alpertasbeyoglu

Türkiye’nin DTP çıkmazı



Başbakan’ın açıklamalarında kendini hissettiren en temel argüman, Kürt meselesinin salt askeri planda çözülemeyeceği yönünde, ki buna Kuzey Irak’a yönelik muhtemel operasyon da dahil. Yani Erdoğan, operasyon beklentilerini “konuyu abartmayın ve zorlamayın” havasında karşılıyor. Dahası meselenin siyasi zemine taşınmasının gerekliliğine işaret ediyor gibi… Bu noktada, DTP’ye bir misyon biçtiği anlaşılıyor. Lakin, belli şartları yerine getirmesi koşuluyla… Öncelikle de DTP’nin PKK’yı ‘terör örgütü’ ilan etmesi gerektiğini söylüyor. Şimdi duruma bir bakalım…


• • •
DTP’nin “PKK’ya yakın” bir siyasi çizgiyi temsil ettiğini herkes biliyor. Zaten başsavcılığın partinin kapatılması için harekete geçmesinin nedeni de bu. Kapatma davası bir yana, DTP’ye yönelik eleştirilerin temelini de PKK ile arasına mesafe koymaması, PKK şiddetine açıkça karşı çıkmaması vb oluşturuyor. Hatta sosyalist solun bir bölümünden gelen eleştirilerde de -belki aynı ifadeler kullanılmıyor ama, benzer yaklaşımlar görülüyor.


Şu soru düşünülmeye değer: DTP kendisinden talep edilen çizgiye çekilse… Yani PKK’yı terör örgütü ilan etse, eylemlerini kınasa, hasılı PKK ile “ilişkisini” nihayete erdirse… Ne olur?


• • •
Doğu ve Güneydoğu’da, büyük kentlerde Kürtlerin yoğun yaşadığı bölgelerde, kısacası DTP’nin oy aldığı yerlerde, bu partiye oy verenler, siyaseten nerede duruyor? Geçmişte DEP’i, HADEP’i, DEHAP’ı destekleyenler için de aynı soruyu sorabiliriz. Kendimizi kandırmayalım. Aslında bu insanların siyasi desteği PKK’dan yana… Oy verdikleri partiler de PKK’nın işaret ettiği partiler… Gerçekte bölgede örgütlü olan yegâne güç PKK.


DTP milletvekillerinin, dağdakilerin kardeşleri olduğunu söylemeleri tuhafımıza gidiyor ama, allaşkına o bölgede dağda öldürülmüş ya da yaşayan akrabası olmayan aile var mı? Hiç sorgulanmadan neredeyse herkes tarafından paylaşılan illüzyona bakılırsa, sanki bölgede DTP (ya da daha önce kapatılan diğer partiler) ve seçmenlerinden oluşan bağımsız bir siyasi güç var, bir de terör örgütü PKK. DTP-anlayamadığımız bir nedenle(l) PKK’ya karşı çıkmaktan imtina ediyor. 23 yıldır süren savaştan çıkardığımız ders bu mu? Bunu mu anladık?


• • •
O bölgede, en başta Kürtler açısından PKK’ya rağmen siyasi bir güç olmak mümkün değil. (AKP’nin son seçimlerdeki yükselişi elbette dikkate değer bir gelişme. Lakin bambaşka bir tartışmanın konusu.) Tahmin etmek zor değil. DTP bugün kendisinden talep edilen siyasi çizgiye çekilse…. PKK ile ilişkisini kopartsa…. Ortaya çıkacak tablo, kapatılmasından farklı olmayacak. Yani bir siyasi güç olmaktan uzaklaşacak. Siyaset sahnesinden silinecek. Kimilerinin söylediği gibi bu partinin muhatap alınarak sorunların çözümü yönünde adım atılmasının koşulları da kalmayacak. Nitekim PKK terörünü eleştiren başka Kürt partileri de var. Onlar niye muhatap alınmıyor? Çünkü siyasi temsil kabiliyetleri yok denecek kadar az. Sonra ne olacak? DTP’nin yerine ‘eski siyaseti’ öne çıkaran başka kadrolar ikame olacak. Döneceğiz başa!


Kısacası sorun DTP sorunu değil, PKK sorunudur. Kürt sorununda çözüme gidilecekse, bunun PKK’ya rağmen olmayacağı aşikar. Evet, askeri anlamda darbe vurabilirsiniz, geriletebilirsiniz, ama kökünü kazımanız imkansız. Bunu ben değil “dağa çıkmayı engelleye-medik” diyen Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ söylüyor.


• • •
Peki, Türkiye’deki siyaset geleneği, ya da daha genel anlamda demokratik bir sistem, bu sistemin parçası olan siyasi bir partinin politikayı şiddet kullanarak yürüten bir örgüte -en hafif deyimiyle- hüsnüniyet göstermesini sindirebilir mi? Yakın zamanda, uluslararası alanda bunun bir örneği var mı?


Sorun sanırım biraz da burada düğümleniyor. DTP’ye “PKK’ya tavır al” diyorsun, almıyor/alamıyor. Öte yandan bu tavrı alsa, bu kez muhtemel muhatabın olma özelliğini kaybedecek. Bu çıkmazı çözecek bir formüle ihtiyaç var.

BİZİ TAKİP EDİN

359,912BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,790TakipçiTakip Et
7,820AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL