Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri Dr. Koray Başar: İdam istismarı önlemez aksine örtbas edebilir
09.07.2018 09:18 RÖPORTAJ
İdam hiçbir suçla ilgili çözüm olmadığı gibi caydırıcı da değil. İdamın tartışılması suçun işlenmesinden çok, bildirilmesini caydırabilir. Çocuğa istismarın, başkaları tarafından örtbas edilmesini teşvik edebilir

MELTEM YILMAZ @meltemmmylmz

Türkiye Psikiyatri Derneği Genel Sekreteri, Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Koray Başar, bu haftaki Pazartesi Söyleşisi’nin konuğu oldu. Son dönemde gündemde sıkça yer alan çocuk istismarı vakalarına ilişkin sorularımızı yanıtlayan Başar, bu vakalardaki toplumsal sorumluluğa dikkat çekiyor.

»Son dönemde çocuk istismarı beraberinde kaçırma ve/veya öldürme vakaları gündeme oturmuş durumda. Öncelikle sizin, çocuk istismarının artışındaki nedenlerine ilişkin çıkarımlarınız ne yönde?
Çocuklara yönelik cinsel şiddetin son günlerde yaşananlarla gündeme gelmesi bu durumun yaygınlaştığı izlenimi veriyor ancak yaygınlıkla ilgili bir değişiklik olup olmadığın söylemek güç. Birçok ülkede yapılan çalışmaların ortak sonucuna göre çocuk istismarlarının onda biri cinsel istismar. Yine araştırmalar, on sekiz yaşından önce cinsel istismara maruz kalmayı erkeklerde yüzde 8, kadınların yüzde 19 gibi yüksek oranlarda bildiriyor.

Bu alanda yapılan çalışmalar on olaydan sadece birinin bir uzmana bildirildiğine işaret ediyor. Tüm çalışmalar kadınların daha çok mağdur olduğuna da işaret ediyor; ancak uzmanlar erkeklerle ilgili oranın, bildirimin daha güç olması nedeniyle, gerçekleşenin çok daha altında olduğunda hemfikir.

»Çocuğa ya da erişkine yönelik cinsel şiddete zemin hazırlayan etkenlerin ortak noktasında ne var?
Bu etkenler çok çeşitli. Ancak alanda çalışanların ortaklaştığı kanaat cinsel istekle, cinsel dürtüyle açıklanmasının dar görüşlülük olduğu. Sadece buna indirgenmesi, sadece cinsel istekle ilişkili görülmesi cinsel şiddetle mücadele önünde büyük bir engel. Cinsel şiddet konusunda en temel belirleyen bireysel özellikler değil. Daha açık ifade edeyim, cinsel şiddetin gelişmesinin de, sürmesinin de, açığa çıktığında cezasız kalmasının da sorumlusu toplumda egemen olan cinsiyet ideolojisi: erkeklik ve erkekliğe imtiyaz, üstünlük tanıyan toplumsal düzen.

Şiddetle iktidar birbirinden ayrı düşünülmesi güç iki kavram. Cinsel şiddete zemin hazırlayan en önemli etken, kimilerinin güç, iktidar sahibi olduğu ve bunu diğerleri üzerinde serbestçe sergilemesinin meşru kılındığı bir ortam. Bu cümlede kimileri dediğim yere erkek koyarsanız, erkeğin, toplumsal erkekliğin sorgulanmaksızın iktidarda olduğu bir toplum düzeninde cinsel şiddet de diğer şiddet türleri de kaçınılmaz ve yaygın olması anlaşılır. Toplumsal erkeğin tek, evrensel, normal kılındığı bir ideolojiden bu toplumda mağdur olmayan kimse yok.

»Bildiğimiz kadarıyla istismarcılar genelde ailenin yakınındaki kişiler oluyor, akraba vs. Bu kişiler kendini nasıl gizliyor ve çocukla nasıl bir ilişki kuruyor?
Çocuğa yönelik cinsel şiddetin önemli bir bölümü, yaklaşık üçte biri, aile içinde yaşanıyor. Tamamen yabancıların fail olması olayların onda birinden azını oluşturuyor. Aile üyesi değilse de yakın çevreden, güvenilir olduğu kabul edilen kişilerden kaynaklanan cinsel şiddet en yaygın karşılaşılan durum. Biraz önce değindiğim toplumsal yapı ve egemen ideoloji sorunun bu önemli boyutunun görünmez kılınmasını sağlıyor. Erişkinden farklı olarak çocuğa yönelik cinsel istismar daha az oranda fiziksel şiddet içeriyor. Daha çok çocuğun güvenini kazanmaya yönelik girişimlerle, adım adım ilerleyen bir yakınlaşma, çocuğun başta yakınlık olarak değerlendireceği bir iletişim seçiliyor. İlişki kademeli olarak cinsel nitelik kazanıyor. Yine erişkinde gördüğümüzden çok daha süreğen, haftalar, bazen yıllar süren bir durumdan, sıklıkla yinelemelerle şiddeti artan bir olaydan bahsediyoruz.

»Çocuğa yönelik cinsel istismarı görülmez, gizli kalmasını sıklıkla mümkün kılan nedir?
Çocuğun ve çevresinin bu davranışı nasıl kavradığı. Fail çocuk bu durumdan rahatsızlık duyduğunu belli ettiğinde, bunu kendisinin de dahil olduğu bir suç, ayıp olarak yansıtabilir çocuğa. Cinsellik ve hakları konusunda bilgisi olmayan bir çocuğun, kendisinin masum olmadığını düşünmesi, olay açığa çıkarsa masum görülmeyeceği, suçlanacağına inanması gizli tutmasının en önemli nedenlerinden. Böyle cinsel şiddet durumlarında mağduru açık ya da gizli şekilde suçlu gören, böyle şiddet olaylarında mağdurun kim olduğu, nasıl davrandığıyla ilgili etkenlerin önemini vurgulayan toplumsal tutum çocukları gizlemeye itmektedir. Dahası toplumun mağduru suçlayan, onun davranışlarının mağdur olmasına neden olduğuna, bu nedenle seçildiğini ima eden tutumu bu olaylarda yaşanılan ruhsal zorlukların önemli bir bileşenidir. Yani çocuğa yönelik cinsel suçların gizli kalmasında toplum failin suç ortağıdır.

»Ailelerin çocuk istismarına karşı, çocuklarını eğitme konusunda bilinçli olduğunu düşünüyor musunuz ? Kendileri bilinçli mi?
Ailelerin toplumun genelinin dışında bilinç sahibi olması, eğitim vermesi de, benim öyle olduklarını savunmam da güç. Sadece ailelerin bilinçlendirilmesi de yeterli değil. Sürekli ailelerin nelere dikkat etmesi gerektiği konuşuluyor ve bu önemli. Ancak çocuğun cinselliğin ne olduğu, ne olmadığıyla, kendini neye karşı nasıl koruyacağıyla, bir istismarla karşılaştığında sorunlu ve suçlu olanın kendisi olmadığıyla, bunu birilerine aktardığında suçlanmayacağı, sorunun çözülebileceğiyle ilgili bilgi sahibi olması asıl önleyici tedbirdir. Tüm bu söylediklerimi çocuğa aktarmaya cinsel eğitim denir. Bu eğitimi vermeyi ailelere bırakmak, sorun yaşandığında aileleri sorumlu tutmak kolaya kaçmaktır. Türk Tabipleri Birliği’nin geçen gün yaptığı açıklamada vurgulandığı şekilde, bu bilinci kazandırmak toplumun sorumluluğudur. Cinsel eğitim devletin sorumlu olduğu, kişilerin en doğal haklarından olan eğitimin konusudur. Bu konuda uzmanlığı olan meslek gruplarıyla işbirliği içinde düzenlemelere gidilmesi, çözümün en önemli adımlarındandır.

»Cinselliğin tabu olup giderek daha az konuşulur hale gelmesi, bu vakalarda nasıl bir etki yaratıyor?
Genel olarak cinselliğin daha az konuşulabilir hale getirilmesi, son günlerde kimilerince öne sürüldüğünün aksine cinsel istismara zemin hazırlıyor. Çocuğun, kadının hakları konusunda çekingen adımlar atılması, aksine çocuk ve ergen yaşta evlilik gibi aksi yönde ilerlemelere kapı açmak cinsel istismarla mücadeleyi zayıflatmaktadır. Toplumda yaygın görülen, meşru kabul edilenin dışında cinsiyet ifadesi olanlar cinsel şiddete daha sık maruz kalmaktadır. Bu yıllardır yapılan çok sayıda araştırmanın ortak bulgusudur. Dolayısıyla, kamuoyunda lezbiyen, gey, biseksüel, trans (LGBT) olmayı olumsuzluk, hastalık, sapkınlık gibi gösterdiğinizde, bu çocukların maruz kaldığı cinsel şiddeti meşru ve kendi kabahatleri gibi gösteriyorsunuz. Bunun aksine onur yürüyüşü yapmalarına, görünür hale gelmelerine izin verdiğinizde, haklarını desteklediğinizde cinsel şiddete karşı tedbir almış olursunuz. LGBT cinsel şiddetin faili değil, hedefidir. Sonuç olarak bu sorunun çözümü, ailede de, toplumda da, cinselliğin üstü örtülerek sağlanamaz. Dediğim gibi, cinsel suç ya da cinsel şiddet cinsellikle değil şiddetle ilgilidir. Toplumda şiddetin yaygınlaşması, şiddetin meşru görülmesiyle ilgili eğilim, beraberinde cinsellikle ilgili suçlarda da artışı getirecektir. Dolayısıyla çözümü bireysel tedbirlerde aramak gerçekçi değil.

»İdam tartışmaları gündemde. İdam bu işi nereye götürür?
İdam hiçbir suçla ilgili çözüm değil. Cinsel suçlarla birlikte anılması da büyük bir talihsizlik. İdamın geçerli olduğu, uygulandığı ülkeler ve diğerleri, uygulandığı ve uygulanmadığı dönemler arasında defalarca yapılmış çok sayıda karşılaştırmanın ortak bulgusu: İdam caydırıcı değil. Dahası cezanın arttırılması tek başına caydırıcı değil. İdam devlet eliyle, toplum adına işlenen cinayettir. Ayrıca çocukların cinsel istismarı bildirmeyle ilgili güçlüklerden önemli biri, sıklıkla failin aile üyesi veya yakını olmasıdır. Cezaların arttırılması veya idamın tartışılması suçun işlenmesinden çok, bildirilmesini caydırabilir. Çocuğun yakınlarına bildirdiği istismarın, başkaları tarafından örtbas edilmesini teşvik edebilir.

***

Hadım istismarı engellemez

turkiye-psikiyatri-dernegi-genel-sekreteri-dr-koray-basar-idam-istismari-onlemez-aksine-ortbas-edebilir-484552-1.

»Hadım?
Kamuoyunda ‘hadım’ ya da ‘kastrasyon’ diye anılan önerinin dayandığı varsayım bu suçların belirmesine ve yinelemesine cinsel motivasyonun neden olduğudur. Cinsel istek olmadığında ya da hormonların etkisiyle sertleşme gerçekleşmediğinde suçun yinelemeyeceği sanılmaktadır. Oysa cinsellikle ilgili suçlar üzerine yapılan araştırmalar, bu suçların önemli bölümünde cinsel davranışların suçun esas öğesi olmaktan ziyade şiddet ve iktidar ifadesinin bir aracı olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla çözümü failin cinsel isteğini, cinsel dürtüsünü azaltmakta aramak yanıltıcıdır. Bu suçlar cinsel dürtülerle işlenmediği gibi, cinsel eylemler penisle sınırlı değildir. Bu öneriyle ilgili önemli bir sakınca, cinsel istismar sorunu toplumsal arka planından bağımsız, bireysel bir konu gibi ele almaktır. Dahası suçla hastalık kavramlarının iç içe geçmesine neden olarak hedefin şaşmasına, yersiz bir şekilde ruhsal bozukluğu olanların damgalanmasına yol açmasıdır.

»Türkiye Psikiyatri Derneği’nin bu konuda ne tür çalışmaları var?
Türkiye Psikiyatri Derneği ve pek çok sivil toplum kuruluşu uyarıda bulunmaktadır. Derneğimizin başvurusu üzerine önceki yönetmelikle ilgili yürütmeyi durdurma kararı alınmış, bazı önerilerin dikkate alındığını düşündüren kanun taslağı Meclis’e yeniden sunulmuştur. Yeni taslakla da ilgili ciddi sorunlar olduğunu düşünüyoruz. Türkiye Psikiyatri Derneği’nin geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamasındaki çağrımızı yinelemek isterim. Çocuğa yönelik cinsel şiddet ile ilgili gerçekçi çözüm yöntemlerinin değerlendirilebilmesi için Sağlık Bakanlığı başta olmak üzere ruh sağlığı alanında çalışan bütün kurumlar bir araya gelerek ortak çalışmalar yapmalıdır.