alpertasbeyoglu

Türkiye sanatçılarını değerlendiremiyor

Keman virtüözü Cihat Aşkın, 15 Şubat’ta yayımlayacağı ‘Türk Valsleri’ albümünü aynı gün Zorlu PSM’de vereceği konserle müzikseverlerle paylaşacak. Aşkın, devletin sanatçıları temsillerde yeteri kadar kullanamadığı görüşünde

Keman virtüözü Cihat Aşkın’ın yeni projesi Türk Valsleri CD ve LP olarak Kalan Müzik etiketi ile yayımlanıyor. Cihat Aşkın ve Türk Valsleri, Hakan Aysev ve Görkem Ezgi Yıldırım’ın katılımıyla Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde 15 Şubat’ta sevenleriyle buluşacak. Biz de Cihat Aşkın ile konuştuk.

► Türk Valsleri projesi yapma fikri nereden çıktı?

Bütün dünyada yeni yıl konserlerinde, balolarda ve bilumum eğlenceye yönelik etkinliklerde mutlaka vals çalınır. Ama bu valsler genellikle dünyaca bilindik Viyana valsleridir. Özellikle Johann Strauss’un meşhur Mavi Tuna isimli eseri bu konserlerin vazgeçilmezlerinden biridir. Ancak bizim müziğimizde de var olan Yürük Semai formu aslında bir vals niteliğinde ve yüzyıllardır kullanılmıştır. Dede Efendi ilk defa bu formu geliştirerek sarayda gelişmeye ve revaçta tutulmaya başlanan İtalyan müziğine bir cevap vermek istemiş ve bir çırpıda ‘Yine Bir Gülnihal’ isimli eseri bestelemiştir. Bu bir valstir. Demek ki bizim kültürümüzde de vals var ve besteciler 200 yıldır vals bestelemişler. Biz kendi kültürümüzde yarattığımız eserleri dünyaya niçin mâl etmeyelim? Bu düşünce benim için esas teşkil etmiştir. Tıpkı Dede Efendi 200 yıl önce çıkıp nasıl ben de yapabilirim dediyse, ben de çıktım ve dedim ki; dünya yapıyorsa ben de yapabilirim.

► Kimlerin eserlerini dinleyeceğiz bu albümde?

İlk Türk Valsi olan Dede Efendi’nin ‘Yine Bir Gülnihal’ adlı eseri ile başlıyoruz. Bunun yanı sıra İsmail Hakkı Bey ve Muhlis Sabahaddin Bey gibi romantik besteciler var. Tabii ki unutulmazlar arasında Refik Fersan, Arif Sami Toker ve Erol Sayan var. Neveser Kökdeş 20. yüzyılın ilk yarısında yaşamış kadın bestecimiz ve Muhlis Sabahaddin Bey’ in de kardeşi. Onun iki güzel eseri var. ‘Bekledim de gelmedin’ Yesari Asım Arsoy’dan bir klasik. Değerli öğretmenimiz Yavuz Özüstün’den ‘Bir Deniz Ki Gözlerin’ ise muhteşem bir vals. Samanyolu hepimizin bildiği klasikleşmiş bir Metin Bükey bestesi. Özdemir Erdoğan ve Sezen Aksu’nun besteleri de artık toplumumuza mâl olmuş melodileriyle herkes tarafından bilinen eserler. Bunların yanında Azeri ‘Nazende Sevgilim’ de orijinal versiyonuyla albümde yer alıyor. Biz bazı yabancı bestecilerin valslerini de Türk müziği çalgılarının üslubu ile seslendirdik ve onları da bu albüme koyduk.

► İlk Türk valsi olan Dede Efendi’nin Yine Bir Gülnihal adlı eserinden sonra bir yayılma başlıyor. Nedir bu eserin ve Dede Efendi’nin önemi?

Dede Efendi, klasik Türk müziğinin en büyük kutuplarından biridir. Çok sayıda değişik formda eser vermiştir. Klasik üslupta önemli eserler vermesine rağmen, Dede Efendi yenilikçidir. Mevlevidir. Mevlevi ayinleri dışında, besteler ve daha hafif eserler de bestelemiştir. 1826 yılında Sultan II. Mahmud’un yeniçeri ocağını kapatırken, onların müziği olan mehter müziğini de yasaklaması ve mehterhaneyi kapatması, yerine İtalyan usulü bir askeri müzik takımının yani bandonun yerini alması, bu bandonun başına meşhur opera bestecisi Donizetti’nin kardeşi Giuseppe Donizetti’yi getirmesi ve onu paşa yapması, kuşkusuz o güne dek sarayda önemli yerleri olan klasik bestekârları, Dede Efendi’yi, Şakir Ağa’yı ve daha nicelerini üzmüştü. Bu duruma gücenen Dede Efendi, kendisinin de bu yeni moda karşısında bir cevap vermesi gerektiğini düşünmüş ve artık klasikleşen ‘Yine Bir Gülnihal’ isimli eseri bestelemişti. Kimse kusura bakmasın ama bu melodi birçok batı valsini gölgede bırakacak derecede yenilikçi ve daha iyisidir. Benim elimde böyle bir zenginlik varsa ben bu melodiyi dünyaya yayarım. Bundan çıkacak fikir şudur: Taklitçi zihniyetle yapılmaya çalışılan her şey başarısız olur ama üretim zihniyeti ile yapılan her şey ise baş tacı edilir. Müzisyenlerimiz ve sanatkârlarımız yaratıcı ve özgün olmak istiyorlarsa bu hususa dikkat etmelidirler.

► Hakan Aysev ve Görkem Ezgi Yıldırım’ın katılımıyla Türk Valsleri müzikseverlerle buluşacak. Nasıl bir konser bekliyor dinleyicileri?

Türk Valsleri ‘şarkılardır’ demiştim. 15 Şubat Zorlu PSM konserinde sevgili dostlarım Hakan Aysev ve Görkem Ezgi Yıldırım ile sahnede olmaktan dolayı çok büyük mutluluk duyuyorum. Onların varlığı Türk Valsleri’ne farklı bir boyut getirecektir. Hakan Aysev’i çok uzun yıllardır beğeni ve ilgiyle takip ediyorum ama ilk defa bir arada sahneye çıkıyoruz. Görkem Ezgi Yıldırım ile 3 sene önce birlikte başladığımız bazı projeler vardı, turnelerde beraber sahneye çıktık ve güzel konserler verdik. Şimdi değerli dostlarımla beraber sahnede olmak benim için çok özel bir duygu olacak. Dinleyiciler sadece dans etmekle kalmayacaklar ama şarkılara da katılacaklar.

► Hem yurt içinde hem yurt dışında müzik eğitimi almış bir sanatçı olarak Türkiye’nin şu anki kültür sanat politikalarını yeterli buluyor musunuz?

Kültür ve sanat politikalarını yönlendirenler, sanatçılardır. Devlete yüklememek lazım her şeyi. Sanatçılar daima ileriyi görüp gerekli adımları atan öncülerdir. Eğer sanatçılar ileriyi görüp yeterli politikaları saptayamıyorlarsa, bu politikaları devlete anlatamıyorlarsa, devleti bu politikalarla yönlendiremiyorlarsa, kültür ve sanatı yeterince temsil edemezler. Buna karşılık devlet de sanatçılara sıcak elini uzatmalı ve hiçbir ayrım yapmadan tüm sanatçıların temsil edilmesine izin vermelidir. Sadece popüler medyada meşhur olmuş eğlendiriciler bir ülkenin gerçek kimlik ve kültürünü temsil edemezler, zira popüler medyada yer alanlar sadece günlük politikalarla uğraşırlar ama gerçek sanatçı yüzyıllardan beri almış olduğu kültürel kimliği yüreğinde taşıyan ve onu geleceğe aktaran bir ulaktır. Bu nedenle sanatçı ve devlet ilişkisi karşılıklı saygı, sevgi ve anlayış çerçevesinde barışçıl bir şekilde devam etmelidir. Ama genel olarak Türkiye sanatçılarını yeterince kullanamayan bir ülkedir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan ve günümüze kadar gelen devirde de bu değişmemiştir. Halbuki sanatçılar bir devletin en yüksek diplomasi uzmanlarından sayılmalıdır. Devlet kendi varlığını temsil etmek için sanatı ve sanatçısını en saygın bir şekilde temsil ettirmelidir. Çünkü kültür ve sanat bir ülkenin kimliğidir.

BİZİ TAKİP EDİN

359,880BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,621TakipçiTakip Et
7,812AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL