Anasayfa SPOR Türkiye, Rusya ve İran neden ilerleme kaydedemiyor?

Türkiye, Rusya ve İran neden ilerleme kaydedemiyor?

Alexey Khlebnıkov

Geçen ay Rusya, İran ve Türkiye üçlüsü Soçi’de bir zirve daha yaptı. Herhangi bir sürpriz yaşanmadı; mevcut riskler bir kez daha teyit edildiğiyle kaldı.

Toplantının arka planında üç önemli konu vardı. İlk olarak Rusya-Türkiye arasındaki işlevsiz İdlib tampon bölgesi anlaşması… Bu anlaşma İdlib’deki durumu iyileştirmek yerine daha da karmaşık hale getirdi. İdlib bölgesi El Kaide bağlantılı Tahrir el Şam (HTŞ) tarafından ele geçirildi ve ılımlı muhalifler baskı altına girdi. Bu da anlaşmayı etkisiz kıldı, Moskova ve Ankara arasında sürtüşme ihtimali arttı.
İkincisi ise Amerika’nın aralıkta duyurduğu çekilme kararı. Suriye’deki durumu daha da karmaşık hale getiren bu karar Rusya, Türkiye ve İran’ı Suriye Kürtlerinin geleceği ve Fırat’ın doğusundaki topraklar konusunda şüpheye düşürdü. ABD’nin çekilme kararı pratiğe dökülecek mi, göreceğiz.

Üçüncüsü ise üç ülkenin bir araya gelip anayasa komitesinin kimlerden oluşacağı konusunda anlaşmaya varamamaları oldu. Bu başarısızlık siyasi süreci tıkayan başlıca engel olarak görülüyor.

İdlib’deki durum açısından baktığımızda görüyoruz ki, yapılan son zirve herhangi bir ‘netlik’ getirmedi. Rusya tüm Suriye’nin Şam kontrolüne girmesi için çabalamaya devam ediyor, bu da Türkiye için pazarlığı zorlaştırıyor.

İdlib’deki muhalif gruplar (örneğin Türkiye’nin desteklediği Ulusal Kurtuluş Cephesi) geçtiğimiz aylarda zayıfladı ve bu da HTŞ’nin kontrolü ele geçirmesini mümkün kıldı. Ahrar uş-Şam, Sukur el-Şam, Nureddin Zengi Hareketi gibi gruplar HTŞ tarafından yenilgiye uğratıldı.

idlib ANLAŞMAsı GEÇERLİLİĞİNİ YİTİRDİ

Neticede Ankara’nın sahadaki ‘vekillerini’ kullanarak cihatçıları dizginlemesini öngören İdlib Anlaşması geçerliliğini yitirdi. Moskova anlaşmaya hâlâ sadık olduğu konusunda ısrarcı olduğunu söylüyor; fakat bir yandan da uygulanmasının mümkün olmadığını, çünkü terör tehdidinin ‘tehlikeli boyutlara’ ulaştığını dile getiriyor.

Rus hükümet sözcüsü Peskov kısa süre önce verdiği bir röportajda İdlib anlaşması ile ilgili bazı detaylar verdi. Askeri bir operasyona ihtiyaç olduğunu, fakat bu operasyonu kimin yapacağının net olmadığını söyledi. “Türkiye ya da başka ülkeler olabilir” dedi. Bu yoruma bakılırsa İdlib harekâtı her an hayata geçirilebilir gibi görünüyor. Bu da İdlib’in tekrar Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesi anlamına gelebilir.

Bir yandan da ABD’nin Suriye’den çekilme kararı Türkiye açısından öncelikleri baştan tanımladı. Türkiye için öncelik Fırat’ın doğusunda, Kürtlerin kontrolünde bulunan bölgeler.

İdlib, Ankara için öncelik konusu değil; çünkü Rusya ile gerilim yaşanması riskini ve teröristler ile mücadele için askeri çaba gereksinimlerini artırıyor. Haliyle Türkiye’nin dikkatini Suriye Kürtlerine çevirme kararı kolaylaşmış oldu. Bu da Türkiye’nin diğer bir hedefiyle doğrudan bağlantılı; ülkede yaşayan 3,5 milyon Suriyeli mültecinin Türkiye kontrolündeki bir ‘güvenli bölgeye’ yerleştirilmesi.

Fakat Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda ne gibi hamleler yapacağı henüz belirsiz. Amerikan birlikleri hâlâ Suriye’de ve Washington bölgedeki Kürtleri savunmasız bırakmayacağının, İran’ı başıboş bırakmayacağının sinyalini verdi. Kürtlerin kontrolünde bölgeler konusunda tüm tarafların bir çeşit mutabakata varması gerektiği aşikar, ancak bu anlaşmanın çerçevesinin ne olacağını zaman gösterecek.

Artan gerilimler

Arka planda bunlar olurken Moskova, 1998’de Suriye ve Türkiye arasında imzalanan Adana Antlaşması’nın süreçte belirleyici rol oynayabileceğini dile getirdi. Anlaşmanın içeriği Kürt savaşçıların yarattığı güvenlik riskleriyle ilgili. Rusya Türkiye’nin 32 kilometre derinliğinde güvenli bölge oluşturma teklifini genel hatlarıyla desteklese de müzakerelere Şam’ın da katılması gerektiğini söylüyor. Ancak bu teklif Ankara tarafından kabul görmüş değil.

Ankara, Moskova ve Tahran, Trump’ın Suriye’den çekilme kararını olumlu karşıladıysa da sürecin nasıl işleyici konusunda şüpheleri sürüyor. Kürtlerin geleceğinden, Fırat’ın doğusundaki toprakların ne olacağına ve İran’ın Suriye’deki etkisine birçok soru işareti var.

Anayasal komite ve siyasi süreç meselelerine dönecek olursak, Soçi’de herhangi bir gelişme olmadı. Şam ve muhalif gruplar karşılıklı olarak tavizler vermeye açık; ancak muhaliflerin sıkıntısı son derece ‘bölünmüş’ olmaları. Suriye’deki isyancı grupları destekleyen başlıca iki ülke olan Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki gerilim de bu problemi daha belirgin hale getiriyor.

Türkiye-Suudi Arabistan ilişkileri Cemal Kaşıkçı cinayeti sebebiyle darbe aldı. Dahası, ABD’nin çekilme planları en çok Ankara’ya yarıyor. Türkiye bu sayede kuzeydoğu Suriye’deki etkisini genişletebilir ve bu da Riyad’ı endişelendiriyor.

Suudiler ve Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye’nin Suriye’deki etkisini kontrol altına tutmak arzusundalar. BAE’nin Şam büyükelçiliğini tekrar faaliyete sokma kararı, Abu Dabi’de düzenlenen Suriye-BAE ticaret forumu ve Esad’ın güvenlik danışmanının 2018 sonunda Riyad’ı ziyarete gitmesi… tüm bunlar Körfez devletlerinin Suriye’deki çıkarlarını güvenceye alma arzusuna işaret ediyor.

ABD’nin çekilmesi Suriye’deki siyasi süreci olumsuz etkileyebilir. Türkiye ve Körfez ülkeleri Suriye muhalifleri arasında farklı grupları destekliyor. Bu durum muhalifler arasında görüş ayrılıklarını derinleştirebilir ve ortak pozisyon alma şanslarını hepten azaltabilir.

Diğer yandan ABD’nin Suriye’deki rolüne dair büyük bir soru işareti var. Ülkeden çekilme planlarının nasıl uygulanacağı merak konusu. Bu konuda yaşanacak gelişmeler İdlib’in geleceği ve Tahran’ın Suriye’deki rolü açılarından belirleyici olacak.

Çeviren: Fatih Kıyman

Kaynak: Middle East Eye

SON HABERLER

Economist: Erdoğan saldırıları siyasi puan toplamak için kullandı

İngiltere'de yayımlanan haftalık The Economist dergisi son sayısında, AKP Genel Başkanı ve...

Rekabet Kurulu’ndan 24 yaş meyve sebze toptancısına soruşturma

Rekabet Kurulu'nca, İstanbul, Ankara ve Antalya'da yaş meyve ve sebzelerin toptan satışı...

BM: Golan Tepeleri’nin statüsünde değişiklik yok

BM Genel Sekreter sözcülerinden Farhan Haq, Golan Tepeleri’nin statüsüyle ilgili durumun aynı...

Trump, açıklanmayan yaptırımları geri çekti

ABD Başkanı Donald Trump'ın "Bugün açıklanan Kuzey Kore yaptırımlarını geri alıyorum" şeklindeki...

ABD’den İran’a yeni yaptırım

ABD yönetimi, İran'ın nükleer silahla ilgili çalışmalarında yer aldıkları ya da bunlara...

UEFA, Neymar’ı suçlu buldu

UEFA, Manchester United ile oynanan Şampiyonlar Ligi maçının ardından yaptığı açıklamalar nedeniyle...

Sarı Yeleklilerin gösterilerinde güvenlik güçlerine ateş açma izni verildi

Fransa'da Sarı Yeleklilerin hafta sonu yapmayı planladığı gösteri sırasında güvenlik güçlerinin hayati...

İDO’dan Cumhur İttifakı’nın Yenikapı mitingi nedeniyle sefer iptalleri

İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş (İDO) Cumhur İttifakı'nın 24 Mart Pazar günü Yenikapı'da...

Aşı reddi artışı salgın ve ölümlere neden olabilir

Türk Eczacıları Birliği (TEB), gerçek dışı bilgilerle aşıyı reddetme eğiliminin salgın ve...

Kati Piri’den Erdoğan’a yanıt: Toplumu bölerek tehlikeli bir atmosfer yaratıyor

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "İslam düşmanlığı" ile suçladığı...