları üzere kontrgerilla yöntemiyle - Türkiye hapishanelerinde tutuklu olan bir radikal İslamcı’yı sorgulamak için gelmişlerdi. Yani, Türkiye hükümeti mensuplarının “şiddetle kınadığı” işkence yöntemlerini kullanmak üzere.

2003’teki El Kaide’nin üstlendiği patlamalarla ilgili soruşturma kapsamında o dönem tutuklu olan Louai Sakka, Kandıra Hapishanesi’nde CIA ajanlarınca sorgulandığını şöyle anlatmıştı: “CIA ajanları beni sorgulamak istedi. Ancak ben bilgi vermedim. Bilgi vermediğim için de 7 metrekarelik tek kişilik odaya alındım.” Sakka’nın avukatı Osman Karahan da müvekkilinin cezaevinde İngilizce konuşan bazı kişilerce ziyaret edildiğini, bu kişilerin Sakka’dan Hariri suikastı için Suriye’yi suçlamasını istediğini, Sakka’nın reddetmesi üzerine müvekkilinin ölümle tehdit edildiğini ve söz konusu kişilerin cezaevi defterinde giriş kayıtlarının olduğunu açıkladı.

2005’te de dönemin Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, CIA’in, işkence ve sorgu odalarına dönüştürdüğü uçaklarından birinin İstanbul Sabiha Gökçen Havaalanı’na indiğine dair haberler üzerine, “Türkiye’ye 30 Ekim ve 15 Kasım tarihlerinde inen uçağın tescilli olduğu ülke ABD, uçağın sahibi ise Pegasus Tec. şirketidir. Bu uçak, CIA uçağı mıdır biz bilemeyiz” demişti. CIA’in işkence uçaklarının, birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de faaliyet gösterip göstermediğini kim bilir peki? Doğru soru kimin bileceği değil, kimin açıklayabileceği belki de. Neyse ki Wikileaks var.

"DOST VE MÜTTEFİK ÜLKE..."

“...gerçekten kabul edilmeyecek ve insanlık dışı muamele ve işkence görünüyor. Şeffaflık önemli ama bu yapılan işkenceyi mazur göstermez. Umarım, dost ve müttefik ülke Amerika’da bir daha böyle olaylar tekrar etmez, insanlık dışı olaylar, muameleler tekrarlanmaz. Açıklanan raporda gördüğümüz muameleler hiçbir insanın kabul edemeyeceği ve insanlık dışı muamelelerdir, işkencedir. Bunun tekrar edilmemesi arzumuzdur. Raporu baştan sona inceliyoruz.” (Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun CIA işkence raporuyla ilgili yorumu.)

CIA’in, Türkiye’nin de geçmişteki işkence tarihine “önemli katkıları olan” işkence araştırmalarının sonucu olarak, yeni bulduğu yöntemleri kınayan Bakan Çavuşoğlu, CIA’in Türkiyelilere de işkence yapıp yapmadığının araştırıldığını söyledi. Bir an bunun gerçekliğinden emin değilmişiz gibi davranalım: İşkence kanıtlı bir şekilde ortaya konduğunda, CIA’e ne gibi bir yaptırım uygulamayı düşünüyorlar? Pasaport kontrolünü mü sıklaştıracaklar?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Fethullah Gülen için Kırmızı Bülten peşindeymiş, ABD’den iadesini talep edecekmiş. CIA’e de dilekçe verecek mi acaba?